• $12,8705
  • €14,5689
  • 738.317
  • 1808.79
13 Ocak 2013 Pazar

Cari açık arzulanan yerde!

Cari açığa ilişkin kasım ayı verileri yayınlandı. Aralık ayının verileri ise önümüzdeki ay açıklanacak. Aşağıda, on bir aylık ödemeler dengesi tablosunu 2011 yılı ile karşılaştırmalı olarak özetledik.
Rakamlara kısaca göz atılırsa, cari işlemler hesabında ihracat yüzde 14 oranında artarken ithalatın yüzde 1 oranında azaldığı göze çarpıyor. Ancak ithalattaki azalma son aylarda beklendiği gibi durdu ve kasım ayında aylık ithalat yüzde 12 oranında arttı. Bu da zaten ekonomideki toparlanma işaretlerine paralel olarak beklenen bir durumdu. Dış ticaret kalemlerine ek olarak turizmde kaydedilen başarılı performans sonucu yıllık hizmet gelirlerinin ilk defa 2012 yılında 20 milyar doların üzerine çıktığını belirtmemiz gerek. Bu gelişmeler sonucunda da 2011'in ilk on bir ayında 70 milyar dolar olan cari açık 2012'de 45 milyar dolara geriledi. 2011'de GSYH'nın yüzde 10'una ve 77 milyar dolara yükselen cari açığın, tahmini GSYH verilerine göre 2012'de ekonomi yüzde 2.7 civarında büyürken GSYİH oranı olarak  yüzde 6.5  ve 51 milyar dolar civarında gerçekleşmesi bekleniyor.
Finansman tarafında ise on bir aylık toplam rakam bir önceki yılla aynı seviyede. Ancak portföy yatırımlarında görülen yüksek artış hemen dikkat çekiyor. 45 milyar dolar olan cari açığın 35 milyarı portföy yatırımlarıyla, yani kısa vadeli sıcak para ile finanse edilmiş. Uzun vadeli doğrudan yatırımlar 7.5 milyar dolarda kalmış ve 2011'e göre azalma söz konusu. Yani cari açık azalırken, finansmanda kısa vadeli girişler artış göstermiş. Özel sektör borçlanmasında ise 2011'e göre ciddi azalma var. 2012 genelinde yatırımların ciddi şekilde durduğu dikkate alınırsa, hem doğrudan yatırımlarda hem de özel sektör borçlanmasında görülen azalışlar sürpriz değil. Sermaye hareketleri sonucu 2012'nin ilk on bir ayında döviz rezervlerimiz 22 milyar dolar daha artmış.
2012 yılı ekonomi açısından ilginç bir yıl oldu. Hatırlanırsa, 2011 sonunda büyüme yüzde 10, enflasyon yüzde 9.5-10 ve cari açığın GSYH'ya oranı yüzde 10 gibi ilginç bir tablo ortaya çıkmıştı. Büyüme oranının yüksek olması kötü bir durum değildi ama hem enflasyonun yılı çift hanede tamamlaması Merkez Bankası'nın enflasyonla mücadeledeki etkinliği açısından kafalarda ciddi soru işaretleri oluşturuyordu. Daha da önemlisi, Türkiye açısından 'her dönemin olağan şüphelisi' cari açığın rekor kırarak GSYH'nın yüzde 10'una ulaşması risk algılamasında ciddi negatif unsur oluşturmuştu.
Yakın tarihimizdeki gelişmeler, özellikle 1990 sonrası dikkate alınırsa, Türkiye'nin cari açığındaki düzelme her zaman döviz krizi ve ekonomik çöküş gibi şokların sonucu olarak gerçekleşiyordu.
2012'de ise para politikasında atılan adımların ile kredi daraltıldı, ekonomideki büyüme temposu yavaşlatıldı ve yıl genelinde büyük olasılıkla 2.7  gibi bir düzeye indirildi. Dengelenmenin gerisinde  büyük oranda net ihracat artışı rol oynadı. İhracattaki artış devam ederken iç talepteki zayıflamanın bir sonucu olarak ithalatta ciddi azalma gerçekleşti. Bunun sonucunda da dış ticaret açığı ve cari açık hızlı bir şekilde düzeldi. Yine Merkez Bankası'nın uyguladığı para politikasının ve dış gelişmelerin bir sonucu olarak enflasyon yılın son çeyreğinde üç puan birden düşerek son 45 yılın en düşük yıl sonu enflasyonuna ulaşıldı.
Kasım ve aralık verileri şimdi yeniden büyüme döngüsüne girdiğimizi gösteriyor. Temel hedef cari açığı fazla büyütmeden reel büyümeyi makul hızda artırmak olacak.

<p>Erdoğan, faiz-kur manipülasyonlarıyla mücadeleden Birleşik Arap Emirlikleri ile normalleşen ilişk

Başkan Erdoğan: Göreceksiniz enflasyon düşecek

Uşak'ta dere yatağında patlamamış top mermisi bulundu

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (29 Kasım 2021)

Kuvvetli lodos hayatı olumsuz etkiliyor