• $8,49
  • €10,2727
  • 497.014
  • 1441.33
09 Kasım 2015 Pazartesi

Siyasette milliyetçiliğin yeni yüzü

AK Parti’nin en temelde temsil ettiği değerlerin bu topraklarda işlenmiş, inşa edilmiş bir kültür, bir insanlık anlayışı olduğunu, bu anlayışın aslında muhtelif renklerden, topluluklardan, inançlardan gelen farklılıkları bütünleştiren bir tarih yorumuna, bir dünya görüşüne dayandığını anlamadan, bu partiyi anlamanın çok zor olduğunu söylemek durumundayım.

13 yıllık uzun bir iktidar döneminden sonra bile bu kadar güçlü bir toplumsal desteğe sahip olmasını ‘kutuplaşma siyaseti takip ediyorlar’, ‘halk cahil anlamıyor’, ‘algı operasyonu yaptılar’ gibi basmakalıp, ezberlenmiş sözlerle açıklamaya kalkmak sadece bir hamakat değil, bu ülkeyi ve insanını tanımamak demektir.
AK Parti’nin karşısındakilerin belki de en bariz vasfı, bu ülkeye ve insanına yabancı olmalarıdır. O kadar yabancıdırlar ki; Cumhurbaşkanı Erdoğan yerlilikten, millilikten bahsedince, koro halinde saldırıya geçip bu kavramları ırkçılıkla karıştırarak sözüm ona bazı eleştiriler dahi yaparlar.

Yabancılaşma ve siyaset

“Cumhurbaşkanı terör örgütünü eleştirdiğinde ise ‘devletçiliğe kaydı güvenlikçi politikalara yöneldi’ diyerek suçlamaya kalkarlar. İnsanların en temel haklarını, başta yaşam haklarını ve özgürlüklerini teröre karşı savunmayı suçlamak ancak ‘anti-demokratik bir kültürün reaksiyoner tutumu’ olarak açıklanabilir.” Seçim sonuçları karşısında şoke olduklarından vaziyeti kurtarmak için söyledikleri her söz yaşadıkları hezimeti kendileri için daha da işin içinden çıkılmaz hale getirir. Geldikleri nokta halkına yabancılaşmaktan, ülkesine yabancılaşmaya varan bir hastalıktır.
AK Parti, yerli olanı, millete ait olanı yani milli olanı savunduğu için zaten milliyetçi bir tavır takınmıştır. Bir anlamda AK Parti Türk siyasal kültüründeki farklılaşmaların ürettiği iki temel eğilimden biri olan bir yaklaşımı savunmuştur. “Devletten gelen devlet merkezli bir siyaset anlayışının karşısına, milletten gelen millet merkezli bir siyaset anlayışı koyduğu andan itibaren milliyetçi bir parti olarak algılanmıştır.”
Bir diğer söyleyişle, bu durum, Türk siyasal yapısındaki temel bölünmenin ifade biçimi olan ‘devlet egemen dünya görüşüyle’, millete referans veren anlayışın, yani ‘milleti siyasi özne’ olarak gören farklılaşmanın eseridir. Burada “devleti toplumsal özne olarak gören anlayışın devletçilik; milleti ‘sivil bir topluluk’ olarak savunan anlayışın milliyetçiliğe” gittiğini söylemeliyim.

Popüler milliyetçilik

“Bu aşamada benim ‘popüler milliyetçilik’ dediğim, yani halkta yaşayan bir duygu olarak herhangi bir etnik çağrışım kastı olmayan anlayışın dayandığı vatanseverlik, bağımsızlık, birlik gibi temellerin bir toplumsal psikoloji olarak zaten çok güçlü olduğunun, bunun ‘ulus devletçilik’ gibi bir kavramdan bağımsız olarak, tam aksine imparatorluk döneminin tarihsel imajını içinde barındırdığının bilinmesi gerekir.” Böylece AK Parti’nin devlet ve millete bakışıyla, halkta yaşayan bir toplumsal psikoloji olarak milliyetçiliği büyük ölçüde nasıl temsil ettiği daha iyi anlaşılacaktır.
Türkiye topraklarında halkta yaşayan milliyetçiliğin, ülkenin bütünlüğü, bağımsızlığı, kalkınması ve uluslararası sistem içinde saygın bir yerinin olması, başka ülkelerle rekabet gücünün yüksek olması gibi beklentileri kapsadığını görmek gerekir. Bu popüler milliyetçiliğin Hakkari’den Diyarbakır’a, Edirne’den Van’a kadar, ülkenin her köşesinde yaygın bir duygu olduğunu kavramadan siyaset yapanların, daha çok 1 Kasım şoku yaşayacaklarını öngörmek için anket yaptırmaları gerekir mi!
Bugün AK Parti karşısında başarısız olan siyasetçilerin neredeyse her gün anket yaptırmak yerine, halkın toplumsal eğilimlerini oluşturan yapısal faktörleri analiz eden araştırmalar yaptırmaları daha doğru olacaktır. Ortaya çıkan sonuçlar, belki o zaman ‘içine sıkışmış oldukları ideolojik pozisyonu’ terk etmelerine vesile olabilir.

<p>Akşam Gazetesi Spor Müdürü Kenan Karcı Süper Lig'de tüm  merak edilenleri Ezgi Aşık'a anlattı.</p

Süper Lig'de şampiyon kim olur?

Mescid'i Aksa'da bir araya gelen Müslümanlar, Ramazan Bayramı namazını kıldı

Ayasofya-i Kebir Cami-i Şerifi'nde 87 yıl sonra bir ilk

Şırnak Valisi Pehlivan, Cudi Dağı'nda konuşlu üs bölgelerinde incelemelerde bulundu