• $9,262
  • €10,7921
  • 526.391
  • 1409.56
13 Nisan 2015 Pazartesi

TÜSİAD ne istiyor?

Cumhurbaşkanı Erdoğan “bunlarda insaf yok, sermayeleri beşe katlandı, şımarıklık içinde bunları yapıyorlar” diyerek bu kuruluşun ekonomide çizmeye çalıştığı kara tabloyu, haklı olarak eleştirmiştir. TÜSİAD’ın açıklamaları, ekonomik göstergelere aykırı olduğuna göre, TÜSİAD ne istiyor dersiniz?

Türk kapitalizminin en büyük unsurlarının, davranış mekanizmasını oluşturan yapısal faktörleri analiz etmeden, ne onların AK Parti karşıtlığını anlayabiliriz, ne Cumhurbaşkanı Erdoğan’a karşı öfkelerini. Esasen onların komplocu bir zemine kaymasına, algı operasyonları yapanlarla paralel bir yerde durmasına sebep olan psikolojinin arkasında da bu faktörlerin önemli bir payı bulunmaktadır.
“Hiç kimse, dünyada ekonomik durgunluk devam ederken, ekonomide makro dengeleri sürdüren, enflasyonu düşüren, %3 civarında büyüyen, her yıl bir-birbuçuk milyon arasında istihdam yaratan, asrın projeleri diye ifade edilen, Türkiye’nin sadece ekonomik yapısını değil tarihi akışını değiştirecek olan Üçüncü Köprü, Yeni Havaaalanı, Üç Katlı Boğaz Tüp Geçişi, Tanap, Nükleer Santrallar, Hızlı Tren Ağı gibi büyük projeleri gerçekleştiren bir ülkeye karşı TÜSİAD’ın tutumunu ekonomik rasyonaliteyle açıklamaya kalkmasın, zira inandırıcı olamaz.”

Komplo ve gerçek

Bu zihniyet, düpedüz her seçim öncesinde olduğu gibi, tek ümitlerini çıkmasını arzu ettikleri büyük bir ekonomik krize bağlayanların, siyasal mühendislik projesinin eseridir. “Böyle bir anti-siyasal projenin ekonomik rasyoneli olamayacağı gibi, Türkiye kapitalizminin böyle bir beklenti içinde bulunması açıklanması gereken ciddi bir çelişkidir”!
Türkiye’ye karşı bazı çevrelerin yaptığı çalışmaları kısaca şöyle özetleyebiliriz: Sürekli olarak dışarıda ve içeride Türkiye otoriterleşiyor kampanyaları sürdürülerek, rejimin din hatta mezhep eksenine kaydığı propagandası yapılacak; Ermeni meselesinin yüzüncü yılı münasebetiyle dışarıda ki olumsuz atmosferden de faydalanılarak “güven ortamı sarsılacak, uluslararası finans çevreleri ürkütülüp, kuşku yaratılarak, kredi notu düşürülmesine çalışılacak, yabancı yatırımcıların ilgisi önlenip, döviz girişinin önüne geçilmeye, FED’in yeni politikasının neden olduğu Avro-Dolar paritesinde değişmenin yol açtığı TL’ nin değer kaybı, dövizde kriz beklentisi oluşturacak bir kampanyaya dönüştürülecek, arkasından faizler fırlayacak ve büyük bir kriz gelecek” vs.
Bu komployu yapanlar, bunun gerçekleşeceğine inananlar olduğu gibi, inanmasa da bunu bekleyenlerin olduğunu bu kanaatlerini açık veya dolaylı şekilde ifade edenler bulunduğunu görmek için bir araştırma yapmaya dahi gerek yoktur! Bütün bunları yapanlar asıl gerçeği göremiyorlar, görmüyorlar: “Türkiye ekonomisi harekete geçmiştir, bunu ideolojik sınıfsal, siyasi ve sosyal-psikolojik nedenlerle, bir siyaset mühendisliği çalışmasıyla geriye çevirmek artık mümkün değildir.”

Anti-siyaset kadrosu

Bunun anlamı şudur: Bir; üretim faktörleri yerel-bölgesel bağlamından çıkıp, hareket edecek ülkesel düzeyde pazara ulaşacak bir alt yapıya kavuşmuşlardır. İki; üretim faktörlerini üretim sürecine sokacak çapta organizasyon ve girişim tecrübesine sahip yeni bilgi yapıları ve müteşebbisler işe koyulmuştur. Üç, şehirleşmenin yarattığı toplumsal hareketlilik, öncelikle orta sınıflaşma; eğitim süreciyle emeğin kalitesini zenginleştirip, meslekleşme gibi yeni üretim dinamiği yaratmış; güçlü bir talep yapısına yol açarak arz ve talebin diyalektiğini kurmuştur. Dört, böyle bir ekonomik dinamizmin dünya ekonomisiyle kurduğu ilişkinin ölçüsü dış ticaret hacmidir.
TÜSİAD’ın bu tutumunu tekelci kapitalistlerin, büyük sermayenin sınıfsal nitelikleriyle açıklamak yetersiz kalacaktır. Türkiye kapitalizmi tarihsel olarak siyasal elitlerin egemenlik biçiminin ürünü olduğu için, bu tahakküm geleneğinin ideolojik olarak sürekli üretim sürecinde şekillenmiş bir zihniyet ve davranış biçimine sahiptirler. Bu nedenle, onların sınıfsal çıkarlarıyla bu “zihniyet-ideoloji-politik yapı” arasındaki ilişki kopmadan, onların demokrasiden yana tavır almalarını beklemek gerçekçi değildir.

<p>Şişli Ermeni Kabristanındaki anmaya Akşam Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Mustafa Kartoğlu ve Kült

Markar Esayan'a vefa... 'Bugüne kadar geri adım atmadı, Markar yalnız değildir'

Fenerbahçe, Trabzon'a ayak bastı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (16 Ekim 2021)

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Angela Merkel ortak basın toplantısı düzenledi