• $8,0701
  • €9,677
  • 460.885
  • 1408.14
22 Haziran 2011 Çarşamba

Yeni Osmanlıcılık mı?

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Kadim geleneklerin uzantısı olan devletlerde, geleceğe yönelik tasarımların içinde geçmişten referansların bulunması adettendir. Yapı ne kadar yenilenirse yenilensin, zaman ne kadar değişirse değişsin, 'geçmiş' tıpkı 'gelecek' kadar özlemle beklenen ve sadece iyi yönleriyle hatırlanan bir zaman dilimidir. Ağaç büyüdükçe köklere tutunuş artar. İleri gidişin önkoşulu derinlere yapışmak haline gelir. 
Tarihçi Niall Ferguson'un Newsweek dergisinde yayınlanan yazısında Türkiye'nin Yeni Osmanlı rolüne soyunduğunu iddia etmesi, eski bir tartışma konusunun yeniden alevlenmesine yol açmış bulunuyor. Türkiye büyüyüp gelişirken, kimilerine göre yeniden Osmanlılaşmaya başlamış durumda. Kökleri görünür hale getiren şey ise hızlı büyüme. Bu konuyu kısaca ele alalım.

1- Osmanlılaşma kavramı kimimizin zihninde çok hoş çağrışımlar yapmakta ve eski muzaffer günleri hatırlatmaktaysa da, günümüz koşullarında Türkiye'yi Osmanlı'ya benzetmek onun politik işlevini sınırlandırmak ve yeni Türkiye'yi görmezden gelmek demek. Eski Osmanlı topraklarında geçmişin izleri bizim hatırımızdakiler kadar hoş olmayabilir. Özellikle Ortadoğu bölgesinde Osmanlıcılık denilen şeyin 19. yüzyıl boyunca, özellikle İngiliz etkisiyle nasıl şekillendiği hepimizin malumu. Kaldı ki Türkiye bile Osmanlı'nın hatırasıyla son 20 yılda barışma eğilimine girdi. Türkiye'nin geleceğe dönük politikasını Osmanlılık üzerine bina etmesi, hem bölge stratejimiz açısından hem de iç barışımız adına uygun bir durum değil. Bu nedenle Dışişleri Bakanımız Ahmet Davutoğlu ısrarla 'politikamızın yeni Osmanlıcılık olarak tarif edilemeyeceğini' söylüyor.

2- Türkiye'nin resmi makamları Osmanlıcılık kavramını reddetmesine rağmen, neden Batı entelektüelleri ve medyası bu vurguyu yapma ihtiyacını hissediyor? Bu vurguyu yapan ilk yazı Newsweek değil. Hatırlarsak, Der Spiegel, Türkiye'nin büyüyen gücünden bahsederken bir Osmanlı haritası bile çizmişti. İyimser bir bakışla burada, Türkiye'nin soğuk savaşın ardından bölgede oluşan güç boşluğunu dolduracak bir aktör olarak varlığını tanımlama ihtiyacı esas nedendir. Gerçekten de son dönemlerde Türkiye'nin iktisadi ve kültürel etkinliği eski Osmanlı coğrafyasında giderek yükselen bir grafik çiziyor. Türkiye'de olup bitenler yakından izleniliyor, siyasi modeller örnek alınıyor, dizi filmlerle sergilenen sosyal kültür inanılmaz bir hızla bu coğrafyalara taşınıyor. Türkiye sadece çevre ülkeleri jeopolitik olarak küresel sisteme eklemleyen bir ülke olmaktan çok daha fazlasını, çevresini kendisine ve birbirine bağlayarak da gerçekleştiriyor.

3- Niall Ferguson'un Nesweek'teki iddiası bir tarihçinin, siyasetin boşluk kaldırmayacağı ve birilerinin o boşluğu gelip dolduracağı varsayımından hareket ediyor. Ona göre Arap Baharı'nın sonunda mutlu senaryo egemen olabilir, yani demokrasiler kurumlaşabilir. Ya da bir felaket senaryosu gündeme gelirken, iç savaşlarla ve İslami devrimlerle yüzleşen bir bölge ortaya çıkabilir. 3. senaryo ise Türkiye'nin önderliğinde 'yeniden canlanmış bir Osmanlı İmparatorluğu'nun kurulmasıdır'. Kanımca bu söylem Türkiye'nin bölgesel etkinliğinin kırılmasına matuf bir manipülasyon arzusu taşımakta. Zira Osmanlı ile özdeşleştirilen değerler Cumhuriyet öncesine geri dönen, yayılmacı, İslamcı ve demokrasiyi gerektiğinde inilecek bir tramvay olarak gösteren bir içerikte sunuluyor. Başbakan Tayyip Erdoğan'ı da Kanuni özentisi, sultan olma peşindeki bir diktatör olarak gören anlayışı yansıtıyor. Bu, Türkiye'nin yeni vizyonunun 21. yüzyılın değerleri içerisinde şekilleneceğinin göz ardı edilmesi demek. Ortada yeni bir Osmanlı yok, ama yeni bir Türkiye var, o kesin.

<p>Baklava Ramazan menülerinin en özel tamamlayıcısı. Çıtır çıtır baklava yapmak kolay değil. Şef Ra

Çıtır çıtır baklava yapmanın 3 püf noktası

Fenerbahçe, Medipol Başakşehir maçı hazırlıklarını sürdürdü

Amerikalı Rapçi Kanye West'in ayakkabısı 2 milyon dolardan satışa çıktı

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, KKTC'de