• $7,4158
  • €9,0147
  • 446.647
  • 1569.35
05 Aralık 2011 Pazartesi

Türkiye, AB üyeliği ve euro tek para sistemi!

Ne Türkiye ne de AB bir türlü ilişkilerimizin ne olduğuna ve ne olması gerektiğine karar vermedi.
1976-1978 arasında Portekiz, İspanya, Yunanistan gibi ülkeler AB'ye kabul edilirken bize de 'Hadi buyurun' denilmişti. Ama Demirel, Ecevit ve Erbakan 'Küçük olsun bizim olsun!' felsefesine tutunarak hep beraber AB üyeliğini reddettiler. O günden bu yana biz girmek için uğraşsak da, AB ülkeleri biraz da 'millet devlet' kavramından vazgeçemedikleri için, burun kıvırma dozunu artırdılar, biz de giderek soğuduk. Merkel ve Sarkozy döneminde ise Avrupalıların gerçek yüzü ortaya çıktı. 'Müslümanların ne işi var?' tezine giderek angaje olmaya başladılar! 
Ben şahsen vize almak için uğraşmaktan bıkmış biri olarak AB üyeliğini serbest dolaşabilmek ve bazı sosyal ve siyasi reformların ülkemizde yapılabilmesinde sağlayacağı kolaylık nedeniyle başından beri AB üyeliği ve tek para sistemini isteyen biriyim. Ama benim için olmazsa olmaz bir şey değil. Hatırlanırsa AB üyeliği ayrı bir şey, euro  tek para sisteminde olmak  başka bir şey. Yanlış anlaşılmasın, onlar bizi tek para sistemi için yeterli görmüyorlar ama ben tam tersini düşünüyorum. Tezimi ortaya koymak için bugün İsveç ve İngiltere gibi (ikisi de büyük ölçüde sosyal devlet) ve AB üyesi  ama euro tek para sistemine üye olmamış, iki ülkeyi gündeme getireceğim, örnek olarak vereceğim.
İsveç AB üyesi ama 2003 yılından euro tek para sistemine girmek için vatandaşlarına sordu, oylama yaptı, siyasiler ve iş insanlarının evet demesine rağmen vatandaşlar yüzde 56 oy ile tek parayı reddettiler. İsveç küçük ve ihracata dönük bir ekonomi olarak, tek para sistemi dışında kalınca, rekabet gücünü kaybetmemeye çalıştı. Refah devleti olmasına rağmen maliye politikasını sıkılaştırdı  ve 2003'te yüzde 56 kadar olan kamu borcunu bugün 2011 yılında yüzde 36'ya indirdi. Bütçe açığı ise yok, hatta bu yıl küçük bir fazla bile verecekler (% 0.6). 2010 yılında İsveç yüzde 5.7 reel büyüme yaşadı ve 2011 yılında da yüzde 4.4 büyüme ile yılı tamamlamaları bekleniyor. İsveç krizde İrlanda, İzlanda ve Letonya'ya kredi yardımı bile yapmış. Bankaların sermaye oranı ise 2015'te Basel ölçütlerindeki yüzde 8 oranından yüzde 12 oranına çıkmış olacak. İşsizlik de oldukça düşük: % 6.9. Tek para dışında olmayı, rekabetçi olmak  gerektiğini iyi anlayarak, lehlerine kullandılar.
Diğer tarafta da İngiltere var. Onlar da AB üyesi oldu ama tek para sistemine girmeyi aynen İsveç gibi reddettiler. Peki İngiltere bugün ne durumda? İngiltere sürünüyor. Bir zamanlar dünyanın hakimi, 'hegemon' İngiltere 1950 yılından itibaren yerini ABD'ye kaptırdı ve giderek de çaptan düştü. Thatcher döneminde özelleştirmelerle hamle yaptı, ama sanayi devriminin önder ülkesi, sanayide rekabetçiliğini kaybetti. Sonuçta İngiltere krizde büyük yara aldı. Banka sitemi de çöktü.
2009 yılında eksi 4.7 büyüyen Türkiye'den bile daha fazla eksi, 4.9 daralan İngiltere, 2010 yılında da sadece 1.4 büyüdü (biz 8.9 büyüdük  ) 2011 yılında üçüncü çeyrekte sadece 0.9 büyüdü (biz hala uçuyoruz). İngiltere'de  enflasyon yüzde 5 düzeyinde, işsizlik ise yüzde 7.3.
Bu yılki bütçesi % 8.8 açık veriyor, borçluluk da GSYİH olarak yüzde 77 (bu mali sayılar 2001 yılındaki Türkiye rakamlarının neredeyse aynısı). İngiliz bankaları ise çok sorunlu, çünkü Avrupa'nın batan ülkelerini finanse etmiş Fransa ve Almanya  bankalarına borç verdiklerinden kıvranmaktalar. İngiltere'nin cari denge açığı oranı yüzde 2.9 ama ihracatının beşte ikisi euro ülkelerine olduğu için (bizim gibi ) AB resesyona girdiğinde İngiltere de iki çeyrek peş peşe eksi büyüme yaşayarak reseyona girecek diye düşünülüyor. İsveç ve İngiltere'nin  ikisi  de AB üyesi ve tek para dışında.
Türk insanı bu örneklerden iyice anlamalı ki sorun tek para falan değil. Sorun ülkenin ekonomiye bakış açısı!
Türkiye iki yıldır yüzde 7-9 arasında hızla büyürken ve yüzde 10 boyutunda da cari açık verirken, yüzde 35 hızla kredi artışı ile dünya rekortmeni olamaz , devalüasyon da kriz ortamında bizi kurtaramaz. Banka, otomotiv, konut gibi sektörlerde toplum genelinin çıkarı sektör çıkarlarıyla çakıştığı zaman, toplum genelinin çıkarı ön plana çıkacak ! Bunu Bankalar Birliği ve bankacılar , ihracatçılar, inşaatçılar anlamak zorunda. Zaman fren ve tedbir zamanıdır.
Hükümetin bakanlarını ve Merkez Bankası'nı dinleyin, riski azaltın da sonra hep beraber azap çekmeyelim! Ne demek, 'Bugün kredi al, seneye öde!'

<p>Başkan Recep Tayyip Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi'nden canlı bağlantıyla AK Parti 7. Olağan

Başkan Erdoğan: Eyvallahımız olmayacak

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Yılan belgeselciyi canlı canlı yedi! İşte o anlar

Sağlık Bakanlığı koronavirüs aşısı için 10 kuralı belirledi! İşte o detaylar...