• $8,1913
  • €9,7574
  • 458.216
  • 1393.24
01 Haziran 2011 Çarşamba

Başka bir medya hakkımız!

Deniz Ülke Arıboğan
Deniz Ülke Arıboğan
YAZARIN SAYFASI

Medya iletişim sistemlerinin giderek daha etkin bir biçimde yaşamlarımıza müdahil olduğu, hatta bizatihi bizlere kendimizin bile dahil olamadığı yaşamlar kurduğu bir zaman dilimindeyiz. İçinde yaşamadığımız dünyaları tanıyor, üretmediğimiz değerleri sahipleniyor, öl denince ölüyor, savaş denince bıçaklarımızı bilemeye başlıyoruz. Bize iyinin ve kötünün, değerlinin ve değersizin, doğrunun ve yanlışın ne olduğunu aktarabilen olağanüstü kanallarımız var artık. Televizyonumuzun düğmesine basmamız yeter.
Düşünmeye zahmet etmemize hacet yok, yerimize düşünenler bizler için ne gerektiğini, ihtiyaçlarımızın ne olduğunu, kimi desteklememiz kimi yermemiz gerektiğini zaten tabldot bir menü halinde önümüze koyuyorlar. Yerseniz, aç gezmeniz gerekmiyor. Alakart isteyene ise maalesef yemek servisi yapılmıyor. Kendi ekonomik, sosyal, siyasal ve kültürel altyapısını da kendisiyle birlikte geliştiren bu 'Yeni Medya Düzeni', artık klasik standardında sayılan gazeteler ve televizyonların yanı sıra, milyarlarca insanın evine giren bilgisayarlar, cep telefonları, tablet bilgisayarlar vs. vasıtasıyla benzersiz ve rakipsiz hükümranlığının keyfini sürüyor.
İnsanı, kendi ürettiği bilgi dünyasının içerisine hapseden böylesi bir egemenlik ilişkisi kuşkusuz ciddi sorumluluklar da getiriyor. Bu tüm dünyada ciddi bir sorun, ama ülkemiz adına düşündüğümüzde alışageldik kalıpların yıkılmasının ne kadar büyük bir mücadele gerektirdiği de ortaya çıkıyor. Büyük büyük yazarlar, çizerler, köşe kadıları kendi kurdukları bu düzenin değişmesinden çok hoşlanacak gibi durmuyor. Ama Türkiye değişiyor, üstelik de çok hızlı gerçekleşiyor bu değişim.
'Başka bir medya hakkımız' şiarıyla başlatılan ve bugün İstanbul Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampusunda yapılacak olan Defne Devrimi etkinliği, geleneksel medya anlayışını değişmeye davet eden açık bir çağrı. Twitter üzerinden birkaç gün içerisinde binlerce imzacıya ulaşan hareketin öncüleri şu soruları soruyor: 'Her şey değişirken niçin basın kıpırdamıyor? Niçin hep aynı infazları, ezberleri, dil tiklerini, aşağılamaları, kavram yoksunluğunu ve bir modernist feodalizmi inatla her nesilde önümüze sürüyor? Niçin demokratikleşemiyor? Basın dünyanın ve toplumun hep gerisinde, bizleri hırpalama hakkını kimden ve nereden alıyor?' 
Benim de imzacısı olduğum bu hareket, yıllardır sorgulamadan kabullendiğimiz, alışmak durumunda kaldığımız medya dilinin bizler için uygun gördüğü dünya tasarımını reddetmeyi öneriyor. Kullanılan lügatte her türlü ayrımcılığa karşı çıkıyor ve etnik, dinsel, dilsel, cinsiyete ve cinsel tercihlere dayalı aşağılamaları dilimizden ayıklamayı öneriyoruz. İşe medyadan başlamak ise kuşkusuz en doğrusu.
Medya kendi arasındaki politik hesaplaşmayı bitirip de, kendi içine dönük ontolojik bir hesaplaşmaya girişirse zaten kendi dilinden önce kendisi hoşlanmayacaktır. Şiddeti pornografiye dönüştüren, ölü/öldürülmüş kadınlar üzerinden rating kaygısı güden, çocukları hatta bebekleri rating malzemesi olarak kullanmaktan çekinmeyen, dayak yemeyen kadına kadın, tecavüzsüz filme film demeyen bu dilin özünde nasıl bir dünyayı anlattığını o an fark edecektir. Kendi konuştuğunu sandığı dilin, aslında kendisini konuştuğu gerçeğinden hiç hoşlanmayacaktır. Bu bakımdan 'Defne Devrimi' bir ayna tutma girişimidir. Medyaya, 'kendine bak, gör ve kendi konuştuğunun kulağına nasıl geldiğini dinle' önerisidir.
Su testisi olup, suyolunda kırılan (!) genç bir anneden hareketle başlatılan bu çağrıya gazeteciler, akademisyenler, sanatçılar da destek veriyor. Ben de toplantıya yurtdışında olmam sebebiyle uzaktan telefonla katılacağım. Medyadan başlayarak bütün toplumumuzu sarmış olan bu anlayışsızlık ve hoşgörüsüzlük iklimine bir son verebilmek adına bu hareketi çok önemsiyorum. Başta Vivet Kanetti ve Şelale Kadak olmak üzere destek veren tüm arkadaşları kutluyorum.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü