• $7,5059
  • €9,0028
  • 409.681
  • 1538.04
29 Ocak 2012 Pazar

Aklı anlamaya doğru

Ülkemiz, akılla eylemde bulunduğunu, bu aklın da 'ortak akıl' olduğunu söyleyen siyasetçilerin ülkesi olmaya başladı. Ortak akıl (Neyse o!) yardımıyla farklı düşünenlerin bir araya gelip, ülke yararına 'akıllı' karar alabileceği ileri sürülüyor. Aydınlanma düşüncesinin bir yorumundan çıkarılabilecek, 'bütün akıllı insanlar aynı biçimde düşünür' yargısını sorgulamak gerekiyor. Yıllar önce akıl üzerinde yaptığım bir çalışmadan yola çıkarak akıl anlayışımızı gözden geçirip, eleştirmenin ufuk açıcı olacağını düşünüyorum. Aklın farklı yüzleri, boyutları olduğunu düşünüyorum. Onların farkına vararak, kısır akıl anlayışlarından kurtulmamızı öneriyorum.
***
Çağdaş insanın aklını yaşayışında sorunları var. Post-modernist arayış, bunun bir göstergesi. Ben aklı, birçok bileşenden oluşan bir bütünlüğe benzetiyorum. Organik bir bütünlüğe. Parçalarından fazla olan. Parçalarının içinde olan. Bu sözlerimi, ileriki yazılarımda daha da açabilirim. Akıl genişliğini yitirmemeliyiz. Aklın sınırları elbette var, sınırları içindeki akılla hesaplaşabilmek, aklımızı yaşayışımızdaki sorunları saptamak gerek. (Bir eski psikiyatri profesörü, bu tür konuşmalarıma şiddetle itiraz edip, hiddetle, 'Senin gibi konuşanları biz içeri tıkıyoruz.' demişti. Demek ki bu hocanın da aklıyla zoru yok!) Aklımızla zorumuz olmalı. Akıl hastalıklarından söz edip, nice kuramlar oluşturuyoruz da, akıl sağlığı, sağlıklı akıl nasıl bir şeydir sorgulamıyoruz pek. Akıllı insanlar olarak, cümlemiz aklın ne olduğunu bildiğimizi sanıyoruz. Aklımızı dert etmiyoruz nedense. Felsefede son yıllarda belli çevrelerde tartışma konusu olan 'ussallık' (rationality) sorunu, bir açıdan, aklı, akılla temellendirmek, bilimi akıl ışığında yeniden kurgulamak amaçlarını da taşıyordu. Temellendirme, sağlamlaştırma, haklı kılma, hesabını verme uğraşı, temele 'aklı' koyma çabasıydı. Akıl bir destek, akıl bir güvence, akıl bir 'emniyet'ti. 'Yaşasın'dı, akıl!
***
Hangi akıl? İşte bunu soruyorum. Teknolojiyi, onunla bütünleşmiş bilimi, bu ikisinin içinde yer aldığı yaşamı sorgularken, anlamaya çabalarken bir akıl tutulmasın a uğradığımızı düşünüyorum. Bu terimi şu anlamda kullanıyorum: Akılla aramıza, denetleyen akıl giriyor! (Güneşle aramıza, ayın girişi gibi!) Bu benzetme, tuhaflıklar taşımıyor değil ama denetleyen akıl, toparlayan akıldan kopup, bağımsız bir gezegen olarak insan yaşayışıyla ortak akıl arasına giriyor!
***
Toparlayan akıl, aklın yedi bileşenini düzenleyen, onların ahenk içinde yaşamasını sağlayan akıl. Bu aklın bileşenlerine şu adları veriyorum: Denetleyen Akıl, Teorik Akıl, Anlayan Akıl, Eleştiren Akıl, Şiirleyen Akıl, Erotik Akıl, Bağlanan Akıl. Bu akılları tek tek açık kılmaya uğraşacağım bundan sonraki yazılarımda yeri geldikçe. Böyle bir 'akıllar konfederasyonu' birçok arkadaşımı kızdırabilir ya da güldürebilir. Benim de amacım bu. Akılla zorumuz olduğunu hatırlatmak. Aklı yaşayışımızda derdimiz var. Aklımız tutulmuş. (Hıçkırığa tutulmak gibi mi? Aklımıza kalıpları kırarak bakma gereğini söylüyor bana Eleştiren Aklım!) Denetleyen aklın baskısı altında. Akılların ahenkli çalışmasını, bir aradalığını, 'orkestrasyonunu', toparlayan akıl, bu akıllar arasında kurup, iletişim olukları döşeyerek, sonuçta iletişim ağı oluşturarak sağlıyor. Çağımızda denetleyen akıl, kurduğu post-modernist tuzakla aklın yadsınması yolunu açıp, aklın diğer öğelerini, 'kardeşlerini' ortadan kaldırmayı deniyor. Şiiri, Eros'u aklın dışına atıp yüceltmeye çalışıyor. Önceleri bunu, onlar isteme ya da istençtir (Almancada Wille) diye, akıl alanından sürmeye çalışmıştı. Hegel'le birlikte 'akıl kardeşler' (aklın bileşenleri) bir şölen, bir 'sarhoşluk' yaşadı. Gerçek olan her şey akla dönüştü. Husserl, teorik ve anlayan aklı, denetleyen aklın yerine koymaya çalıştı.
***
Burada akıl kardeşler açısından düşünce tarihini yorumlamak değil işim. Akıl zor bir serüvenin başında: Anlayan akıl, kardeşlerini gördü, tanımaya çalışıyor. Aklın birliğinden kuşku yok, noetik (akılsal) bir şizofreni falan da yok ortada, bir resim sunmaya çalışıyorum düşünenlere. Merak eden, eğilip bakar.

<p>Öğrencilerin merakla  beklediği yüz yüze eğitim başladı. Çocuklar eski normale nasıl adapte ol

Yüz yüze eğitim başladı, anne babalar nelere dikkat etmeli?

Kahramanmaraş'ta 3 mahalle karantinaya alındı

Türkiye'deki yaban hayatı fotokapana yakalandı

Güneş patlamalarının kaynağı ilk kez belirledi