• $ 6,0542
  • € 6,565
  • 307.841
  • 120151
Haber hattı
0530 708 54 54
Haber hattı
0530 708 54 54

Atatürk'ün partisi nerede?

Atatürk’ün kurduğu partiyi ele geçirmek isteyenler kim olabilir. Gazi’nin milli mücadelenin lideri olduğunu, İmparatorluğu parçalayan, Türkiye’ye Sevr’i dayatmak isteyenlere karşı milli bağımsızlık mücadelesini yürüten Gazi Paşa’yı en iyi sömürgeciler tanırlar. Türkler sömürgecileri, birincisi Çanakkale’de, ikincisi Milli Mücadele’de olmak üzere iki defa mağlup etmişlerdir. Bu sebeple Batılılar Lozan’da barış anlaşması imzalasalar da Gazi’yi unutmazlar.

Batı’nın Türkiye ile ilişkilerinde, CHP’nin Batı çizgisine çekilmesi, Batılılaşma ideolojisi üzerinden onlarla işbirliği yapan bir siyasi harekete dönüştürülmesi yeni bir proje değildir. Maksat açıktır: Gazi Paşa’nın partisi üzerinden intikam almak. Dün olduğu gibi bugün de bu parti çevrelerinde bulunup, zaman zaman ‘AB’ye katılma’ gibi masum taleple veya ‘ABD ile olan ilişkilerimiz zedelenmesin’ görüntüsü adı altında Türkiye’nin bağımsızlıkçı siyasetine karşı çıkanlara dikkatle bakmak gerekir. Mesela, S-400’lerin alınması konusunda, NATO’nun göstermediği tepkiyi gösteren veya ABD’den daha fazla tepki koyanların bu partide ne işi olabilir diye sormak gerekmez mi?

PARTİLER

Türkiye’nin Cumhuriyet döneminde kurulan ilk partisi adında Cumhuriyet olan partisi CHP herkesin hatırlayacağı gibi Milli Mücadele sonrası kurulmuş ilk legal partidir. Legal olmayan gizli TKP’nin varlığı bilindiği için Gazi Paşa’nın daha sonra kendisinin yakın arkadaşlarına başka bir Komünist Parti’yi kurdurttuğu da bilinmektedir.

CHP’nin arkasından yine Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası ve Serbest Fırka gibi partiler kurulmuşsa da dönemin şartları içinde Gazi’nin çok partili siyasi düzen arayışlarını sürdürmesi mümkün olmamış süreç, Atatürk’ten sonra İsmet Paşa’nın Katib-i Umumisi Recep Peker ve benzerlerinin demokrasi karşıtı bir yere, hatta İtalyan Faşist Partisi’ne özenerek yaptıkları hazırlıklarla, Tek Parti Rejimi diye bilinen karanlık bir döneme evrilmiştir.

Bu dönem, aslında CHP’nin halktan uzaklaşıp, doğrudan doğruya bürokratik zümrenin iktidar aracı haline geldiği bir zaman dilimi olduğu içindir ki bu partinin, yeniden onu iktidara taşıyacak halkla bağlar kurmasını zor hale sokmuştur.

HANGİ SİYASET

1970’lerin başında Ecevit ve Turan Güneş’in başlattığı yeniden halka gitme arayışının meydana getirdiği hareketlilik kısa sürmüş, 12 Eylül şartlarının da etkisiyle arkası gelmeyen bir adım olarak kalmıştır.

Bugünkü CHP, ne ile kamuoyunun gündemine geliyor. Son günlerdeki tartışmaya bakarsanız, önce Cumhurbaşkanı’nın adı verilerek, kendilerine dönük bir girişim olduğu iddia edildikten sonra konunun tamamen parti içi bir mücadelenin yansıması olduğu ortaya çıkmıştır. Parti içinde var olduğu söylenen ‘çete’ ya da hiziplerin çekişmesi, olayın yıllardır bu camiada yaşanan iç hesaplaşma ve tasfiyeler gibi başka bir yere varılmasının mümkün olmadığını göstermektedir.

CHP’nin halktan neden uzaklaştığı, Tek Parti zihniyetiyle hesaplaşmadan anlaşılamayacağı gibi, Gazi’nin bağımsızlık geleneğinden uzaklaşarak siyaset yapma çabasının da ancak Batı emperyalizmin çıkarlarına uygun düşeceğini anlamak lazımdır.

TSK´nın ÇNRA atışlarıyla Esed rejimi güçlerine karşılık verdi

Hayranı gibi yaklaştı önce imzasını aldı, sonra canını!

İdlib'in yakın geleceği ne olacak?

Çok kutuplu Soğuk Savaş ve devletçi neoliberalizm