• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
05 Mart 2016 Cumartesi

Afrika’da çocuk olmak

H. Hümeyra Şahin
H. Hümeyra Şahin
YAZARIN SAYFASI

Afrika’da çocukluğun iki hali var. Ya yönetici zümrenin mensubu ya da parçası olup, Paris’te, Londra’da ve diğer dünya başkentlerinde eğitim alarak beyazların dünyasında yer edinebilmek. Veya yoksulluk, salgın hastalık ve yetimhanelerden örülü bir kaderin parçası olmak... Kimi ülkeleri hariç tutarsak, genel olarak Afrika’da bir orta sınıf yok. İnsanlar günlük hayatını bir şekilde kurtarabilmenin, karnını doyurmanın derdinde. Afrika nüfusunun kahir ekseriyetinin günlük geliri bir doların altında. Açlık, sefalet ve peşinden gelen salgın hastalıklar diz boyu... Salgın hastalık ise, yeni dertler demek. Geride bıraktığı bedensel engeller ve binlerce yetim demek.

Yerkürede çocuklar için hayatta kalmanın en zor olduğu kıta, Afrika. Çocuk ölüm oranları hayli yüksek. Afrika’da bir çocuğun ölümü, Londra’daki bir çocuğun ölümünden hayli farklı. Afrikalı annelerin ölüm karşısındaki tavrı ve duruşu, Londra’da bebeğini kaybetmiş bir annenin üzüntüsünden daha başka. Fark, siyahla beyaz gibi...

Afrika’da hayatta kalanların geleceği ise, binbir sıkıntıyla dolu.
Yetimhane, Afrika’nın yaygın bir gerçeği. 6 metrekarelik odalarda, dört-beş siyahi çocuk, her gün Afrika sıcağının sevgisiz, soğuk gecelerinde uykuya dalıyor. Uyandıkları sabah ise, kabullenilmiş zor bir kaderden başka bir şey vaat etmiyor onlara.

Hayatlarındaki tek renk, elbiseleri ve müzikle zenginleşen dansları... Sanki her çocuk doğuştan kıvrak bir bedene sahip.

En ufak bir melodi onları harekete geçirmeye yetiyor.

Yetimhanelerin soğuk odalarından, güneşli kurak bahçelere bakan çocuklar, üzerinde yaşadıkları ülkenin yeraltı zenginliklerinden habersiz. Kendilerini o parmaklıkların ardındaki dünyadan kurtaracak imkânlardan bihaber. Petrol, elmas, platin, bakır yatakları adeta kıtanın damarlarını kuşatmışken, dünya, onlar için iri cüsseli bakıcıların merhameti ölçüsünde yaşanmaya değer. Aldıkları eğitim, ne kıtanın zenginlik potansiyelini fark etmeye, ne de onu bir fırsata çevirmeye teşvik edebiliyor onları. Çocuklar burada en çok sabretmeyi öğreniyor. Dünyanın ikinci sınıfı olarak kalmaya, yetimhane müdürüne, sert bakışlı bakıcıya, kurak toprağa, 40 derece sıcağa ve yerkürenin tüm adaletsizliklerine...
Afrikalı çocuklar, ağır ve aheste işleyen bir yetişkinliğe hazırlıyorlar kendilerini buralarda. İtiraz etmek, hak aramak, mücadele vermek yerine, adeta öğrenilmiş çaresizlik hâkim yetimhanelerde. Bu hal, muhakeme kabiliyetlerini ellerinden aldığı gibi, çekingen, içine kapanık nesiller yetiştiriyor Afrika’da.

Afrika’nın geleceği, çok yönlü çabalara bağlı. Uluslararası toplumun hakkaniyet ölçüsüyle alacağı kararlara ve uygulamalara, Afrika’nın yerlilerine ve coğrafyanın zengin kaynaklarının etkin şekilde kullanılmasına... Ama asıl önemli olan, sömürgeciliğin mirası olan tüm bu sorunların doğru tespiti. Zira çoğumuzun zihninde Afrika, yekpare bir bütün... Oysa her ülke farklı imkânlara sahip ve farklı stratejilere ihtiyaç duyuyor. Afrikalıların tek ortak yönleri, beyaz adamın ağır yükünü taşıyor olmaları...

<p>Peki, yeni gelen aşılar nasıl uygulanacak? Toplum  Kovid-19’a karşı ne zaman bağışıklık kaz

Kısıtlamalar kalkıyor mu?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İşte Galatasaray'ın gündemindeki golcü oyuncular

Ankara'nın simgelerinden Kuğulu Park buz tuttu