• $7,4294
  • €8,982
  • 412.302
  • 1471.39
23 Aralık 2014 Salı

‘Cemaat’in dönüşümü

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Cemaatler özellikle ilahiyat ve sosyoloji alanlarında üzerinde çokça çalışılan akademik konuların başında gelmektedir. Nitekim Türkiye’deki üniversitelerde cemaatler üzerine sayısız tez yapıldı. YÖK tez kataloğunda basit bir tarama yapıldığında Gülen grubu hakkında da 10’un üzerinde yüksek lisans ve doktora tezinin olduğu görülür. 1995-2014 yılları arasında yapılmış bu tezler, grubu çeşitli açılardan ele alan çalışmalardır.

Tezlerin başlıklarına bakıldığında şimdiye kadar cemaatin genel olarak ‘modernlik, sekülerlik, dini cemaat-sivil toplum’ bağlamında ele alındığı görülür; Mensuplarının bakış açısıyla Gülen cemaati (Polatlı örneği)/ Din, modernlik ve Fethullah Gülen hareketi/ Türkiye'de İslam kapitalizm ilişkisinde Gülen hareketinin konumu/ Orta Asya’da Gülen okulları/ Gülen hareketi: Demokrasi, laiklik, din ve kamusal alan algılamaları/ Türkiye'de Fethullah Gülen okullarından ve diğer orta düzey okullardan mezun bilim olimpiyatları katılımcılarının bilimsel kariyerleri ve ideolojik profilleri/ Toplumsal değişmeler karşısında tavır belirlemede dini gruplar - Fethullah Gülen Cemaati- gibi başlıklar bunlardan bazılarıdır.
Özellikle 2000’li yıllara kadar Gülen cemaati pek çok sosyoloğun ilgi odağında yer almıştır. Bu süreç zarfında toplumda kısmen pozitif ama aynı zamanda şeffaf olmayan bir yapı olarak algılanmıştır. ‘Biz’ merkezli yapılanmasıyla diğer cemaatlerin ortak dini ve toplumsal hassasiyetlerinin uzağında durmayı tercih etmiş, benlik algısını kendisini ayrıştırarak inşa etmiştir.
Geçmiş yıllarda Gülen grubu yurtdışında da çok sayıda araştırmaya konu olmuştur. Fakat dikkati çeken, yurtdışında düzenlenen çoğu panel ve sempozyumun genellikle cemaatin kendi kurumları vasıtasıyla organize edilmiş olmasıdır. Cemaat bir anlamda kendi PR’ını kendisi yaparak algıları da kontrolünde tutabilmiştir. Fakat bu örtülü duruşun sonucu olarak Batı kamuoyunda Gülen hareketi ile ilgili genel kanaat şeffaf olmayan bir yapıya sahip oluşlarıdır.
Her ne kadar uluslararası medya, Türk hükümetine karşı ‘düşmanımın düşmanı dostumdur’ yaklaşımı içinde cemaatin argümanlarını destekler gibi görünse de, uluslararası camianın Gülen grubu hakkında pozitif bir algı içinde olduğunu söylemek zordur. Nitekim şeffaf olmayan yapının müphemliği, son tartışmalarla birlikte iyice artmıştır.
Yargıya intikal eden siyasal tartışmanın sonuçları ne olur bilinmez ama artık sosyolojik olarak karşımızda bambaşka bir cemaat yer almaktadır. Bu bambaşkalık, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında özellikle akademik camianın da ilgisini çekecek bir sosyolojik dönüşümü ihtiva etmektedir. Bu dönüşümün yakın zamanda akademik tezlere konu olması muhtemeldir.
Varlık öyküsünde otorite ile çatışmayan, sokak hareketlerinden uzak duran cemaat, şimdi kucaklarında çocuklarıyla kadınlarını dahi meydanlara çıkarabilen bir topluluk görüntüsü vermektedir. Başörtüsü meselesi başta olmak üzere Türkiye’deki dindar kesimlerin ortak hassasiyet konularında otoriteyle çatışmayı göze alamayan cemaat mensupları, bu duruşlarıyla bugün kendi varlık öykülerini sil baştan yeniden yazıyor görünmektedir. Hayır faaliyetleri için çıkılan bir yolun onları nasıl da siyasal bir tartışmanın tam da ortasına getirdiğini düşünmek belki de mensuplarının bugün düşünmesi gereken en önemli mevzudur. Fakat bunu sahih biçimde düşünebilmek için önce kendilerine dışarıdan bakabilmeleri gerekir.
İnsanın kendisine dışarıdan bakarak yazacağı varlık hikâyesi bambaşka olabilir.

<p>Karma komisyona sevk edilen ve çoğunluğu HDP milletvekillerine ait 33 dosyanın ayrıntıları netleş

PKK'nın siyasi uzantısı HDP'lilerin dokunulmazlığı kaldırılacak mı?

Öğretmenlere koronavirüs aşısının yapılmaya başlandı

Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar A-400M hangarını ziyaret etti

Balıkçı ağlarına bin yıllık tekne parçaları ile 13 amfora takıldı