• $7,3927
  • €9,0032
  • 442.193
  • 1551.57
09 Aralık 2011 Cuma

D-Day öncesi durum!

"ddyoncsi.jpg"

8 ve 9 Aralık 2011 ekonomi tarihinde  önemli günler olarak yer alacaklar. Bu yazı 8 Aralık günü erken saatlerde yazıldı, ortada belirsizlik var.  Perşembe günü sadece Avrupa Merkez Bankası kıpırdandı ve politika faizini  0.25 indirerek % 1 düzeyinde karar kıldı. Uzun vadeli ve ucuz finansman olanaklarını da arttırdı. Piyasa rahatladı !
Aslında Merkozy çiftinin ülkeleri Almanya ve Fransanın tercih ettikleri reform unusurları ve analizleri   kabaca belli.
Alman tarafının pozisyonu Humbolt Universitesinden Heinrich Winkler tarafından medyaya aksettirildi. Onun analizine göre Mitterand zamanında Fransa, Almanya'nın Avrupa üzerindeki hegemonyasının temeli olan D-Mark'tan kurtulmak için iki Almanya'nın birleşmesi projesinin kabulü ve desteklenmesi ortamında  temel talep olarak, D- Mark'ın bir Avrupa ortak parası içinde ortadan kaldırılmasını, 1990 civarında, ön şart koşmuştu. Helmut Kohl ise Parasal Birliği istiyordu ama Siyasi Birliği de istiyordu. 1990 yılında Kohl Mitterand'ın şartlarını kabul etti ve Almanya'nın birleşmesinin gerçekleşmesi  uğruna Parasal Birlik ile Siyasi Birlik temalarını ayrı tutmayı kabullendi. Bunun sonucu da Mastricht anlaşması oldu. Parasal Birlik gerçek oldu ama Almanya'nın hayal ettiği Siyasi ve Fiskal Birlik gerçekleşmedi. Halbuki Fiskal Birlik Almanyanın hayalinin temel tezi idi. Bugün Avrupa'da gelinen noktada ise artık birçok kimse euronun sadece ortak maliye politikası ve ortak sosyal politika ile  korunması halinde  halinde ayakta kalabileceğini düşünüyor. Bu nedenle sorun seçilecek Fiskal Birlik türü ve bir İstikrar Birliğinin nasıl kurulabileceği pazarlığı. Özetle Almanya ortadaki sorunun temelinde fiskal sorunların yattığını ve fiskal sorunların çözümü  için anlaşma yapılmasının, desteğin ön şartı olduğunu açıkça masanın üstüne koyuyor.
Diğer taraftan da örneğin Martin Wolf tarafından ortaya konan analizde ise temel sorun bütçe ve borç sorunu değil dış denge .
Bu alternatif görüşe göre 1999-2007 arasında  Yunanistan dışındaki tüm ülkeler şöyle veya böyle Mastricht bütçe şartı olan yüzde 3 oranının altına inmişlerdi. Fiskal açıdan en kötü durumdakiler (Yunanistan'dan sonra)  ise bugünün 'horozları' Fransa , Almanya, Avusturya idi. O yıllarda bugünün perişanları İspanya, Belçika, İrlanda ve Estonya fiskal açıdan iyi performans sergiliyorlardı. İspanya, Estonya ve İrlanda Almanya'dan çok daha iyi kamu bütçe açığı ve kamu borcu verilerine sahiptiler. Ancak 2008 kriz dönemindeki sorunlar sonrası bugünün sorunlu ülkelerinin fiscal yapısı bozuldu. Halbuki 1999 ve 2007 arasındaki ülke ortalama cari denge açıklarına bakıldığı zaman  bu kriterde kriz öncesinde en riskli olarak görülen ülkeler Estonya, Portekiz, Yunanistan, İspanya , İrlanda ve İtalya idi. Yani krizde çöküşte önemli faktör 'fiskal durum değil, cari denge açıkları oldu'  tezi çok daha doğru bir gözlem.
Bu nedenle Almanya, yani Avrupa'nın en kuvvetli ekonomisi , krizin nedenini yanlış teşhis ediyor ve yanlış çözüm öneriyor deniyor. 2008 yılında dış açıkların finansmanı kesilince de Avrupa Merkez Bankaları  ve kamu finansman sağlamak   sağlamak zorunda kaldı ve fiskal sorun, yani bütçe ve borç sorunu ortaya çıktı.
Dikkat edilirse bugünün Alman görüşü 'popülist  ve  müsrif ortaklardan' şikayetçi. Alternatif görüş ise tüm Avrupa'nın cari açıklarının ortaya çıkmasının temelinde yatanın Almanya'nın dış denge fazlası olduğu ve dış dengesizlik  düzeltilmediği taktirde sıf maliye önlemleri ve kemer sıkma ile sorunların kolayca aşılamayacağını  ve kemer sıkma tavsiyelerinin uzun ve acılı reseyonlar ve işsizliğe neden olacağını vurguluyor. Alternatif görüş, Almanya'nın dış denge fazlasını ortadan kaldırması gerektiği tezine dayanarak farklı bir çözümü vurguluyor.  Bu arada da 'Merkozy Kumpanyasında' pazarlık devam ediyor. Ne tür bir anlaşma pazarlığı var ve ne tür bir çözüm pişmekte ?

17 ÜLKE DE YETER
GÖRÜŞMELERDE  öne çıkan Avrupa Birliği anlaşmasının değiştirilmesi ve mali birliğe doğru gidilmesi. Ayrıca Yunanistan'a yapılan kurtarma operasyonu türünden de başka hiçbir ülkeye kurtarma uygulanmayacak. Anayasal değişikliklere tüm AB ülkeleri evet demezse de 17 euro bölgesi ülkesi ile değişiklik kararı verilecek. Bu sayılanların da piyasalarda güveni sağlamaya yeteceği düşünülüyor. Bakalım 9 Aralık Cuma günü zirve sonrası açıklamalar yapıldığında tam ne tür bir nihai önlem menüsü üzerinde anlaşılmış olacak ? Ve bu önlem menüsü  piyasaların  ikna edilmesini  sağlayabilecek mi? Bazı ülkeler değişikliklerden kaçacak mı?

<p>Başkan Erdoğan: Türkçe'de kelime katliamı oldu </p><p>KÜLTÜR VE TURİZM ÖZEL ÖDÜLLERİ </

21 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

İzmir'de depremin ardından acil yıkılan 71 binada inşaat çalışmaları başladı

Merve Boluğur yalanlamıştı... Işın Karaca açtı ağzını yumdu gözünü