• $8,1739
  • €9,7459
  • 456.936
  • 1393.24
08 Haziran 2011 Çarşamba

Devrimden demokrasiye

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Arap Baharı'nın rüzgarları Yemen'de de fırtınaya dönüştü ve Devlet Başkanı Ali Abdullah Salih ülkesini terk ederek Suudi Arabistan'a kaçtı. 32 yıldır ülkesini demir yumrukla yöneten Yemen devlet başkanının başkent Sana'daki sarayına yapılan saldırıda yaralandığı bilgisi gelirken, Körfez İşbirliği Konseyi'nin Salih'i imzalamaya bir türlü ikna edemediği yol haritası da şimdilerde işlerlik kazanmış görünüyor. Bu haritaya göre Devlet Başkan Yardımcısı Mansur'un görevi devralması ve 60 gün içerisinde genel seçimlere gidilmesi gerekiyor. Kısaca Yemen'de de bir devir bitiyor ama ve bir süreç başlıyor. Ve bu süreç bütün Bahar coğrafyasında çeşitli versiyonlarıyla devam ediyor. Biraz analiz edelim.

1- Arap Baharı'nın sokaklarda görünen yüzü demokratikleşme arzusu olsa da, şimdilik konu sadece yönetimlerin el değiştirmesiyle sınırlı durumda. Henüz devrim süreçlerinin ilk adımlarındayız. Bundan sonraki aşamalarda ya eski tip rejimlerin yeni yüzlerle devam etmesi ya da yeni yapıların kurulması söz konusu olabilir. Gelişmeler 'reform düzeyinde mi kalacak yoksa devrime mi dönüşecek' hep birlikte göreceğiz. Eğer bu bir devrim beklentisi ise büyük çaplı bir dekonstrüksiyon hareketinin gündeme gelmesi gerekiyor. Yani sadece siyasal yapıların değil, buna bağlı olarak ekonomik yapının, sosyal kültürel kodların yıkılıp yeniden tanımlanması lazım. Kuşkusuz bu zaman isteyen bir süreç. İhtilal bir günde de yapılabiliyor ama devrimin kazanda iyice pişmesi ve bir miktar demlenmesi şart. Arap Baharı henüz mart ayı aşamasında, yani 'kapıdan baktırıp kazma kürek yaktıran' zamanlarında. Cemreler bir bir düşüyor ama karpuz kabuğuna daha çok var. Bu bakımdan hızla büyük gelişmeler bekleyenler yanılıyorlar.

2- Demokrasinin arka bagajında ekonomik değişimler ve yeniden yapılanma var. İktisadi kaynağın yalnızca petrole bağımlı olması ve tek merkezden devlet eliyle dağıtılması, demokratik bir yapıya uymuyor. Bu nedenle bölgede bir demokratikleşme hamlesinin en önemli merhalesi sandık değil, kaynakların sivil-alternatif ellere dağıtılma sürecinin başlatılması. Kısaca yeni burjuva sınıfının oluşturulması. Bu, ekonominin de çeşitlenmesi demek. Yani büyük çaplı bir dış yatırım portföyünün bölgeye girmesi kaçınılmaz. Dünya Bankası ve G-8'lerin Arap Baharı'nı desteklemek adına ciddi bir ekonomik destek sağlamaya hazırlandığı da biliniyor. Finansal desteğe reelpolitik açıdan yaklaşanlar, bunu 'göç ve radikal İslam' tehdidine karşı Batı'nın kendisini savunma mekanizması olarak görmekte. Oysa konu bir yandan da küresel kapitalist pazarın genişlemesi üzerine kurulu. Milyarlarca doların bölgeye akması yeni yatırımlar, yeni zenginlikler, yeni satın alıcılar demek. Kaldı ki, finansal yardım sadece devlet kanalına değil, sivil toplum kuruluşlarına doğru da yönelecek. Kısaca bir yandan devletin yeniden inşasına dayanan, diğer yandan da sivil alanın etkin bir biçimde yapılandırılmasını hedef alan bir akış söz konusu olacak. Bu şekilde küresel sistem hem kendisini güvenliğe almak hem de yeni pazarlar açmak adına Arap Baharı'nın sponsoru olma yükümlülüğünü üstlenecek.

3- Arap Baharı'nın siyasi yüzü ise daha çetrefilli. Zira içerisinde hem 'diktatoryal rejimler ve ona karşı şekillenen demokratik muhalefet', hem -özellikle bazı bölgelerde- 'seküler rejimler ve ona karşı şekillenen İran destekli radikal İslam' hem de 'Ortadoğu statükosundan faydalananlar ve ona karşı yeni statükoyu sahiplenen faydacı yerel ve küresel unsurlar' var. Çatışmanın dinamiği her ülkede farklı modelde ortaya çıkabiliyor. Birbirini takip eden, tamamlayan süreçler olduğu gibi birbirine karşıt gelişen hareketler de söz konusu. Bu büyük bir mücadele. İçine kan ve gözyaşı katılmış olanından. Eğer bu gerçekten bir baharsa sonunda bir gülümseme olmalı...

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü