• $9,26
  • €10,8092
  • 531.75
  • 1432.8
12 Aralık 2010 Pazar

Gençlerden öğrenmeye var mısınız sayın iktidar?

Dünyada ve bizde gençlerin protesto sesleri giderek yükselmekte. İktidarı temsilen, Başbakan ve yumurta atışlarıyla karşılanan Burhan Kuzu Hoca, ilk konuşmalarında, sert ve şiddeti körükleyici, öfkeli konuşmalarıyla gençleri kınadılar. Bir avuç gençmiş bunlar. Bir partinin kışkırtması ile yapıyorlarmış. Hatta bu işte Ergenekon parmağı da olabilirmiş. Belli mihraklar, iktidarı devirmek için gençleri kullanıyorlarmış.

 Öyle anlaşılıyor ki, protestolar biraz daha genişleyerek sürerse, polis ve savcılar, gençleri ve onları kışkırttıklarını düşündükleri insanları içeri almaya başlayacaklar. Belki yeni bir Ergenekon dosyası açılacak.

***
İktidar niçin aykırı seslerden korkuyor? Onları her gün protesto edenler olsa ne olur ki? Demokrasiyi savunmuyorlar mıydı? 'Muhalefetini söyle, sana nasıl bir iktidar olduğunu söyleyeyim', biraz bu demokrasi ruhunu yansıtan bir söz değil mi? Uslu, boynu bükük, silik, mızmız, muti bir muhalefet mi istenilen? 'Eyvah, bu öğrenci olayları iktidarımızı ortadan kaldırmak için malum çetelerin bir tezgahı olmasın?' Garip bir korku var, iktidarda. İktidar kendisinden korkanlardan korkuyor. Başbakan'ın, sert, rakiplerini küçümseyen, zaman zaman onlarla alay eden konuşmaları gösteriyor ki, iktidar muhalefetten öğrenmek niyetinde değil. Gençler ne ister, merak da etmiyor, sanırım. Polislere, istihbarat ajanlarına soruyor ve hükmünü veriyor, galiba. Sizin gibi olmayan, sizin gibi düşünmeyen, sayıları çok da az olsa, bu insanlara kalbinizi kapalı tutarak, hükmünüzde ısrar ederseniz, tavrınız bu toprakların hikmetine yakışmaz. Demokrasiyi giderek sizin gibi düşünen çoğunluğun, sizin gibi düşünmeyen azınlığı boyunduruk altına almaya çalıştığı bir rejim haline getirmeye çalışıyorsunuz, sayın iktidar!

***
Üniversitede rektör ve dekanlar üzerine baskı yapmaya başladınız bile. Tepkiniz bu mu olmalıydı? Neden anlamaya çalışmıyorsunuz? Gençleri Dolmabahçe'ye çağırarak yapamazsınız bunu. Neden? Bir kısmı gelmez de ondan. Konuşacaksanız, örneğin bir deniz otobüsünde, bir spor salonunda, bir futbol sahasında görüşebilirsiniz. Bir kısmını ikna etme gücünüz olmayacak. Bırakın onlar size hep muhalif kalsın. Onlarla konuşamasanız bile, onlardan haber alın, onlardan öğrenin. Onları kazanın. Özgürce muhalefet yapmalarına izin verin. Siz tavrınızda ve konuşmalarınızda yumuşarsanız onlar da, giderek şiddet içermeyen protesto yollarına başvururlar. Protestolara alışınız sayın iktidar. Sizi diri kılar. Size can verir korkmayın. Belki oldukça fazla olan seçmen sayısını daha da arttırabilirsiniz.

Gençleri etrafınıza toplayıp anlayışlı iktidar resmi verebilirsiniz. Gençleri cici ve kaka gençler olarak da bölebilirsiniz, isterseniz. Ne gibi stratejiler uygulayacağınızı ben bilemem. Ne yaparsanız yapın, önerim, içten olmanız. Gençleri anlamaya çalışarak, tolerans göstermeniz. Onlardan öğrenmeye çalışmanız.
'Beni konuşturmayan, bana yumurta atan öğrenciden ne öğreneyim ?' diyebilirsiniz. 'Zaten Süheyl Batum da suçladı onları, bunlar iktidara değil Türkiye'deki siyasete karşı' görüşüyle, yapılanların özgürlüğe, insan haklarına aykırı olabileceğini bile savunabilirsiniz. Yumurta atmayı silah atmakla özdeş sayabilirsiniz.

***
Yazık ki eleştiri kültürümüz çok kıt. Ne eleştirmeyi ne de eleştirilmeyi biliyoruz. Hayatımızın her alanında eksik olan bu eleştiri terbiyesi, şiddete başvurmaya, kabalığa, sığlığa götürüyor bizi.

Karikatürümüze bakıp kızıyor, mahkemeye başvuruyoruz. Oysa yapılan karikatürü inceleyip, 'neden beni böyle çizdiler, neden bu insanlara böyle görünüyorum?' sorusunu sorabiliriz, kendimize.

Protesto olaylarının ardından gerek Burhan Kuzu'nun gerekse Başbakanımızın konuşmalarına bakıyorsunuz: Olup bitenden hiç öğrenmek istemiyorlar. Kapılarını, protestolardan öğrenebileceklerine kapamışlar. Kafalarındaki önyargıları sürekli olarak pekiştirmeye çalışıyorlar.

***
İktidarları boyunca beni bu tavırları çok rahatsız etti: Daima haklılar. Daima biliyorlar. Daima yukarıdan bakan bir tavırla konuşuyorlar. Birisi ne zaman Sayın Başbakan'a kalbindeki güzellikleri öfkelenmeden, saldırmadan açmasını önerebilecek? Gülümseyen bir iktidar olamadılar hiçbir zaman. Surat astılar. Tehdit ettiler. Kızdılar. Gülümsesinler isterdim. Öfkesini saklayan, sıkılmış dişlerle ortaya konan bir gülümseme değil, bir kez olsun içinin güzelliğini yansıtan bir gülümsemeyle gülümsesinler. Belki yandaşlarına böylesi bir tebessümü lütfediyorlardır. Protestocularına da lütfedebilirler mi?

<p>Türkiye'nin attığı önemli adımlar  dünya medyası tarafından yakından izleniyor. Birçok ünlü düşün

“Türkiye yükselen ağır sıklet”

21. yüzyılın en iyi dizisi seçildi

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Nijerya Cumhurbaşkanı ile ortak basın toplantısı düzenledi

Mersin'de TURKOVAC Faz-3 çalışması kapsamında gönüllüler aşılanıyor