• $9,2919
  • €10,8348
  • 533.674
  • 1429.93
23 Nisan 2015 Perşembe

Türkler ve Ermeniler

Türkler ve Ermeniler ne zaman savaştılar? Bugünün şartları içinde bilhassa Ermeni diasporası ve onunla paralel düşünenler açısından bakarsanız neredeyse bu iki halkın bütün tarih boyunca savaştıklarını düşünebilirsiniz. Bu kinle bakanlara, merkez medya patronları tarafından sahte Türkiye partisi yapılmaya, gösterilmeye çalıştıkları siyasetçileri de eklemek gerekiyor. Terör örgütü PKK ile Taşnak zihniyeti arasında ittifak çağrısı yapanlar, Türkiye düşmanlığında buluşabilirler fakat onların bu kinini halkların birbirine düşman olduğunun kanıtı olarak kabul etmek ancak bir yanılsama olabilir.

Meseleyi tabu haline getirilmiş bir basmakalıp öğretilmiş bir çerçevede ele alınca bir şey açıklamış duygusuna kapılanların da tarihsel olayları tarihselliğinin dışına çıkarmaları onlara mantıklı gelebilir fakat “tarih kimsenin mantığının kalıbına uyan olayların gerçek uymayanların yok sayıldığı bir olaylar zinciri değildir. Resmi tarih nasıl Ermeni meselesini çarpıtarak, bu topraklardaki kadim bir halkı ve Türklerin onunla bin yıldan uzun süren kültürel birlikteliğini, kültürel akrabalığını, bunun değerini yok sayarak, hakikati inkâr ediyorsa; gayrı resmi simetrik tarih anlayışı da aynı çarpıtmayı yapmaktan geri kalmayarak, üstüne bir Türkiye düşmanlığı ve kin koyarak nefret psikolojisini yerleştirmekten geri kalmamaktadır”.
Resmi tarih şu mantığa/mantıksızlığa dayanmaktaydı: Osmanlı döneminde Kızıl Sultana karşı ayaklanan hürriyetçiler yönetimi ele geçirip (darbe yapıp demiyorlar) hürriyeti ilan ettiler. Daha sonra birinci savaş çıkınca bu hürriyetçiler Almanya saflarında devleti savaşa sokup imparatorluğun yıkılmasına sebep oldular. Olsun, İmparatorluk zaten köhnemiş olduğu için yerine cumhuriyeti kurma fırsatı doğmuş oldu. Böylece (aslında dolaylı olarak İttihatçılara iyi ki varsınız denilmiş oluyor) Milli Mücadele’den sonra yepyeni bir devlet kurulmuş oldu. Birinci Dünya Savaşı şartlarında çıkan olaylarda Ermenilere yapılanlardan cumhuriyet sorumlu tutulamazdı. İşin ilginç yanı İttihatçılar, bir taraftan hürriyet kahramanları olarak ilan edilirken, çok geçmeden ülkeyi maceraya sürükleyip Birinci Cihan Savaşı’na sokmakla suçlanıyor, arkasından ‘iyi ki bunu yaptınız yoksa cumhuriyet kurulamaz, (hatta Atatürk tarih sahnesine çıkamazdı demek istiyorlar), Türkiye çağdaşlaşma yolunda ilerleyemezdi’ şeklinde bir tez kapalı açık dile getiriliyordu. Peki, cumhuriyet döneminde nasıl olmuştu da azınlıklar hızla bu ülkeden gitmek durumunda kalmışlardı. Bu işte de bir İttihatçı parmağı olmalıydı?
“Gayri resmi simetrik tarih anlayışı kin duygusuna dayalı açıklama mantığı şudur: Osmanlı yönetimi birinci savaş döneminde İttihatçıların eline geçmiştir.İttihatçılar keyif için imparatorluğu savaşa sokmuşlardır ve batırmışlardır. Her ne kadar Çanakkale de destan yazmış olsalar da o savaşı Enver Paşa ve diğer komutanlardan bahsetmeden Albay Mustafa Kemal (daha sonra paşa) ve Alman subaylarına bağlayarak geçiştirmeyi tercih etmişlerdir”.
Savaş sırasında Rus cephesinde bizzat Rus Genelkurmayı’nın belgelerinde ortaya konduğu üzere, Osmanlı ordusunu cephe gerisinden vurmak üzere teşkilatlandırılmış Taşnak çetelerinin saldırı ve katliamları yok sayılarak, devletin aldığı tehcir kararı tıpkı diaspora militanlarının ağzıyla soykırım olarak görülmüştür.
Tehcirin yani Ermeni nüfusunun, yine imparatorluğun başka bölgelerine yerleştirilmesi, göç sürecinin kötü yönetimi, savaş şartları içinde korkunç insani maliyeti, bilhassa Doğu ve Güneydoğu’da bazı aşiret ve toplulukların katliamlarına maruz kalması, bazı devlet görevlilerinin görevini kötüye kullanması, eşkıyalık, insanların o günkü ulaşım şartlarında hayatını karartan olaylardır. Bütün bunların yol açtığı perişanlık, yoksulluk, açlık, soğuk ve salgın hastalıklar, ölümler, bu göçü, yani nakil görevini güvenlik içinde yerine getiremediği için bütünüyle devletin suçlu olduğunu göstermektedir, fakat ortada bir soykırım yoktur. Devlet bunu yaparken yönetim mekanizmasında görevli Ermeniler bulunduğu gibi, göçün intikal ettiği yerlerde de yine Osmanlı idaresinin adamları intikal eden insanları, bugünkü Suriye, Lübnan, vb. yerlerde iskân etmişlerdir.
“İttihatçı, Kemalist siyaset geleneğin Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünde yarattığı engeller, resmi tarihin gerçekleri çarpıtmasına yol açtığı gibi, gayrı resmi tarihi de simetrik bir anlayışta kin ve nefrete dayalı tarih görüşüne götürmüştür. Bu sebeple hala Ermeniler ve Türkler arasındaki bin yıllık beraberliğin kazanımlarını değil bunları konuşuyoruz”. Bunun için yeni sivil bir tarih anlayışı gerekmektedir. Alpaslan’ın ordusunda ki Ermenilerden, Osmanlı imparatorluğunun her kademesindeki Ermenilere kadar, bu topraklardaki ortak varlığımızın gereği olarak, bu olayları “ortak acıyı hisseden bir kavrayışa” ihtiyaç bulunmaktadır.

<p>Batı, CHP ve HDP,  Gezi ve 15 Temmuz davaları sanığı Osman  Kavala için seferber olmuş durumda.

Halk TV'nin Osman Kavala sevdası

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (21 Ekim 2021)

''Her an her yerde yeni bir salgın patlak verebilir'' Korkutan uyarı

Edirne'de yoğun sis etkili oluyor