• $7,4192
  • €9,0018
  • 442.513
  • 1540.21
04 Ağustos 2011 Perşembe

Gelişen ülkelerin 'acı ikilemi': Faiz artırımı mı sabit kur mu?

Krizden çıkılırken, gelişen ülkeler ülke paralarının reel olarak değerlenmesi şeklinde zor bir durumla karşı karşıya. Ya faizlerini yükseltmek ve paralarının değerlenmesine razı olmak ya da döviz kurlarını sabit tutarak yükselen enflasyonu ithal etmek...

Eskiden, ekonomi teorisinin varsayımlarına uygun şekilde, sermaye zengini ve gelişmiş ülkelerden sermayesi kıt gelişen ülkelere fon akardı. (yani A.Taylor'un deyimi ile 'downhill' veya yokuş aşağı). Ancak son onbeş yılda önemli bir değişiklik oldu. Özel sermaye (çoğu sıcak para)  bugün hala gelişmiş ülkelerden gelişen ülkelere doğru , yani downhill akmakta. Ama devlet sermayesi, ilginç bir şekilde büyük birikim yapmış gelişen ülkelerden gelişmişlere doğru yani 'uphill' (yokuş yukarı) gitmekte, Merkez Bankalarının ve SWF denen devlete ait birikim fonlarının kaynakları gelişmişlere akmakta.   
19 YILDA 40 KATINA ÇIKTI
Bretton Woods sonrasında dalgalı kur ortamında çeşitli krizlerle karşılaşan gelişen ülkeler, geliştikçe krize karşı silahlanmaya, yani daha fazla döviz rezervi toplamaya ve biriktirmeye başladılar. Brezilya, Şili, Çin, Rusya, Singapur ve tabii Türkiye bu tür ülkelerin başında. Bugün Türkiye Merkez Bankası'nda 100 milyar dolar döviz var. Yani cephane bol! Dünya geneline bakarsak, 1990 yılı civarında global toplam Merkez Bankası döviz rezervleri 200 milyar dolar civarında idi. 2009 yılında global toplam Merkez bankası döviz rezervleri 8 trilyon dolara çıkmıştı. Buna 4 trilyon da SWF adı verilen kamusal fon birikimlerini de eklersek, 12 trilyon dolar rezervi, olası döviz ve kur savaşlarına karşı cephane olarak biriktirilmişti. Yukarıda saydığımız ülkelerin döviz rezervi 1997 yılında GSYİH oranı olarak yüzde 4'ten 2007 yılında yüzde 27 düzeyine yükselmişti.
Ancak rezerv biriktirip sonra yüzde yarım faiz geliri bile sağlamayan alanlarda likit yatırım olarak tutmak, aslında yatırımda, tüketimden ve sosyal harcamalarda kullanılabilecek fonları ABD ve AB finansal merkezlerindeki finansal kurumlarda ve mali yatırımlarda atıl tutmak demek. Döviz rezervi tutmanın maliyeti de kriz yaşamanın maliyetinden çok daha fazla değil.

Global reel faizler yükselecek
ANCAK gelişen ülkelerle gelişmişlerin büyüme oranları arasında gelişenler lehine yüzde 5-7 bir fark oluşmaya başladı. Gelişen ülkeler gelişmişleri yakalamak arzularını devam ettirdiklerinden global yatırım talebi artacak, tasarruf oranları azalacaktır. Gelişenlerde demografik gelişmeler de tasarrufları azaltacak. Böyle bir ortamda da döviz rezervi biriktirme talebi azalmasa da artış hızı yavaşlayacaktır. Bu durumda da global reel faizler yükselecektir.

'Cari mücadele' için paralarını değersiz tuttular
GELİŞEN ülkeler yıllarca cari denge açıklarını fazlaya döndürebilmek için sürekli ülke paralarını dış aleme karşı düşük tutmuşlardır. Cari açık sorunları düzeldikçe de ya kendi iç fiyatları artmak zorunda ya da paralarını yabancı ülke paralarına göre değerlendirme zorunda kalacaklar. Yani gelişen ülkeler burada acı bir politika ikilemi karşısındalar. Finansal krizden çıkılırken, gelişen ülkeler ülke paralarının reel olarak değerlenmesi şeklinde zor bir durumla karşı karşıyalar. Ya faizlerini yükseltmek, ve paralarının değerlenmesine razı olmak, ya da döviz kurlarını sabit tutarak yükselen enflasyonu ithal etmek.

<p><span>İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Ekipleri HDP Binası'na 6 saatlik

Kandil değil HDP binası

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kutup ayılarını görüntülemek istedi, az daha canından oluyordu!

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, Mustafa Şentop'u ziyaret etti