• $8,1261
  • €9,7145
  • 456.305
  • 1378.37
09 Şubat 2015 Pazartesi

Ekonomi kimden yana

Türkiye’de garip bir durum var. Bir kısım yazar-çizer, siyasetçi, aydın vb. için ekonominin kötüye gitmesi beklentisi neredeyse hayati bir konu halini almıştır. Ülkelerinin ekonomik krize girmesi arzusuyla böylesine yanıp tutuşan, “ah bir kriz başlasa” diye çırpınıp duran, bir başka ülkede böyle bir güruh var mıdır bilinmez!

Burada birkaç problemden söz edilebilir. Bunlardan biri, aydın, siyasetçi, muhtelif politik grupların mevcut iktidara muhalefet yapma konusunda çaresizlik yaşamasıdır; ikincisi, mevcut ekonomik politikaları eleştirecek “alternatif bir iktisat politikası” önermek, eleştirilerini mukayeseli olarak bunun üzerinden yapmak yerine, bütün ümitlerini çıkmasını arzu ettikleri ekonomik krize bağlamalarıyla ilgilidir. Bu durum, sadece “siyaseten kaybetmişlik sendromu” içindeki bir psikolojiyi yansıtmakla kalmaz, bu çevrelerin ekonomik bakımdan da ortaya koyabilecekleri bir politikaya sahip olmadıklarını da gösterir. Üçüncüsü, körü körüne bir iktidar karşıtlığına odaklanmanın aralarında sayıları çok olmasa da bazı aydınları, iktisatçıları nasıl tükettiği meselesidir.

Küresel ekonomi nereye?

Dünya’nın yaşadığı 1929 Krizinden sonraki en büyük ikinci krizden çıkmanın zor olduğu bir dönemden geçiyoruz. Avrupa hala debelenip durmaktadır. ABD krizden çıkmak için önemli bir mücadeleden sonra ancak toparlanıp bir büyüme sürecine girmiştir. ABD ekonomisinin 2014 verileri bu ülkenin yeni bir gelişme trendine yöneldiğine işaret etmektedir. Başta Avrupa olmak üzere, gelişmiş ve gelişmekte olan ekonomilerde problem henüz çözülemediği gibi İspanya, İtalya gibi önemli sanayi ekonomilerinin verileri endişe yaratmaya devam etmektedir.
Küresel krizin, gelişmemiş ekonomiler açısından yoksulluğu derinleştirdiği, bu ülkelerin insanları için Afrika’nın birçok ülkesinde görüldüğü üzere açlık meselesini büyüten ağır bir insani meseleye yol açtığını gösteren kara bir tablo söz konusudur.
Küresel krizin, gelişmiş ekonomilerde sebep olduğu daralma, yavaş büyüme, bu ülkelerin dünyanın başka ülkelerinden başta hammadde olmak üzere ithal ettikleri ürünlerin azalmasına yol açtığı gibi, yaşanan ticareti hacminin küçülmesine neden olduğu, üretim ve gelir kaybının da giderek bir kısır döngüye dönüştüğü bilinmektedir. Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olan Avrupa’da bu olayın bizi nasıl etkilediği ve etkileyeceği ortadadır.

Türkiye'nin başardığı

Bugün gelişmiş ve harekete geçmiş ekonomilerin, ekonomik kriz sonrası karşılaştıkları problemleri şöyle özetleyebiliriz: Bir, büyüme hızı yavaşlamaktadır. Bu durum, hem sanayileşmiş ülkeler için hem de gelişme yolunda mesafe katmış ülkeler için ciddi bir sorun oluşturmaktadır. Bu konuda henüz bir “çözüm yolunun” açıkça ortaya konulamamış olması, sadece krizle sınırlı olmayıp “ekonominin küreselleşmesi ve post endüstriyel dönüşümün” üst üste gelmesiyle, yaşanmasıyla da ilgili bir olaydır;
İki, diğer mesele ise ulaşılan büyüme oranlarının da istihdam yaratan bir nitelikten uzak olmasıdır. Bütün gelişmiş ekonomilerde “büyümenin istihdam yaratmayan” bir eğilim taşıması, istihdam ve çalışma ilişkilerinin “sanayi çağının şartlarında” düzenlendiği bir dönemin geride kalması gerektiğine işaret etmektedir; Üç, üretim sürecinde yaratılan milli gelirden ücret türü gelir elde edenlerin aldığı payın oranı hızla düşmektedir. T. Piketi’nin artık ünlü olmuş kitabında iler sürdüğü “sermaye gelirlerinin arttığı” yönündeki tezini bu bağlamda ele almak mümkündür.
Bütün bu tablonun içinde, Türkiye ekonomisinin yüzde üç büyümesi, bir yılda yaklaşık bir milyon dört yüz bin istihdam yaratması, enflasyonu ve cari açığı düşürürken, finans ve yatırım dengelerini koruması, bütçe açığını yüzde bire indirmesi, “uluslar arası piyasalardaki dalgalanmalara karşı” dayanıklı olması ey krizi bekleyenler
size bir şey söylemiyor mu!

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler