İstanbul
  °C
İl Seç

HAVA DURUMU

Yaşadığınız şehrin günlük hava durumunu görüntüleyin

  • 3,6605
  • 4,3402
  • 151,53
  • 107.971

‘Kâbe’de selfie

Osmanlı dönemi şairlerinden Nabi, 1678 yılında devlet ricali ile hac yolculuğuna çıkar. Kafilede devletin ileri gelen paşaları da bulunmaktadır. Kafile, Hicaz bölgesine yaklaştığında heyecan artmaktadır. Medine’den önceki son konaklama yerine geldiklerinde Nabi, kafilede bulunan Rami Mehmed Paşa’nın ayaklarını Medine tarafına uzatmış vaziyette uyuduğunu görür. Paşa’nın duyacağı şekilde şu beyiti söyler;

‘Sakın terk-i edepten, kûy-i mahbûb-ı Hüdâdır bu!

Nazargah-i ilahîdir, Makam-ı Mustafadır bu.

Mürâât-ı edep şartıyla gir Nabî bu dergaha,

Metâf-ı kudsiyadır, bûsegâh-ı enbiyadır bu.’

Günümüz Türkçesiyle ifade edecek olursak anlamı şudur; ‘Edebi terk etmekten sakın! Burası Allah’ın habibinin beldesidir. Burası, Muhammed Mustafa’nın makamıdır, ilahi nazarın olduğu yerdir. Ey Nabi, bu dergaha edebin şartlarına dikkat ederek gir. Burası meleklerin tavaf ettiği, Peygamberlerin eşiğini öptüğü yerdir…’

Bu beyiti işiten Paşa ikazı anlar ve ayaklarını toparlayarak bu konunun aralarında kalmasını, kimseye söylememesini ister.

Kafile, sabah ezanı vakti Hz. Peygamber’in makamına yaklaştığında Mescid-i Nebevi’nin minarelerinden Nabi’nin beyiti okunmaktadır. Nabi ve Paşa hayretler içinde kalır. Müezzin’e sorarlar. Müezzin Rasulullah’ın gece rüyalarına girdiğini ve ‘ümmetimden Nabi isimli birisi beni ziyarete geliyor. Bana olan aşkı her şeyin üzerindedir. Onu yazdığı bu beyitle karşılayın’ dediğini söyler.

Bu menkıbe, geleneğimizde kutsal beldelerin ne kadar ince bir hassasiyetin konusu olduğunu gösteriyor. ‘Kâbe-i Muazzama’dan daha yüksek bina yapmayı edep dışı sayan bu saygı kültürü, bugün nasıl ‘Kâbe’yi görünmez kılan gökdelenlerle aşınmışsa, modern insanın ‘Kâbe’deki adaptan uzak tavır ve davranışları da ciddi bir yozlaşmayı beraberinde getirmiştir.

Geçtiğimiz günlerde, genç bir erkeğin ‘Kâbe’ önünde, anneler huzurunda kız arkadaşına yaptığı evlilik teklifi, sosyal medyada gündem oldu. Bu olay, din ve gelenek yozlaşmasının son günlerde gördüğümüz en çiğ örneğiydi. Üstelik, göstererek yaşama alışkanlığı ile görüntünün sosyal medyada paylaşılması, bu yozluğu çoğalttı.

Usul ve adabın gündelik hayattan çekilişinin izdüşümlerini sık sık görüyoruz. Bu tavrı da, onlardan biri sayıp, münferit bir olay olarak görmezden mi gelmeliyiz, yoksa aksülamellerini tartışmalı mıyız?

Bana kalırsa, küreselleşmeyle gelen yüzeyselliği, modernizmle beraber gelenekten kopuşu, ben yaptım oldu lümpenliğini ve bayağılaşmayı bir arada konuşmalı ve bu süreçlerin ürettiği insan tipini irdelemeliyiz.

Edebin ‘etiquette’ ya da ‘good manners’, yani görünür davranış kodlarına indirgendiği bir çağda, usul ve adabın, kaybettiğimiz mana zeminini de yeniden hatırlamalıyız. Zira edep, görüntüye hizmet eden bir davranış kodundan ziyade, içten dışa sirayet eden, irfandan beslenen bir davranış tezahürüdür. Bu nedenle kültürümüzde ‘edep, aklın sureti’ olarak tanımlanır.

‘Kâbe’yi ziyaretin, birkaç bin lira ve bir vizeyle gidilebilen herhangi bir turistik seyahat gibi algılanması ve ‘Kâbe’nin bir selfie nesnesi haline gelmesi, anlamdan kopuşun temel göstergesidir.’ Anlam kaybolup, gelenek de devreden çıktığında, ortaya gösteri dünyasını besleyen bir sosyal medya çiğliği çıkar.

Mimaride, musikide, edebiyatta ve sanatın diğer türlerinde nasıl ki, usul, ölçü ortadan kalktığında bir kakofoni, karmaşa ortaya çıkıyorsa, insan tavır ve davranışlarında da edep ve adap yok olduğunda manasızlık, usulsüzlük ve bayağılık tezahür eder.

Edep ve adap, tavır ve davranışları rafineleştirir, herşeyi anlamıyla buluşturur ve herşeye layıkıyla muamele etmeyi öğretir.

Viyana Havalimanı'nda uçağa binmeyi bekleyenler şoka uğradı, polis köpekleri yolcuların üstüne çıktı

Avusturya polisi Türk yolcuları köpeklerle aradı

Bilim dünyasını şaşırtan limon ve sarımsak mucizesi!

Büyük iddia 'Fi dizisi' çalıntı mı 'Benim kitabımdan çaldılar'

Melania Trump vücut dublörü mü kullanıyor?