• $8,1314
  • €9,718
  • 456.641
  • 1378.37
18 Temmuz 2015 Cumartesi

Çin borsası için paniğe gerek var mı?

Çin Komünist Partisi 2013 yılında piyasa güçlerine kaynakların dağılımı konusunda önemli bir rol oynama fırsatı vereceğini açıklamıştı . Bu da devletin iş, ticaret ve finans çevresi üzerindeki baskısının azalacağı ümidini getirmişti.

Ancak bu beklentiler, geçtiğimiz haftalarda hisse senedi borsasındaki gelişmelerle biraz hırpalanmış oldu. Hisse senedi borsası, Temmuz ayının yedisi tarihinde kayıtlı bulunan 2774 hissenin, yani toplam hisselerin yüzde 90 kadarının faaliyetlerinin durdurulması ile dondu. Hisse senetleri bir aydan kısa bir zamanda değerlerinin üçte biri kadarını kaybetmişti ve 3.5 trilyon dolarlık maddi servet yok olmuştu. Bir fikir vermek için söylersek yok olan parasal miktar Çin değil ama , Hindistan hisse senedi borsasının toplam değeri kadardı. Bu bazı çevrelerde bir panik yaratmıştı.
Tabii aslında borsadan daha önemli olan şey bu gelişmenin Çin ekonomisinin zaten yavaşlamakta olan büyümesi ve gelecekteki genel gidişatı konusunda endişeler yaratmış olması idi. Bu nedenle de Çin Hükümeti borsada hisse senetlerinin elden çıkarılması ve değerlerinin düşmesi olgusunu hızla ve kuvvetle durdurmaya çalıştı.
Bu gelişmeler aslında Çin liderleri Xi Jinping ve Li Kegiang’ın yönettiği ekonomide ilk defa kontrolun yönetimin elinden kaçması görüntüsü vermesi oldu da denilebilir. Çünkü açıkça ortaya çıktı ki, acilen gündeme getirilen çöküşü durdurma önlemleri de pek işe de yaramadı. Bu durumda Hükümetin pek isabetli olmayabilecek yorumlar getirerek, ekonominin gidişatı konusunda da çok endişelenip, piyasayı daha da fazla kontrol altına alma yaklaşımına girebileceği endişesi ortalığa yayıldı. Halbuki çok büyük olan Çin ekonomisi için, bu borsa nedeni ile genel bir çöküş söz konusu olamazdı.
Hisse senedi borsası birkaç haftada üçte bir değer kaybetmişti ama gene de Mart 2015 ayındaki değerlerin düzeyine inmişti, ve yılbaşından bu yana, düşüşe rağmen yüzde 75 değer kazanmış durumda idi. Yani Çin hisse senedi borsası Dünyaya göre büyük, ama Çin ekonomisine göre küçüktü.
Nitekim Hükümetin yılbaşında 13 milyon kadar kişiyi kamu bankalarından kredi vererek borsada hisse senedi almalarını teşvik etmiş olmasına rağmen alım satıma açık hisselerin (free float ) değeri Çin GSYİH sayısının sadece yüzde otuzuna çıkmıştı, ve geri kalan tüm gelişen ülke borsalarının tümünün toplam değerinden ancak biraz yüksekti. Hane halkının finansal varlıklarının ise sadece yüzde 15 kadarı hisse senedi borsasında kayıtlı idi.
Bu nedenle de hisse senedi değerlerinin artışı tüketim artışına neden olmadığı gibi, hisse senedi piyasasının çöküşü de bir tüketim daralma sendromu yaratmamıştı.Hisse senetlerinin çoğu kredi ile alınmıştı ama bu kredilerin kapatılması da sistemik bir risk yaratamamıştı. Hisse senedi kredileri bankalardaki toplam varlıkların sadece yüzde 1.5 kadarı idi. Dolayısı ile bankalarda da büyük bir sorun gerçekleşmemişti. Yani özetle Çin ekonomisinde hisse senedi kökenli bir genel ekonomik sorun da gerçekleşmemişti. Para piyasasındaki fiyatlar da borsa çöküşünden pek etkilenmedi denebilir.
Ama bu yazdıklarımız devletçe yönetilen bir ekonomiden piyasaya bağlı bir ekonomiye dönüşmek büyük bir problem yaratmaz de demek değil.Tabii Hükümet de bu riskten endişe etmekte olduğu için hemen faizleri düşürdü ve para enjeksiyonu yaptı ama, şu anda ülke içinde ve dışında endişe gerekmiyor.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler