• $8,3987
  • €9,9786
  • 488.984
  • 1408.81
17 Ekim 2015 Cumartesi

Araba sevdası

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Araba sevdası, Türk modernleşmesindeki Batılılaşma serüvenini anlatan edebi bir roman. ‘Musavver (resimli) milli hikâye’ tanımlaması dönemin edebiyat ortamı içinde kitabın iddiasıyla ilgili birkaç hususa işaret ediyor. Birincisi, görselliğin bir izlek olarak kullanılması. Bu, elbette dönemin edebi kamusunun ilgisini çekmek üzere bir reklam unsuru. Ama daha önemlisi ‘millilik’ vurgusu, Batılılaş(ama)manın traji-komik yanlarına, araba etrafında şekillenen bir kurgu içinde ayna tutuyor.

Yani araba, milli hikâyenin merkezinde taşıyıcı bir unsur.
Romanın ana kahramanı Bihruz Bey, Fransız kültürüne hayran, gösteriş meraklısı bir genç. Ona göre, milli olan her şey kaba ve yetersiz. Sözgelimi Türkçe, kaba bir dil. Yetersizliği, eksik bir Fransızca ile tamamlanıyor! Alafranga kıyafetler, gösterişli asa, üst sınıflara mensubiyet çabasının göstergesi. Fakat romanda arabanın yeri her şeyin fevkinde. Araba, şekilsel modernliğin taşıyıcı olgusu. Maddi zenginliğin, alafrangalığın, modernliğin temel göstergesi. Araba aynı zamanda bir aşk nesnesi. Zira Bihruz’un lüks bir landoda görüp âşık olduğu kadın, Periveş, arabayla adeta özdeş. Arabayı Periveş’in imajından çekip aldığınızda geride kalan koskoca bir hiçlik. Zaten Araba Sevdası romanı, edebiyat tarihçileri tarafından da epistomolojik olarak ‘geleneksel olanla Batılı olan arasındaki hiçlik’ olarak tanımlanıyor.
Tıpkı, lüks arabadan inen kadının aslında Bihruz’un hayalindeki modern kadın imgesine karşılık gelmesi gibi, araba etrafında kurgulanan hikâye de, Bihruz etrafında geleneksel ve milli olan her şeyin, alafranga bir hayat özlemi içinde bir hiçliğe dönüşmesine tekabül ediyor. Üstelik kiralık bir araba üzerinden, kendinde olmayan, bu yüzden de kahramanların üzerinde eğreti duran bir modernleş(eme)me hikâyesi anlatılıyor.

Araba, bugün yine gündemimizde. Bu sefer Türkiye’nin ‘yerli’ ve ‘milli’ siyasetinin bir parçası olarak. Yerli araba üretimi, Türkiye’deki siyasi gündemin olanca ağırlığına rağmen toplumda heyecan yaratan bir özgüven filizlenmesine de vesile. Çünkü ‘yerli araba’ sadece bir teknoloji yatırımı değil. Türkiye’deki en az 100 yıllık zihniyet tartışmalarına karşılık gelen önemli bir adım. Fakat her zamanki gibi bu önemli adımı itibarsızlaştırmaya çalışanlar da var. ‘Milli değil devşirme’ yakıştırmaları kendine güveni olmayan modernleş(eme)me zaaflarını yine gün yüzüne çıkarıyor. Varsın olsun! Yerli araba Türkiye’nin gerek teknolojik gelişiminde, gerekse zihniyet kodlarında önemli bir değişime tekabül ediyor. Ama en önemlisi bir özgüveni temsil ediyor.

2020’de seri üretimi olacağı açıklanan Türkiye’nin yerli otomobili, belki de bu sefer, -yerellik-küresellik geriliminde de olsa- tutarlı bir gelenek yorumu ile bu coğrafyanın kendi yerel modernliğini gerçekleştirmesine vesile olur.
Tanzimat’tan bu yana Osmanlı’nın Batılılaşma serüveni, Recaizade Mahmut Ekrem, Ahmet Mithat Efendi gibi yazarların süzgecinden edebiyata yansıdı. Araba sevdası da bunlardan birisiydi. Bakalım bugün Türkiye’nin yerli ve milli hassasiyetleri ve onun aksülamelleri yeni edebiyatçıların, yazarların masasında geleceğe nasıl bir edebi miras bırakacak?

<p>Türkiye'nin gurur kaynağıydı. Pek çok başarılı işe imza attı. Ama nasıl olduysa 'Türk Hava Kurumu

Türk Hava Kurumu nasıl batırıldı?

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor