• $8,1026
  • €9,7079
  • 454.755
  • 1378.37
19 Şubat 2015 Perşembe

Siyasetin krizi veya krizi aşmak için siyaset

Siyaset süreci ve medeniyet arasında ilişkilere dair, yazdığımız yazılarda ileriye sürdüğümüz fikirler birçok kesimde yankı buldu. Özellikle yapısal değişim dönemlerinde veya “tarihsel çağ değişim süreçlerinde”, siyasetin bir medeniyet ufkuna sahip olmaması durumunda etkisizleşeceğini ileri sürdüğüm veya bu şekilde özetlenebilecek tezin biraz daha tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

Yapısal değişim dönemleri, büyük sorunların ortaya çıktığı zamanlardır. Ortaya çıkan sorunlar siyasetin mevcut yaklaşımlarıyla, yöntem ve araçlarıyla çözülemiyorsa bu durumda ortaya çıkacak neticelerden biri, sorunların birikerek bir krize dönüşmesi ihtimalidir; diğeri ise, problem çözme başarısını gösteremeyen, bu gücünü şu veya bu sebeple kaybetmiş olan siyaset kurumunun ciddi bir kriz yaşamasıyla ilgilidir.

Kriz ve yenilenme imkânı

Krizlerin derinleşmesi, büyük tarihsel dönüşümlere yol açabilir. Büyük krizlerin tarihte yeni siyaset anlayışları ve yeni yapılanmalara yol açtığını gösteren birçok olaydan bahsedebiliriz. Batı toplumlarının yakın sayılabilecek bir dönemde, “feodal toplumsal yapıların” endüstriyel yapıya geçişle birlikte, siyasal sistemlerini değiştirmesi, yeni kurumsal bir düzene geçmesi, devlet-toplum arasındaki bütün ilişki biçimlerini temelden yenilemesi, bu bağlamda hatırlanabilecek bir örnek olabilir.
Batı, “sanayi uygarlığına” doğru ilerlerken siyasetin bütün kurumsal yapılarını yenileyerek sadece kendi sorunlarını çözme gücünü artırmakla kalmamış, uluslararası sistemde de hegemonik bir ilişki kurma avantajını ele geçirmiştir. Bu yeni kurumsal düzen, o zaman batıya üstünlük kazandıran birçok unsuru harekete geçirmiştir. Bugünlerde Batı nispi olarak bu üstünlüğü kaybediyorsa, bunun doğrudan doğruya yeni bir çağın yükselişi süreciyle ilgili olabileceğini düşünmek gerekir.
Bugün Türkiye’deki sorunu şöyle tanımlayabiliriz: Bir, mevcut siyasal sistem, yani siyasete egemen olan dünya görüşü yaklaşım ve örgütlenme biçimi, toplumsal gelişmeler karşısında yetersiz kalmakta, ortaya çıkan sorunlara cevap verme gücünü yitirmiş bulunmaktadır. İki, Türkiye’nin siyaset anlayışı bütünüyle “Batı merkezli bir dünya görüşüne”, Batı’nın pozitivist “bilim-siyaset-rasyonelleştirme” mantığına dayanmaktadır ki günümüzde böyle bir anlayışın bilimsel olmadığı, hatta bilim karşıtı olduğu çoktan ortaya konmuştur. Üç, Türkiye’deki siyaset, yapısal olarak batı uygarlığını ideal olarak benimsemiş, “bu model uygarlığa” uymak için, siyasette Batı vesayetini kabul etmiş bir siyasi ideolojiyi içselleştirmiştir.

Siyasette yaratıcı olmak

Bu yaklaşım, medeniyetlerin kültürel-tarihsel olduğunu yani aktarılabilecek, “nesneleştirilebilecek” bir nitelikten uzak olduğunu ortaya koyan çağdaş antropolojik teoriden habersiz, geri bir anlayışa dayanmaktadır.
Dört, dolayısıyla Türkiye kendi uygarlık birikimini yok sayan siyaset biçimini, kimlik krizine yol açan bu “içselleştirilmiş oryantalizmden” uzaklaştıracak yeni bir anlayışla, siyaseti köklü bir dönüşüme tabi tutmak zorundadır. Beş, partiler siyasetçiler, aydınlar vb. siyasetle ilgili olan herkesin, bugün ülke sorunlarına dönük “yaratıcı bir fikir” ortaya koymalarının yolu bütünüyle yeni bir medeniyet paradigmasına sahip olmaktan geçmektedir.
Bugün siyaset yapanların, siyasette kriz yaşayan partilerin, “muhalefet etme bunalımı içinde bulunanların” eski yapı içinde kaldıkça bir varlık gösterme şanslarının olmaması, esas problemi fark edememeleri veya görmemeleriyle ilgilidir. Öncelikle görülmesi gereken, artık “Batı’nın dünya hegemonyasının” kaybolduğu, bir çağ değişiminin içinden geçilmekte olmasıdır. Batı düşüncesi bu değişime nasıl cevap verileceğinin tartışmaları ve arayışı içindeyken, Türkiye’deki egemen siyaset anlayışının 19.yy. Batılı anlayışına hapsolması, “Batı merkezli bir dünyanın” hâlâ etrafında dönüp dolaşması ciddi bir sorun olmaya devam etmektedir.

<p>Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Özlem Esen Koronavirüs'ün kalp rahatsızlığı olanlar üzerindeki etkis

Koronavirüs Kalp Krizine Yol Açar Mı?

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler