• $13,2425
  • €15,0529
  • 758.06
  • 1857.4
6 Nisan 2014 Pazar

Dünyada yılın girişimciliğine Türkiye'den 'döner'le adaylar

FUNDA ÖZKAN
funda.ozkan@aksam.com.tr

Baydöner’in iki sahibi Levent Yılmaz ile Feridun Tunçer. Biri Vanlı, diğeri Kayserili. Biri eczacı, diğeri veteriner. Ernst&Young’ın dünyada 27’incisini, Türkiye’de 9’uncusunu düzenlediği yılın girişimci yarışmasında birinci oldular. Türkiye’yi haziran ayında Monte Carlo’daki dünya girişimciler yarışmasında temsil edecekler. Belki de dünyada yılın girişimcisi seçilecekler! Diyorlar ki, “Dönere itibar kazandıracağız.”. Kadıköy’deki Baydöner’de buluştuk, hem döneri tattım ki muhteşemdi, hem de Levent Yılmaz ve Feridun Tunçer ile çok keyifli sohbetimizi yaptık.

BAŞARININ SIRRI İŞ PLANI

- Burası bildiğimiz dönerci. İnsanlar yedikten sonra midemde kaynama yapıyor mu, etraf temiz mi, servis iyi mi diye bakar ona göre de tekrar gelmeye karar verir. Siz Türkiye’nin girişimci yarışmasına girmeye nasıl karar verdiniz? Jüride, Türkiye’nin mühim işadamları: Hüsnü Özyeğin, Tuncay Özilhan, Rifat Hisarcıklıoğlu, Hamdi Akın, Ali Sabancı,Hanzade Doğan Boyner, Tayfun Beyazıt. Rakipleriniz de oldukça güçlüydü Bürotime, Doğuş Çay, Logo Yazılım ve Özsüt.
Levent Yılmaz:
Herkesin gözü önündeki dönere değer katıyoruz. Halihazırda bir sürü döner lokantası var ama bizim farkımız uluslararası markalara alternatif oluşturmamız. Yılda 10 milyon kişiye ulaşan bir markayız. 35 şehirde hizmet veren yaygın bir zinciriz. Bunu nasıl başarıyorsunuz derseniz, arkasında iş planımız var, standart kalitemiz var. Dönerin algısına yönelik oluşturduğumuz farklı bir bakış açısı var.

HAK ETTİĞİ SERVİS ORTAMINI SUNDUK

Göz önündeki değeri alıp, ona hak ettiği servis ortamını sunduk. Fastfood’un özelliklerini yani hızlı servis, makul fiyatta insanların doyması, standart kalite ve konseptin üzerine masaya servis yapılan şık ortamını ekledik. Müşteri de farkına vardı ki 6 yılda 80 restorana taşıyabildik. Bence jürinin dikkatini çeken gelecekte de yapabileceklerimiz. Döneri Türkiye’de değerli hale getireceğiz. Jüri de yurtdışında bu ürünün markası olabilecek potansiyeli bizde gördü.

YURTDIŞINDA DÖNER SATILIYOR AMA

Bugün Avrupa’da, Amerika’da her yerde döner satılıyor ama çok düşük bir algısı var. Fastfood zircirlerinde pizza, hamburger 6-7 euroya satılıyorken, döner 2-3 euro. Bunun sebebi de bu işi yapan insanların doğru iş planının olmaması. Kurguyu yanlış yapmaları. Dolayısıyla oraya giden insan profilinin daha düşük olması. Bizim yapacağımız en büyük fark, doğru bir restoran yapıldığında, iyi bir iş planıyla müşteri geldiğinde ödeyeceği para 6-7 euro olacak. Ürünün katma değeri de aratacak, hak ettiği değere gelecek.

BİRİ VETERİNER DİĞERİ ECZACI

- Biriniz eczacı, diğeriniz veteriner onca yıl boşuna mı okudunuz?
Levent Yılmaz:
Benimki daha çok ailede, çocukların ilaçlarını belirlemede katkı oldu, onun dışında iş hayatında faydası olmadı. Feridun’un veterinerliğindense çok faydalandık.
Feridun Tunçer: Bizler ne istediğimizi bilmiyorduk, şimdiki gençler meslek seçiminde daha bilinçli. Kayserililik genleri de olabilir, ticarete atılmak istedim. Levent’in dediği gibi etin seçilmesi, etin üretilmesi gibi süreçlerde eğitimimin çok faydasını gördüm. İş sadece lezzetten ibaret değil, hijyen, gıda güvenliği olmazsa olmaz kural.

İŞ BİLİYORLAR, TAŞTAN BİLE EKMEKLERİNİ ÇIKARMIŞLAR

Eğitiminiz farklı, memleketiniz farklı. Nerede yolunuz kesişti?
Levent Yılmaz:
Vanlıyım ama bir yaşımdan beri İzmir'de yaşıyorum. Feridun üniversiteden bir arkadaşımın asker arkadaşı. Askerlik sonrası İzmir'e gelmeye karar veriyor. İzmir Fuarı’nı geziyoruz. Renkli tabelası olan bir firma dikkatimizi çekti. Pazarlama firması arıyorlarmış. Deneyelim dedik, paramız pulumuz da yok ama. İlk şirketimizi kurduk. 1993’te apartman yöneticilerini ziyaret edip, ithal kömür satıyoruz. İnsanların da hoşuna gitti, üniversite mezunu, genç çocuklar. Pazardan yüzde 30 pay aldık. 2000’de denizcilik şirketi kurduk beraber. Kazandığımız parayı, sermaye yaptık, hiç bilmediğimiz bir işe. Bayağı lojistik de öğrendik. Amerikan ordusuna NATO tatbikatlarında mal vermeye başladık. Amerikan ordusu sayesinde Irak pazarına da açıldık. 2006'da, ikimiz de alışveriş merkezlerinin hareketliliğini fark ettik. Büyüyecek bir konsept bulursak, iş yürür gider dedik. AVM işinde fast food konseptine alternatif döner restoranı yatırım kararı vermemiz çok da zor olmadı.

MONTE CARLO İÇİN İNGİLİZCE ÇALIŞIYORUZ

- Monte Carlo’ya nasıl hazırlanıyorsunuz?
Levent Yılmaz:
Burada yaptığımız gibi çıkıp kendimizi anlatacağız, yaptığımızı anlatacağız. Ancak asıl sorun İngilizce. Çalışıyoruz ben Almanca biliyorum ama İngilizcemiz daha iyi olsun istiyoruz.
Feridun Tunçer: Ders alıyoruz. Monte Carlo'da jüri karşısında sunum ve soru-cevap bölümünde 15 dakikamız var. Zamanımız kısıtlı olduğu için oldukça akıcı, hızlı bir şekilde cevap verebilmemiz gerekiyor ki jüriyi etkileyebilelim.

- Dünyadan rakipleriniz olacak. Jüriyi etkileyebilmek, birinci olmak için neler anlatacaksınız?
Levent Yılmaz:
Sloganımız: Bizde sürpriz yok. Çok güçlü bir ürünümüz var ve bunu standardını bozmadan yapıyoruz. Her zaman işimizi basit düşünüyoruz, basit bir iş ama doğru kurgulanmış. Bizim iş planımız, verdiğimiz hizmeti bütün noktalarda aynı biçimde vermek. Restorana girişinizden, çıkışınıza kadar deneyiminizin aynı olması. Fiyatta da iddialıyız. Masaya oturup restoran hizmeti alıyorlar günün sonunda fastfood ücreti ödüyorlar.

10 MİLYAR EUROLUK DÖNER PAZARI

Yapılan araştırmalara göre Avrupa’da 10 milyar liralık bir ciro var deniliyor. Döner işi yapan büfe sayısından yola çıkarak da, 35 bin büfe olduğu söyleniyor. Bir büfenin hayatta kalması için yapacağı minimum satışla çarptığımızda 10 milyar lira değil, 10 milyar euro çıkıyor. Biliyoruz ki, Avrupa’da dönerin önemli yeri var. Global fastfood markaların dönere verdikleri tepkiden de anlayabilirsiniz. Güçlü rakip olarak döneri gördüklerini dillendiriyorlar. Bunu McDonald’s söylüyor. Ancak Avrupa’daki dönerde standart yok. Bir gün çok lezzetli, ertesi gün tadı iyi olmuyor.

TÜRKİYE ÖLÇEK EKONOMİSİ DEĞİL

Feridun Tunçer: Biz daha önce yaptığımız işlerde de gördük, Türkiye’deki girişimci ruh ile bir tek Amerikalılar yarışabilir. Kendi işinizi yapmak ister misiniz diye sorulmuş. Avrupa’da yüzde 50’yi bile bulmuyor. ABD’de yüzde 61, Türkiye’de yüzde 66. Türkiye’de finansa erişim daha kolay, girişimcilerin oranı fena da değil. Türkiye’de köreltilmiyoruz da ölçek ekonomisi değiliz. Bu işi ABD’de yapıyor olsaydık, 7’inci yılımızda 80 mağaza değil, 380 mağazamız olurdu. Büyük markalar, büyük ekonomilerden doğuyor.
Levent Yılmaz: Girişimcilikte doğru bir hayalin, inovatif bir fikrin olabilir ama asıl sıkıntı bunu son noktada katma değer yaratan bir model haline getirip, kar elde edebilmen. Bizde girişimci çok ama fikri sonlandıran çok az. Hayalden, son noktaya gelme noktasında ciddi destek eksiği var. Biz Baydöner’e kadar 15 yıllık bir birikim yapmıştık. Belki ilk işimiz olsa 10 dükkana ancak ulaşabilirdik.

- Şu ana kadar yabancı yatırımcılardan, fonlardan kapınızı ortaklık için çalan oldu mu?

‘BİZİ DÜNYAYA AÇACAK ORTAK ARIYORUZ’

Levent Yılmaz: Fonlardan da, stratejik bakanlardan da görüştüğümüz oldu. Biz de ortak istiyoruz çünkü çok büyük hedeflerimiz var. Doğru işbirlikleriyle bu hedefleri hızlandıracağımızı düşünüyoruz. Biz zaten yılda yüzde 30-40 büyüyoruz ancak yanımızda güçlü bir iş ortağı olursa daha büyük işler başarabiliriz. Yıllar içinde Türkiye pazarını öğrendik. Yurtdışında büyümenin yolu kısa bir yol değil. Doğru işbirlikleri, ortaklıklar lazım. Bizi dünyaya açacak ortak arıyoruz. Başarılı markaların evriminde de benzer süreçler var.

YÜZDE 40 BÜYÜYOR

İnsanlar döner deyip geçiyor ama global zincirlerden biri ekmek arası köfte yapıyor, diğeri tavuk kızartıyor. Ama bunu dünyada müthiş katma değer yaratarak yapıyorlar. Yılda yüzde 40 büyüyoruz. Yurtdışında başarılı olursak, yüzde 50-60 büyürüz.

ONLAR NE YAPIYORSA, İŞ PLANI OLARAK AYNISINI YAPIYORUZ

- Yurtdışında şubeleriniz var mı?
Levent Yılmaz:
Erbil’de, Bakü’de varız. İki ay içinde Mısır’da açacağız. Ardından Almanya. Almanya’daki prototipi oluşturduktan sonra tüm Avrupa’da ve Amerika’da iş yapmak istiyoruz. 5 yılda yurtdışında 30 şube açmayı istiyoruz.

- Dünyanın neresine gitseniz McDonald’s, BurgerKing’in tadı hemen hemen aynı. Ancak Türk zincirlerinde bir şehirde yediğinizi bir başka şehirde aynı tatta bulamayabiliyorsunuz. Epey de örnek var, Kayseri’de yediğiniz mantı, İstanbul’da pek de iç açıcı değil. Bunu yabancı zincirler nasıl başarıyor, siz başarabiliyor musunuz?
Feridun Tunçer: İş planı uygulamazsanız, bu sonuç kaçınılmaz. İlk mağazamızı açarken, 180 mağaza olduğumuzda ne yapmalıyız ki lezzet ve hizmet kalitemiz aynı olsun dedik. Onlar ne yapıyorsa, biz de aynısını yapıyoruz. Aynı iş planını uyguluyoruz. Tek merkezde üretim yapıyoruz, tüm mağazalarımıza gönderiyoruz. Servis işinde de yoğun program uyguluyoruz. Burada aldığınız lezzeti Diyarbakır’da da alırsınız.

HEP 5'İNCİ SINIF YERLERE ALIŞMIŞIZ

- Dönere itibar kazandıracağız diyorsunuz. İlginç bir hedef. Nasıl itibar kazandıracaksınız?
Levent Yılmaz:
Forum Bornava’da İtalyan restoranının yerini devraldık. 300 metrekare kapalı alan, 300 metrekare bahçe. bu kadar büyük yerde dönerci mi olur diye konuşuluyor. İnsanların kafasındaki dönerci algısı, 4-5 metrekarelik, vasat, ayaküstü ye git yer. 5’inci sınıf yerlerde döner tüketmeye alışmışız. Bugün gidin, BurgerKing’ten, McDonald’s’tan açık ara öndeyiz.

<p> </p>

Ali Babacan casusluktan tutuklanan Metin Gürcan'ı nasıl savundu?

Harran Sarayı'nın 9 asırlık salonu gün yüzüne çıkarıldı

2. el dükkanından aldı servet sahibi oldu

Kolanın daha önce duymadığınız 8 farklı kullanım alanı