• $8,4047
  • €10,1808
  • 506.756
  • 1460.86
29 Nisan 2013 Pazartesi

Ülkemizin yükseköğretime geçiş serüveni - 1

Ülkemizde ortaöğretimden yükseköğretime geçiş sistemi on yıllardır tartışılan sıcak bir  konu. Tartışmalar kimi zaman salt eğitim camiası içinde kalırken, konunun çok geniş bir nüfus kitlesini ilgilendirmesi nedeniyle zaman zaman siyasi plaforma da taşınıyor. Geçişin sınavla mı sınavsız mı olacağı, nasıl bir yöntem uygulanacağı, yöntemin teknik detayları (katsayılar, alanlar vs), bu detayların (eğer varsa) siyasi bağlantıları, kamuoyunu sık sık meşgul ediyor. Sistemin yıllar içinde çok kez değişmiş olması pek çok kişi tarafından eleştirilse de, dünyanın ve ülkenin dinamikleri çerçevesinde buna şaşırmamak gerekiyor.
Yükseköğretime geçiş sistemi konusunda ülke olarak derin bir uygulama tecrübesi, bilgi birikimi ve veriye sahip olduğumuza inanıyorum. Her ne kadar sıkça eleştiriliyor olsa da ülke adına bu know-how'ın sahibi güncel ismiyle Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM).  ÖSYM'nin internet sitesinde, yükseköğretme geçiş sistemi konusunda ülkemizde yaşanan tarihsel gelişim anlatılır. Özetlemek isterim:

DERECEYE GÖRE ÖĞRENCİ ALINMIŞ
1960'lara kadar ülkemizdeki lise mezunu sayısı ve yükseköğretime talep az olduğu için pek çok üniversite, başvuranları sınavsız kabul etmiş. Talebin kontenjandan fazla olduğu bölümlerde, ya başvuru sırası dikkate alınmış ve ihtiyaç kadar aday kabul edildikten sonra kayıtlar durdurulmuş; ya fakültede verilen eğitimin niteliği dikkate alınarak liselerin fen ya da edebiyat kolu mezunları kabul edilmiş ya da başvuranlar lise bitirme derecesine göre sıralanarak bu sıraya göre öğrenci alınmış.
1960'lı yıllarda, yükseköğretim talebi arttıkça, bazı üniversiteler kendi giriş sınavlarını düzenlemeye başlamışlar. Zamanla  üniversiteler birlikte hareket etme yoluna giderek ortak sınavlar düzenlenmişler. Bu yıllarda, sınavlarda çok sorulu ve objektif  testlerin hazırlanması gerekliliği ortaya çıkarken, başvurma, puanlama, seçme ve yerleştirme, sonuçları bildirme gibi işlemlerde bilgi-işlem yöntem ve araçlarından faydalanma zorunluluğu belirmiş. Yaşanan en büyük sıkıntı adayların sınavlara katılabilmek için ülke içerisinde şehirden şehre koşuşturmaları ve aynı gün ve saatlere rastlayabilen sınavlardan birine katılıp diğerine katılamama durumu olmuş.
1974'te Üniversitelerarası Kurul, üniversiteye giriş sınavlarının tek merkezden yapılmasını uygun bulmuş ve Üniversitelerarası Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi'ni (ÜSYM) kurmuş. Üniversitelere öğrenci seçme ve yerleştirme işlemleri, 1981 yılına kadar bu merkez tarafından yürütülmüş. 1981'de ÜSYM, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu'nun 10. ve 45. maddeleriyle Öğrenci Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM) adı ile Yükseköğretim Kurulu'nun (YÖK) bir alt kuruluşu haline getirilmiş.Yakın bir geçmişte, 3 Mart 2011'de, ÖSYM'nin ismi Ölçme Seçme ve Yerleştirme Merkezi olarak güncellendi ve kurum idari ve mali özerkliğe sahip, YÖK ile "ilgili" özel bütçeli bir kuruluş oldu. 
Uygulanma şekline bakacak olursak, sınavların 1974 ve 1975'te aynı gün sabah ve öğleden sonra iki oturumda, 1976-1980 arasında tek günde bir oturumda, 1981-1998 arasında ÖSS-ÖYS adıyla iki basamaklı olarak, 1999-2009 arasında ÖSS adıyla tek basamaklı olarak, 2010'dan günümüze YGS-LYS adıyla iki basamaklı olarak uygulandığını görüyoruz. Merkezi yerleştirme ise 1974'te başlamış. 
Sistemin tarihsel gelişimi detaylı ancak yerimiz kısıtlı. Haftaya geçmişin özetine devam ve gelecekle ilgili öngörüler için buluşmak üzere. 

<p>Murat Dalkılıç kendisi hakkında yöneltilen soruya yanıt vermeyen eski eş Merve Boluğur hakkında i

Murat Dalkılıç'tan Merve Boluğur açıklaması: Kanlı bıçaklı ayrılmadık

WhatsApp mesaj iletme özelliğini sınırlandırdı

Kirpikleriyle dünya rekoru kırdı

F.Bahçe'de beklenmedik ayrılık! Hem de şaka gibi rakama