• $7,4627
  • €9,024
  • 437.81
  • 1524.49
16 Şubat 2012 Perşembe

Devlet denen ahenk

Devleti gelişmiş bir organizmaya benzetirsek, bu organizmanın organları arasında organizmayı yaşatmayı amaçlayan bir eşgüdümün olması gerekir. Bu organlardan devleti korumaya yönelik emniyet, istihbarat teşkilatı, orduyu göz önüne alalım. Ülkemizin son günlerde yaşadığı sorunları anlamak için 'devlet', 'hukuk', 'demokrasi' kavramlarını yeniden çok kısaca gözden geçirerek yorumlar yapmak gerekiyor.
***
Temel soru şudur: Devlet kendini nasıl korumalı? Hangi devletten söz ediyoruz? Hukuka dayalı demokratik devletten.
Sanıyoruz ki kağıtlara bu devlet demokratik ve hukuka dayalıdır yazmakla devlet hemen hukuka dayalı ve demokratik olacak. Ülkemizde gözlemlerim beni yanıltmıyorsa hukuk eğitimi, elbette sosyal bilimler alanın birçok dalında olduğu gibi, yeterli değildir. Hukuk kavramının kendisi yeterince irdelenmiyor. Hukuk felsefesi dersleri sanırım koskoca müfredat içinde etkisiz bir damla olarak kalıyor. Yasalar öğreniliyor. Uygulanmaları ile teknik ayrıntılar çalışılıyor. Ne demişti Yunus? 'Sen elif dersin hoca/ manası ne demektir?' Hukukun anlamı, manası havada kalıyor. Elbette zor bir kavram: Bir insan, bir yaşam anlayışınız olmadan, adalet, hak kavramlarını yaşamımıza katamadan edinilmesi zor bir kavram. Elbette her kavram gibi tartışmalıdır.
***
Nasıl bir devlet? Hak yemez. Hak tanır. Yaşama hakkı, insanın kendini gerçekleştirme hakkını savunur, korur. Hiçbir bireye, hiçbir kesime ayrıcalık tanımaz. Halkının insan olma hakkıyla devlet olmuştur o.
***
Seçimle iktidarı ele alan bir düzeni olduğu için demokratik değildir yalnızca. Yalnızca çoğunluğun seçtiği iktidarlarla yönetildiği için demokratik değildir. Halkın nabzını tutan bir devlettir: Öyle bir düzeni vardır ki iktidarları uyarır: Yalnız çoğunluğun iktidarı değilsin! Öyle bir devlettir ki halktır bir anlamıyla. Halkın üstünde değildir. Halkını gütmeye çalışan bir devlet değildir. Güdülmeyen bir halkın devletidir. Kendi haklarının bilincinde, bu hakları elde etmek için mücadeleye hazır, cesur halkın devletidir. Halk olan devlettir bir anlamıyla, devlet olan halktır.
Temel soruya dönelim: Devlet kendini nasıl korumalı? Halkı koruduğu gibi korumalı. Kendi demokratik olanaklarını, haklarını koruyabilen halkıyla bütünleşebildiği için.
***
Ülkemizde şu an devletin görünümü biraz idealleştirerek dile getirmeye çalıştığım bu devlet özelliklerini taşımıyor. Yüzyılların alışkanlıkları bu devleti kuran insanların bilinç dışında yaşıyordu. Hala geçmişin üzerimizdeki insana yakışan gelişmeleri engelleyici kimi ağırlıklarından kurtulabilmiş değiliz. Devletin kurulduğu zamanki ilkelerinden kuşku duyanlar var, dayandığı hukuk ve demokrasi anlayışını yeniden gözden geçirerek, hayatın canlı akışına uygun duruma getirmek gerekir. Devlet başımız üstünde duran değişmez bir yapı taşımıyor. Sürekli gözden geçirilip, basmakalıp yaşam anlayışlarının kafesi içine sokulmasına izin vermemek gerekir. İlkeleri yerine oturmuş, halkının onun koruyuculuğunu gönüllü olarak kabul ettiği bir devlet, kendini korurken halkını korur elbette. İlkeleri yerine oturmuş bir devlette, devletin beyni, organlarına egemendir. Onu koruma organları olan emniyet, istihbarat teşkilatı, ordu arasında bir güç kavgası olmaz.
Oysa böyle bir kavgaya tanık olduk. Belki bu kavga devletin kuruluşundan beri sürüyordu. Belki bir taraf egemendi bu kavgada, şimdi yılların egemenliği bozuldu: Polisimiz hem istihbarat hem her türlü bilgi ve teknik donanım açısından çok güçlendi. Güzel. Devletin beyni benzer gelişmeleri diğer koruma organlarına da sağlamak durumundadır. Beyin hukuk ve demokrasi ruhuyla donanmışsa halkının bütününü düşünür, belli kesimleri değil.
Ülkemizde devletine düşman olan, hakkının yendiğini, dilini, kültürünü yaşayamadığını söyleyen bir kısım Kürt kardeşimiz var. Devletle halk arasında ahenkli ilişki tam kurulamamış durumda. Devletin dayandığı kurucu ilkelerle devletin beyni arasındaki ilişkide sorunlar var.
Şimdi devleti koruma durumunda olan organlar arasında ortaya çıkan sorun neyin işaretçisidir? İlkeler açısından, devletin demokratik ve hukuk devleti olmasında büyük zaafları olduğunun. Devletin beyni ile organları arasındaki ahengin kusurlar içerdiğinin.
***
Devleti tek devlet kılacak organlar arasındaki işbirliğinin sağlanması, 'zorla' olmaz. Sonradan çıkarılan yasalarla ancak günü kurtarabilirsiniz. Devletin koruyucu organlarını birbirleriyle çatışmaya sokan nedir? Somut birçok neden söyleyebilirsiniz. Bana hukuku ve demokrasiyi öğrenmede çok ama çok başlarda olduğumuz gerçeği en büyük neden olarak görünüyor. Hukuku bilmiyoruz: Hakkın ne olduğunu, ötekinin hakkına olan saygıyı. Demokrasiyi bilmiyoruz: Ötekiyle birlikte yaşayabilme bilgisi ve becerisi demek demokrasi. Kendi çıkar grubumuzun gözlüğüyle bakıyoruz dünyaya; hukuku ve demokrasiyi çıkarlarımıza uydurmaya çalışıyoruz.
Ruhunu yitirmişiz hukukun ve demokrasinin. Devletin tek bir devlet çatısı altında bir araya gelmesi gereken organları bu ruh yitiminden dolayı çatışıyorlar.

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla, koronavirüs aşısına dai

Bakan Koca paylaştı: Aşı uygulaması hakkında pratik bilgiler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kar yağışı sonrası İstanbul barajlarında son durum

Balıkçıların buz tutan nehirdeki zorlu mücadelesi