• $ 5,8073
  • € 6,4698
  • 278.998
  • 97886.4
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Bağırmayın, siz istediniz

Seçim ittifaklarına imkân veren kanuni düzenleme TBMM’den geçti. CHP de hemen bağırmaya başladı. Grup Başkanvekili Özgür Özel demediğini bırakmadı. Meclis’te yaşananların bir “utanç” olduğunu, AK Parti ile MHP’nin el ele vererek, “demokrasi hırsızlığı ve siyasi yankesicilik” yaptığını iddia etti…

Oysa;

CHP zihniyeti, 1991’de SHP adı altında yaptı bu işi. Erdal İnönü, kanuna karşı bir hile geliştirdi. Bugünkü HDP zihniyetini DEP adı altında TBMM’ye soktu. Seçim ittifakının ilk örneği o zaman verildi. Leyla Zana ve Hatip Dicle gibi isimler SHP listelerinden milletvekili adayı gösterildiler, seçimin ardından da istifa edip DEP’e geçtiler.

Hatırlayanlar vardır: Ne demişti PKK baronlarından Murat Karayılan:

-Bizi Meclis’e CHP soktu.

Bitmedi, dahası var:

Aynı seçimde RP çatısı altında da benzer bir ittifak gerçekleşti. Türkeş’in MÇP’si ile Aykut Edibali’nin İDP’si seçime girmedi. Erbakan’ın RP listelerinden milletvekili adayı gösterdiler. Seçimin ardından da istifa edip, kendi partilerine geçtiler.

Daha sonraki seçimlerde de denendi bu formül. Ancak, her defasında kanunların sağından solundan dolanılarak yapıldı.

Son düzenlemeyle kanuna karşı hile yoluyla gerçekleştirilenler, yasal bir zemine oturtuldu. TBMM’de çıkarılan yeni yasanın özü budur.

***

CHP’nin tarihine şöyle bir göz atalım…

Defalarca seçim barajının ciddi bir adaletsizliğe yol açtığından bahsettiler. Her türlü görüşün TBMM’de temsil edilmesi gerektiğini savundular.

İşte şimdi gerçekleşti bu!

İrili ufaklı partiler bir araya gelecekler. Seçime ittifak ederek girecekler. Böylece tek başına seçime girmeleri halinde milletvekili seçilmesi mümkün olmayanlar bile TBMM’de temsil edilecekler. Her türlü görüş Meclis’te yer almış olacak.

CHP de bunu istemiyor muydu?

Ayrıca, son günlerde bir “seçim güvenliğidir” tutturmuş gidiyorlardı. Yapılan yeni düzenlemeyle o konuda da önemli adımlar atıldı. Özellikle terör örgütlerinin sandık başlarında seçmene baskı yapmasını önleyecek tedbirler alındı. En önemlisi de kimin nerede hangi oyu kullandığının belirlenmesini önleyecek bir sistem geliştirildi. Seçmenler, baskı altında oy kullanma stresinden kurtarıldı.

Yoksa CHP seçim güvenliği istemiyor muydu?..

Acaba uzun süredir “laf olsun” ya da “ortalık karışsın” diye mi bağırıyordu?

***

Ayrıca, Türkiye’de bir anayasa değişikliği yapıldı. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildi. Bu yeni sistem ise, seçim ittifaklarını mecburiyet haline getirdi.

Artık yüzde 10 da değil baraj. Bu oran, TBMM seçimleri için geçerli. Orada ise sadece yasama faaliyetleri yürütülecek. Bir başka ifadeyle Meclis kanun yapacak ve denetim görevini yürütecek. Türkiye’yi idare etmeye talip olanların ise, yüzde 50 artı bir gibi son derece yüksek bir oranı yakalamaları gerekecek.

Bugün belki tek bir parti böyle bir oy oranını yakalayabilir. Ancak, yarın bu mümkün olmayabilir. Birkaç partinin yan yana gelmesi gerekebilir. Nitekim geçtiğimiz cumhurbaşkanlığı seçiminde bu yaşanmadı mı? Ekmelettin İhsanoğlu, CHP’nin de içinde bulunduğu bir yapılanmanın “ortak adayı” olarak kamuoyunun önüne çıkmadı mı?

Siyasi yankesicilik miydi o?..

Yoksa demokrasi hırsızlığı mı?..

Bakın nerelere kadar gidiyor işin ucu! O yüzden bırakmak lazım bu ucuz ve ayakları yere basmayan siyasi laf cambazlıklarını.

İddianız varsa ortaya çıkar, halktan yetki istersiniz. Tek başınıza buna gücünüz yetmiyorsa iki-üç, hatta beş parti bir araya gelirsiniz. Size bu imkân da son düzenlemeyle sağlandı Meclis’te. Daha ne istiyorsunuz? Niye bağırıp duruyorsunuz?

***

Konu CHP ya da başka bir parti meselesi değil…

Bizim uzun yıllardır kanayan bir yaramız var. Maalesef bu ülkede çok çirkin bir şekilde yapılıyor siyaset.

“Muhalefet” denilince bizde hemen “engellemek, karşı çıkmak ve karalamak” akla geliyor. CHP’li Engin Altay, kamuoyunun önünde itiraf etti. “Biz muhalefetteyiz, siz en doğru işi yapsanız bile vatandaş bize karşı çıkma görevi verdi” dedi.

Doğru değil tabii. Vatandaş, ne bugün ne de dün kimseye öyle bir görev vermedi. Fakat, Türk siyasetinde böyle hastalıklı ve sakat bir anlayış yerleşti. Bugün yaşadığımız pek çok sıkıntının altında da bu hastalıklı ve sakat bakış açısı yatıyor!

<p>Fırat´ın doğusunda PKK/YPG tarafından oluşturulmak istenen terör koridorunun sonlandırılması, sın

PKK/YPG´li teröristler Tel Abyad´ı köstebek yuvasına çevirmiş

İşsizlik maaşı için şart koşulan 120 günlük 'prim ödeyerek sürekli çalışma' maddesi değiştiriliyor

WhatsApp’a 4 yeni özellik birden geliyor

Muğla'da 3 kilogramlık mantar bulundu