• $ 5,889
  • € 6,5329
  • 294.459
  • 121475
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Ekonominin cevabı ne olacak?

Türkiye’ye yönelik ekonomik saldırılara, ekonomi yönetiminin verdiği cevabı, uygulamaya soktuğu önlemleri izliyoruz. Bu konuda devletin ve başta finansal yapı olmak üzere muhtelif sektörlerin ortaya koyduğu politikalar, bu saldırıyı yöneten merkezlerin istediklerine ulaşamayacaklarını göstermiştir. Bu saldırıyı yönetenlerin, onların ekonomik tetikçileri olan, başta reyting kuruluşları olmak üzere çeşitli fonların yürüttükleri bu operasyonların devam edeceğini tahmin etmek zor değildir, çünkü ‘isteklerimizi kabul ederseniz, ekonomik yaptırımlara son veririz’ türünden açık mesaj vermektedirler.

“Esas mesele, ekonominin bu saldırılara uzun vadede vereceği cevapta düğümlenmektedir. Bu bir yönüyle büyüme stratejisinde ve bunu pratiğe aktaracak iktisat politikası araçlarında ortaya çıkacaktır. Burada birkaç husus ön plana çıkmaktadır. Bunlardan ilki, tasarrufa yatırım ilişkisini yeniden düzenlemeyi; ikincisi, yatırımları belli bir stratejiyi, ekonominin dış kaynak ihtiyacını azaltacak bir anlayışa dayanmasını gerekli kılmakta; üçüncüsü ise, mutlaka ihracat eksenli bir yatırım/büyümeyi öngören bir teşvik, ödüllendirme mekanizmasının kurulmasını gerektirmektedir.”

ÜRETİMİN GÜCÜ

Türk ekonomisinin büyüme dinamizminin nereden geldiğini anlamadan yapılacak eleştiri ve önerilerin yeni sürece katkı yapamayacağının bilinmesi gerekir. Bunun için şu tespitlerin yapılması önemlidir. Bugüne kadar sürdürülen büyüme elbette dünya ekonomisinde genişlemeci para siyasetinden istifade etmiştir; döviz bulluğunda yüksek düzeydeki yabancı sermayenin, sıcak para ve doğrudan yatırım olarak ekonomiye katkısının yanı sıra özellikle bazı sektörlerde ithalata dayalı bir büyümeyi, buradan da cari açığı artırıcı etkilere yol açtığı bilinmektedir. Bu sorunların ihracata dayalı stratejik yaklaşımla çelişen sonuçlarının, konjonktürde bilhassa Küresel Kriz sonrası ortaya çıkan döviz akışındaki daralmadan sonra görüldüğü açıktır fakat sadece bu tespitten kalkarak Türkiye’nin ekonomik büyümesini anlamak yetersiz olacaktır.

“Üzerinde durulması gereken bir başka tespit Türkiye’nin yeni girişimci gücünün ortaya çıkmasıyla ilgilidir. Kanaatimce küçük ve orta ölçekli işletmeler etrafında yükselen bu yeni girişimci sınıf bir, üreterek kazanmayı, rekabet etmeyi; iki, dış piyasalara açılarak yeni fırsatlar elde etmeyi; üç, yeni teknolojileri ülkeye transfer etmeyi tecrübe ettikçe yeni bir ‘üretim gücü’ olarak Türk ekonomisine dinamizm kazandırmıştır.”

STRATEJİ

Ekonomide konjonktürel olanla, yapısal olanı birbirinden ayırmak lazımdır. Konjonktür değiştiği zaman değişecek olan iktisat politikaları vardır fakat belli bir ekonomik/yapısal dönüşeme göre sürdürülmesi gereken strateji vardır; Türkiye azgelişmiş ülke statüsünden uzaklaşıp, gelişmekte olan bir ülke, G20’ye dahil olan bir ekonomiye sahip hale gelmişse bu stratejik yürüyüşünü yeni iktisat politikalarıyla hedefe doğru devam ettirmek durumundadır.

Kısaca Türk ekonomisinin cevabı, eski konjonktürün ürettiği ithalata yönelik, ekonomiye ayak bağı olan tortuları ‘üretim merkezli’ bir stratejiyle tasfiye ederek, büyümesini taşıyan ‘üretim güçlerini’ destekleyen iktisat politikalarıyla bu süreci aşacak potansiyeli harekete geçirmesinde saklıdır.

<p>AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, CHP´nin FETÖ ile ilgili sözlerine kürsüden sert tepki gö

Bülent Turan´dan CHP´ye Çok Sert FETÖ Eleştirisi

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!