• $7,3603
  • €8,9513
  • 436.784
  • 1536.11
01 Eylül 2011 Perşembe

Enflasyon hedeflemesi yerine 'nominal' GSYİH hedeflemesi

Kurallar ve koşullar değişiyor. Önümüzdeki dönemde iktisatçılar, nominal GSYİH hedeflemesini daha sık tartışacak gibi görünüyor
Global beklenti kaosunda kimileri uluslararası hamburger fiyatlarına bakarak  faiz ve döviz kurunun gelecekteki gidişatını tesbite çalışırken, kimileri, de çok farklı endikatörlere bakarak önceden tahminde bir adım öne geçmeye çalışıyorlarmış.
Bu arada ekonomistler de ellerindeki politika araçlarını değiştirme çabası içindeler. Çünkü gelecekte ne olacağı toplumun beklentilerine çok bağlı. Ve beklentiler de çok oynaklaştığı için, geleceği tahmin ve önlem almak onlar için de çok zorlaşmış bulunuyor.
Bilindiği gibi ülke politikalarını belirleyen iktisatçılar, para politikasında  para miktarını hedeflemek, döviz kurunu hedeflemek veya enflasyonu hedeflemek gibi çeşitli makro politika yaklaşımları kullanırlar ve topluma hedeflerini aktararak beklentilerin bozulmasını da önlemeye çalışırlar.
Son 10 yıllık dönemde en popüler yaklaşım  'enflasyon hedeflemesi' idi. Bu çerçevede Merkez bankaları sadece enflasyondan sorumlu oluyordu. Reel büyümeyi diğer politika araçlarına bırakıyorlardı ( örneğin bütçe yani maliye politikasına ). Şimdi ise  gelişmiş ülkelerde yeni bir makro ekonomik politika, yeni bir hedefleme yaklaşımı teklif edilmeye başlandı.
Bentley üniversitesinden Scott Sumner adlı iktisatçı , enflasyon ile reel büyümenin oynaklıklarının çok artması ve ikisinin arasındaki farkın da çok büyümesi nedeni ile, gelişmiş ülkelerde 'enflasyon hedeflemesinin' başarılı olma ihtimalinin düşmesi üzerine, 'nominal GSYİH hedeflemesi' adı verilen yeni bir hedefleme yaklaşımını teklif etmekte.
Son on yılda çok popüler olan ve Türkiye'nin de kullandığı 'enflasyon hedeflemesinde' Merkez Bankacılar, yani para politikasının belirleyicileri, vatandaşa açıklamak üzere hükümet ile beraber  rakamsal bir enflasyon hedefi üzerinde anlaşırlar ve  enflasyon artarsa kısa vadeli faizleri artırarak, enflasyon düşerse de faizleri düşürerek, ekonomiyi enflasyon kontrolu ile yere sağlam bastırarak, gidişatı kontrol etmeye çalışırlardı.
Bilindiği gibi gelişmiş ekonomilerde genelde yüzde 2 kadar yıllık enflasyon ve yüzde 3 kadar yıllık reel büyüme uzun zamandır norm olarak görülmekte idi. Bu normlar (kabaca) yüzde 5 civarında nominal (reel yani enflasyon ayıklanmış değil ) GSYİH büyümesi demek. Ancak 2008-2011 global türbülans döneminde anlaşıldı ki, farklı yaklaşımlar gerekiyor.
Bu nedenle Scott Sumner enflasyonu hedeflemek yerine büyüme oranı ile enflasyon oranının toplamı demek olan nominal GSYİH hedeflemesi yaklaşımını teklif etmekte. Nominal GSYİH hedeflenirse ne yapılacak? Örneğin ülkeye yükselen petrol fiyatları nedeniyle negatif bir  şok gelir ise, büyüme düşecek ama enflasyon artacak. Enflasyon hedeflemesi yapan ülke faizleri artırırsa, büyümeyi daha da frenleyerek durumu daha kötüleştirecek. Halbuki nominal GSYİH hedefleyen bir Merkez Bankası daha esnek olabilecek, faiz silahını kullanmakta yavaş  davranacak, daha az sıkılaştırma yapacak.
Tersine eğer pozitif bir dış şok gelirse de örneğin prodüktivite artışı büyümeyi arttırıp, enflasyonu düşürürse de, 'enflasyon hedeflemesi' yapan Merkez Bankası faizleri çok düşürüp, geçmişte ABD'de olduğu gibi,  bir varlık fiyatı balonu yaratamak yerine,  faiz politikasında pek  değişiklik yapmayacak deniyor. Önümüzdeki dönemde teorik iktisatçılar ' enflasyon hedeflemesi' yerine 'nominal GSYİH hedeflemesi' yaklaşımını daha sık tartışacaklar diye düşünüyoruz!

Para basmakla iş bitmiyor
RESESYON geldiğinde reel üretim hızla düşerken, fiyatlar yavaş düşmekte. Bu şartlar altında enflasyon hedeflemesi yapılan bir ülkede Merkez Bankası enflasyona reaksiyon vererek faizleri yükseltirken, reel büyümeyi de baltalamış olmakta. Üstelik tersine faizler sıfıra kadar düşmüşse, yapılacak faiz indirimi de yok. O zaman bugün olduğu gibi para miktarını artırmaktan medet umulmakta, ama beklentiler kötü ise ne kadar para bassan da fazla bir değişme de olmuyor ve son dönemde  ABD veya son on yılda Japonya'da olduğu gibi durgunluk uzun zaman devam ediyor.

PREZERVATİF KRİTERİ
THE Economist tarafından yapılan araştırmada okurlar kendi deneyimlerine göre gelecek tahmini için çeşitli göstergeler teklif etmişler. Bir veteriner, resesyonları altı ay öncesinden tahmin edebileceğini belirtmiş, çünkü resesyondan altı ay kadar önce, insanlar hayvanlarının aşı ve ameliyatlarını yaptırmayı bırakıyorlarmış. Bir başkası ise ekonomik ve finansal gidişat nedeniyle stres arttığı ve libido azaldığı için prezervatif satışlarının düştüğünü belirterek, bu tür şeylerin satışlarının geleceği birkaç ay önceden tahmin etmede çok başarılı olduğunu belirtmiş.

<p>İstanbul'da kaçak yollarla ülkeye sokulan oyuncakların bulunduğu depoya baskın düzenlendi. Bağcıl

Kaçak oyuncak deposuna baskın anı görüntülendi

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Başkan Erdoğan, Sosyal Atama Töreni'nde konuşma yaptı

Ağrı Dağı göçmen kuşlara ev sahipliği yapıyor