• $8,433
  • €10,2308
  • 497.237
  • 1441.33
30 Nisan 2016 Cumartesi

UK ayrılsın mı?

Financial Times Gazetesinin Başyazarı Martin Wolf UK (Birleşik Krallık) neden Avrupa Birliği üyeliğinden ayrılmamalıdır konusunda on adet neden yazarak durumu özetlemiş.

Vurguladığı on nedeni kısaca özetleyerek sütuna aktarıyoruz.

Birincisi, AB üyeliği UK’in AB üyeleri ile ticaretini yüzde 55 arttırmış, üretim ve prodüktivite artışı gerçekleşmiş. Başka ülkelerde olan ticaret kaybını fersah fersah aşan, AB üyeleri ile ticaret gerçekleşmiş.

İkincisi, AB üyeliği minimal masraf yüklemiş. Net mali maliyet GSYİH oranı olarak yılda sadece yüzde 0.5 boyutunda yük yüklüyor. Kaldı ki hukuki yük de minimal. UK’in toplam birincil kanunlarının yüzde 6.8 kadarı ve ikincil kanunlarının da yüzde 14.1 kadarı AB kanunlarına uyum sağlamak için çıkartılmış. Yani aşırı bir hukuki yük de yok.

Üçüncüsü, AB’nin genişlemesinin kötü etki yapmayacağı ve zaten full üyelik genişlemesi de olmayacağı, ortada. Ortakların hepsi birçok konuda anlaşamıyor, şikâyet ediyor. Bu da UK’in etkisinin daha da artmasına olanak sağlayabilecek bir durum.

Dördüncüsü, AB’nin çökmesi halinde UK büyük zarar altında kalır tezi de gerçekten çok uzak. Çünkü AB düzensiz bir şekilde dağılsa, temel ortakları oldukça zarar ederdi. Ama AB her zaman, UK üye olsa da olmasa da, AB’nin en büyük ticaret partneri olarak kalacak.

Beşincisi, UK’in diğer AB dışı ülkelerle ticareti, AB ülkeleri ile ticaretinden daha fazla artabilir, AB üyeliği başkaları ile ticareti engellemiyor ki? Almanya’nın ihracat durumuna bakılırsa, üye olmayanlarla ticaretin yasaklanmadığı görülmeli. Ticaret artırmak için AB dışına çıkmak gerekmiyor.

Altıncısı, AB ticaret anlaşmalarında oldukça başarılı bir performansa sahip. AB üç dış ticaret anlaşmasında lider topluluk olmuştu: Kennedy Round, Tokyo Round ve Uruguay Round’da! UK galiba Çin, Hindistan veya ABD gibi güçlü ekonomileri ticarete açmak için çok daha etkili bir konumda!

Yedincisi, AB dışında beraberlik için birçok partner bulunabilir. Ama üç önemli alternatif var. Tamamen kopmak ve Dünya Ticaret Örgütü kurallarına tabi olmayı seçmek ki bu AB’yi kaybetmek anlamına gelirdi. Veya İsviçre gibi sadece mallarda düzenlemeler ve de başka alanlarda bilateral anlaşmalar olabilirdi, ama bu çok kompleks ve de insanların serbest dolaşımını kabulü gerektirirdi. Veya Norveç gibi full açıklık ama UK’in ticaret kuralları koymaya katkısı olmaması şekli!
Sekizincisi, AB’den ayrılan bir UK’in dış ticaret şartlarını belirleyebileceği tezi de uçuk. Ama UK zaten birçok konuda bugün de AB ile ticaret şartlarını belirliyor.

Dokuzuncusu, UK’in göçü engellemek için bir anlaşma yapabilmesi mümkün. Ancak UK seçerek izin verme alternatifini seçerse de, AB’ye işgücü mobilitesi izni vermek zorunda olur. Hem UK’in yetenekli kişi istihdamında, hem de UK vatandaşlarının AB’de çalışmaları olanakları zorlaşırdı.

Onuncusu, AB’den ayrılmanın yaratacağı belirsizlik az olurdu. Ama UK aslında hiçbir benzeri olmayan çok kazançlı bir anlaşma ile üye olmuşken, neden ayrılmayı seçsin ki?

23 Haziran’daki referandumda, UK mantık çerçevesinde davranmak ve ayrılmamak zorunda galiba!

<p>Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi bu hafta Kestirmeden Tarih  programında Kudüs özel bölümüyle karşını

Medeniyetlerin aynası Kudüs… Kadim şehre kim ne getirdi?

Mehmetçiğin dikkati Doğu Akdeniz'de faciayı önledi

Samsun'da işgalci İsrail'in Filistin'e yönelik saldırıları protesto edildi

Torosların Sümelası olarak tabir edilen Sin Manastırı, keşfedilmeyi bekliyor