• $8,2683
  • €10,0611
  • 487.489
  • 1451.57
12 Haziran 2017 Pazartesi

Ortadoğu’da bir nokta

Katar neden önemlidir? Ya da soruyu şöyle soralım Ortadoğu’da önemli olmayan bir nokta var mıdır? Meselenin petrolle, doğalgazla veya tabiat kaynaklarıyla ilgisi elbette vardır fakat bunlarla izah edilmesi zordur. Unutmayalım ki Ortadoğu coğrafyası, sadece bugün değil, neredeyse tarihin bütün zamanları içinde önemli bir yer olmuştur. İmparatorluk kurmuş Roma için farklı bir zamanda farklı şartlarda önemli olduğu gibi, İmparatorluk kuran Türkler için de tarihsel devre göre vazgeçilmez bir değerdedir; sömürgecilik çağından endüstriyel zamanlara uzanan dönemde de bölgenin önemi azalmamış artmıştır. “Şimdi yeni bir çağın içinden geçiyoruz; küreselleşme denilen çağ, sanayi devrimiyle kurulan bütün dengeleri değiştirdiği, altüst ettiği için, Ortadoğu’nun hem kendi içindeki ilişki ağları hem de dünyayla kurduğu ilişkilerin değişmesi kaçınılmazdır. Elbette bu durum, eski ilişkiler üzerine kurulu bütün statükoyu etkileyerek, önemli sorunların ortaya çıkmasını kaçınılmaz hale getirecektir.”

Sadece Katar’a yöneltilen kuşatma ve ambargonun değil, bölgede yaşanan bütün krizlerin yeniden şekillenmekte olan bu süreçlerle bağlantılı olduğu görülmeden açıklanması oldukça zordur.

Bölgede değişim

O zaman mesele nedir sorusuna verilecek cevaplardan biri, sömürgecilik döneminden başlayarak sanayi çağına uzanan bir zaman diliminden günümüze kadar süregelen, dünyanın Ortadoğu’yla kurduğu ilişkilerin devam etmesinin artık mümkün olmadığı gerçeğidir.

Bu yeni duruma sebep olan olayların başında Türkiye’nin küreselleşme sürecinin önüne koyduğu sorulara verdiği cevaplar gelmektedir. Türkiye’nin yaşadığı modernleşme süreçleri birkaç aşamada yapısal bir dönüşüme sebep olup, ülkenin küresel dinamiklerle etkileşerek konumunu farklılaştırmasına katkıda bulunmuştur. Türkiye’nin bu gücü kazanmasında demokratikleşme sürecinin vazgeçilmez bir yeri vardır. Küresel dinamiklerle etkileşim, demokrasi yoluyla halkın gücünü siyasette ve ekonomide harekete geçirmiştir.

Yaklaşık iki yüzyıllık eski dünya sistemi, bütünüyle sömürgecilik ve sonrasında emperyalist ilişki biçimleri tarafından şekillendirilen, Batı’yı merkeze koyan dünyanın diğer bütün ülkelerini farklı kademelerde periferileştiren bir hegemonyanın ürünüdür. “Burada bağımlılık ilişkilerinin muhtelif siyasal formlar tarafından sürdürülmesi esastır. Kurulan siyasi yapılar ister monarşik, ister cumhuriyet, ister demokrasi isterse de otoriter veya diktatörlük olsun Batı açısından bunların çok fazla önemi bulunmamaktadır; ‘dünya sistemini’ kontrol eden ‘Batılı merkez’ için önemli olan bağımlılık ilişkisinin sürekliliğidir.”

Batı’nın biçtiği rol

Bu bağımlılık ilişkilerini süreklileştiren zincirin halkasının kırılması küresel dinamiklerin harekete geçtiği bir ortamda muhtelif coğrafyalarda ortaya çıkmıştır. Bunlardan biri Asya’nın yükselişiyle birlikte Hindistan’dan, Çin’e, Rusya’ya, Uzak Asya ülkelerine kadar uzayan geniş bir alanda yaşanan değişimdir ki bu artık yeni bir dünyanın kurulduğunu, geriye dönülmesi imkânsız yeni bir tarihsel durum yaşandığını ortaya koymaktadır.

Bağımlılık ilişkilerinin kopma aşamasına girdiği diğer önemli bir alan ise şüphesiz Ortadoğu’dur. Türkiye’nin demokratikleşme süreciyle başlattığı, arkasından toplumsal ve ekonomik gelişmeler halinde yükselen dalgaların bu bağlamdaki bölgesel etkisi tartışmasız önemlidir. “Aslında ‘Bahar Devrimleri’ süreci değişimin, bölgede toplumsal devrimlerle ilerleyeceğini işaret etmekteydi ki buna tahammül gösterilmediği için yapılan müdahaleler bölgeyi bir savaş alanına çevirmiştir. Bağımlılık ilişkilerini sürdüren ‘eski siyasi yapılar’ veya onların bir uzantısı haline gelmiş ‘terör örgütleri’ üzerinden yapılan müdahaleler bölgede bir insanlık dramına sebep olurken, bu durumun sorumluları artık o eski ilişki biçimini yeniden üretecek bir mekanizmanın kurulmasının mümkün olmadığının farkında değil midirler?”

Bugün Katar’a yapılan muamele, bu ülkenin kendisine biçilen rolün dışına çıkmasıyla ilgilidir. Bir anlamda yeni bir ‘bahar devrimi’ bastırılmak isteniyor denilebilir.

<p>Mescid-i Aksa'yı savaş alanına çeviren İşgalci İsrail'in Filistin halkına yaptığı zulüm tüm dünya

Mescid-i Aksa'da 'Erdoğan' sloganları

NATO tatbikatına katılacak askerler yola çıktı

Demirspor, Süper Lig'e çıktı; Adanalılar çıldırdı!

Filistinli gençler, İsrail'in saldırılarını balonlarla protesto etti