• $9,2423
  • €10,7971
  • 530.702
  • 1432.8
29 Kasım 2014 Cumartesi

Entelektüel vesayetle mücadele

Türkiye iki haftadır derin fikrî konular tartışıyor. Televizyon programlarının seviyesi yükseldi, aynı zamanda harareti arttı. Önce Amerika’nın Müslümanlar tarafından keşfi, şimdi de kadın-erkek eşdeğerliği meselesi... Her ikisi de Batı merkezli paradigmaları tartışmaya açan, sorgulayan ve ezber bozan mevzular.

Bu konuları gündeme getiren, tartışmaya açan Cumhurbaşkanı Erdoğan. Siyasî hayatını vesayetlerle mücadeleye adayan Cumhurbaşkanı’nın askerî, hukukî, bürokratik ve medyatik vesayetlerden sonra şimdi de entelektüel vesayetle mücadele ettiğini söylemek mümkün.
Batı merkezli tarih yorumuna karşı Doğu’nun ve İslam dünyasının düşünsel, tarihsel, kültürel mirasını gündeme taşıyan bir çıkıştı nitekim Amerika’nın Müslümanlar tarafından keşfedildiği yorumu. Bu vesileyle toplum, Müslümanların bilime yaptığı katkıyı tartışma imkanı buldu. Bilim tarihçisi Fuat Sezgin’in adını hiç duymamış gençler onu tanıma fırsatı yakaladı. Batı Rönesansı’na Müslümanların katkısı televizyonlarda tartışıldı.
Son olarak da kadın-erkek eşitliği kavramı tartışmaya açıldı, feministler ayaklandı. Aslında Cumhurbaşkanı’nın söz konusu konuşması bir bütün olarak değerlendirildiğinde hukuk karşısında kadın ve erkeğin eşitliği ilkesini ortadan kaldıran bir teklif değil eşdeğerlik ya da adalet teklifi. Zira Sayın Erdoğan, Başbakanlığı sürecinde 12 yıl boyunca kadının lehinde onlarca yasal düzenlemeye imza atmış birisi. Kadın ve erkeğin haklar konusundaki eşitsizliği savunması zaten düşünülemez. Eşitlik kavramı yerine önerdiği eşdeğerlik, eşitliğin adaletle sağlanabileceğinden hareketle yeni bir paradigma olarak değerlendirilebilir.
Öte yandan söz konusu konuşmada Cumhurbaşkanı’nın ‘kadınlar sırtında eşya taşırken, erkekler kahvede oturuyor’ diyerek aslında erkek egemen geleneğin de eleştirisini yaptığını biliyoruz. Fakat medya bunu görmemeyi tercih etti. Aynı şekilde ‘inançlı insan, kadına şiddet uygulayamaz’ sözü gündeme bile gelmedi.
Bütün bu tartışmayı medya çarpıtmasının ötesinde daha derin boyutlarıyla ele almak, Türkiye’nin kendi özüyle buluşması, modernitenin çıkmazları karşısında yeni bir paradigma önerebilmesi için bir şans aslında.
Batı’dan ithal her düşünceyi, her kavramı tartışmasız kabul etmeye ayarlı Türk entelijansiyası bu tür yeni kavram denemelerini tartışmayı bir fırsat olarak görmüyor. Batı karşısındaki yenilmişlik duygusu, özgüvenli bir çıkışı had sınırları içinde görmeye engel. Serdedilen her fikrin, her tavrın Batı’ya onaylatılması alışkanlığı, Türkiye’deki özgün tartışmaların Batı medyasındaki yansımalarını Türkiye gündeminin asli unsuru haline getiriyor.
Oysa Yeni Türkiye, kendi meselelerine, yerli ve özgün yaklaşımlarla çözüm üretme iradesini ortaya koyabilen ve bu kapasiteye sahip bir ülke artık. Her tartışmayı marjinal noktalara çekmek, ‘laiklik’, ‘gericilik’ diskuru içinde tartışmak kökleşmiş aydın vesayetinin tezahürü. Bu manzara, ‘aydın’ların topluma ne kadar yabancı olduklarını gösteriyor.
Zira, Marx ‘Ortadoğu’nun tarihinin aynı zamanda dinler tarihi’ olduğunu söylerken aslında bu coğrafyada hiçbir şeyin dinden soyutlanamayacağını ifade ediyordu. Keza Bernard Lewis, Türkler kadar İslam’la iç içe geçmiş bir millet olamayacağını iddia ediyordu. Bu genel tablo içinde Türkiye’de hiçbir mesele kültüre, gündelik hayata sirayet etmiş dini düşünceden soyutlanamayacağına göre her meseleyi laiklik, gericilik tartışmasına hapsetmek Eski Türkiye’ye has bir özgüven sendromu yanında kültürel yabancılaşmayı da ortaya çıkarıyor.
Türkiye’de bugün toplumun ‘kim ne der?’ diye düşünmeden kendi özgün dinamikleri üzerinde yükselebilme şansı var ki, siyaset bunun önünü açıyor. Bu, Türkiye’nin komplekslerle dolu modernleşmesi öyküsünü yeniden kurgulamak için de önemli bir fırsat.

<p>Osman Kavala Davası'nı yakından takip ediyorlar. Hatta yargı üzerinde baskı oluşturmak için duruş

Osman Kavala'nın elçileri

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor