• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
19 Aralık 2010 Pazar

Yaratma çabası içermeyen bir yaşam, yaşamaya değmez

Yaratıcılık öğretilebilir mi? Öğretilirse, yeni olanın, değişik olanın nasıl ortaya konacağının belli, herkesçe uygulanabilecek kuralları varsa, sonuçta bu yolla elde edilenin bir yaratı ürünü olduğundan söz edebilir miyiz? Sahi, yaratıcılıktan yaratıcı biçimde söz etmek, yaratıcılığı yaratıcı biçimde ele almak olanağı var mıdır?
Peki, nedir yaratıcı etkinliği yaratıcı olmayandan ayıran? Yaratmayı, yaratıyı olanaklı kılan nedir? (Yaratma: Yaratma süreci, yaratı: Yaratılan ürün anlamında.)
Bir yaratma ve yaratının ölçütü nedir? Örneğin bir düşünce ya da sanat ürünü ne zaman yaratı sayılacak, ne zaman bir taklit olarak ele alınacaktır?


***
Bu konudaki ilk savım: Mutlak yaratı ve yaratma ölçütünün olmadığıdır. Yaratmayı yaratma kılan içinde yer aldığı alan ve bu alanın yaratma öncesi koşullarıdır. Örneğin, bilim alanındaki bir kuram, yaratı sayılırken, sanatta basmakalıp bir çalışma olarak görülebilir. Burada alan, bilimin, sanatın tüm etkinlik bölgelerini gösterebileceği gibi, bilim ve sanatın dalları da ayrı ayrı alanlar oluşturabilir. Tarihsel gelişimi içinde bir dönem yaratı sayılmış ürünler, diğer dönemlerde yaratı sayılmayabilir. Bir ürünün yaratı sayılıp sayılmayacağı o alanda çalışan insanların bilgi, kavrayış, beklenti ve değerlerine bağlıdır. Giderek o toplumdaki bireyler arası çekişmeler, kümeleşmeler, kıskançlıklar ve duygusal etkilenmeler yaratının yaratımın değerlendirilmesini etkileyebilir.
'Güneşin altında yeni bir şey yok' anlayışı, yaratıcılığı, yeniliği yok sayan bir anlayıştır, bir yoruma göre. Her meydana getirme etkinliğinin yeni olduğu, eskilerine hiç benzemediğini söyleyen sava göre, seri üretimle elde edilmiş ürünler bile yaratıdırlar. Bu görüşlerden hangisinin doğru olduğu içinde bulunulan alanın, bu alandaki düşünsel ortamın, fiziksel, teknolojik çevrenin koşullarına, bu alanı konu edinen insanlar topluluğunun bilgi düzeyine, değerlerine bağlıdır.


***
İkinci savım da şu: Yaratı ve yaratma ölçütleri tarih boyunca kültürden kültüre değişebilir. Ama her yaratı ve yaratmada o alanın içinde yaratmaya hazır bir durumun, birikimin olduğunu söyleyebiliriz. Ex nihilo nihil fit. Hiçlikten hiçlik doğar. Yaratma, daha önce ortaya konmuş yaratı ve yaratımlara dayanarak yürür.

Öyleyse, yaratıcı yaşama, böylesi bir birikimin yaratıcı tarafından sindirilmesini gerektirir. Sorunun kavranması, o alanda eksikliği duyulan yaratıların beklenmesi gibi önkoşullarla, içinde kafası ve yüreği yaratmaya hazır yaratıcı adaylarının yaşamasını sağlayacak bir kültür ortamı gerekiyor. Bu yaratıcı kültür ortamının nasıl bir şey olacağının önceden kesin çizgileriyle belirlenebileceğini söyleyemeyiz. Birbirine benzemeyen ortam ve çevrelerde yaratılar gerçekleşebilir.

Yaratma işi bir birikim, kafa ve gönül hazırlığının yanında yaratıcıdan yüreklilik ister. Yaratma bir cesarettir. Çünkü bilinmeyene doğru bir uzanıştır. Denenmemişliktir. Denenmemişi denenir, bilinmeyeni bilinir, görülmeyeni görünür kılınca alanın tepkisinin ne olacağını bilemeyiz, şarlatan sayılma, kepaze olma tehlikesini göğüslemek gerekir.

***
Üçüncü savım: Yaratımın hazırlık gerektirdiğini söylediğimiz gibi, her hazır olanın, her yaratıcı olmak İsteyenin yaratıcı olamayacağını ileri sürebiliriz. Yaratıcılık, çoğu kez isteme ve denetim gücümüzün dışındadır. O nedenle kültür tarihinde yaratıcı sayısı azdır.

Belki burada önemli olan, yaratma çabasının başarılı olsun olmasın kendisinin anlamlı sayılması gerektiği düşüncesidir. Yaratıcı çabalarla geçmiş, yaratıya ulaşmaya adanmış bir yaşam saygındır. Yaratımın neden değerli sayılacağı, bu uğraşının zorlukları, yaratıcı adaylarına anlatılmalı.

***
Dördüncü savım: Yaratma uğraşı, kendi içinde dereceler taşıyan, yaratıya yönelmiş edimler (yapıp etmeler) bulundurur. Yaratma alanı içinde eklemeler, düzeltmelerle, küçük ölçüde, değişik derecelerde yaratılar bulunabilir. Asıl yaratı o alandaki alışılmış, benimsenmiş çerçevelerin değiştirilmesidir. Yalnız, unutulmamalı ki, daha önceki sözlerimiz ışığında bu da alanın koşullarına, o alandaki topluluğun bilgi ve görgüsel yapısına bağlıdır.

Yaratıcılık, özgür ve özerk yaratıcılarla bu yaratıcılara yaratma olanağı sağlayacak ortam ve çevre istiyor. Zaman zaman baskıların da yaratıcılığı körüklediği söylense de, yaratıcının dıştan olmasa bile içten, yaratıcı günlünün, iç dünyasının yaratıcı bağımsızlığına erişmiş olması gerekir.

<p class='MsoNormal'>Fatih'te arıza yapan İETT otobüsü, vatandaşlar tarafından  yaklaşık 300 metre i

İETT otobüsü arızalanınca 300 metre itildi

Nesli tehlike altındaki şah kartal, Ankara'da tüfekle vuruldu

Tavşanlı Höyük'te bölgenin 'endüstrileşmiş ticaret merkezi' olduğuna dair bulgulara ulaşıldı

Kesilen ağaçtan bir anda kan akmaya başladı!