• $7,3498
  • €8,9418
  • 437.241
  • 1536.11
28 Aralık 2020 Pazartesi

Muhalefetin yerlisi olmaz mı?

Muhalefet ülkenin bütün sorunlar için yerli bir bakış açısını üretmek durumundadır. Bu mesele her zaman önemlidir fakat çağımızda yani küreselleşme denilen dünyanın bütün ülkelerin kapılarının ardına kadar açık hale geldiği bir dönemde daha da önem kazanmaktadır.

Günümüzün iletişim teknolojileri, ulaşım ağı sadece virüslerin değil her şeyin yayılmasını hızlandıracak niteliktedir. Bu durum, küresel güç merkezlerinin her zaman görülen klasik beşinci kol/istihbarat çalışmalarının ötesinde, muhtelif biçimlerde ülkelerin iç işlerine müdahale edecek yapılanmaları çeşitli düzeylerde devreye sokmasını kolaylaştıran bir zemin oluşturmaktadır; bu yerli olamazsanız onların söylemine/müdahalesine açık olursunuz demektir.

YERLİ OLMAK

Hangi düzeylerden bahsedilmektedir? İlki, başta çevre sorunları, insan hakları, kadın sorunları gibi konular olmak üzere, birçok örgütlenme biçiminin yaygın olduğu bir dünyayla ilgilidir; bu konuya hassasiyet gösteren birçok sivil inisiyatifin olması çağın sorunlarına karşı insani toplumsal bir sorumluluktur. Bu süreçte emperyalist devletlerin hedef ülkelerde güdümlü hareketler oluşturmak için nasıl harekete geçtiği ise bilinen bir konudur. Burada Biden’ın Türkiye’ye yönelik bakışında ‘sivil toplum çalışmaları’ için ayırdığı kaynaktan söz etmesini hatırlamak yeterlidir.

İkincisi, sivil aydın toplulukları, akademik çevreler, sanatçılar ve gazeteci gibi gruplar etrafında ilişki ağlarının kurulması, bunları adı çok bilinen uluslararası basın ya da sivil kuruluşlar vasıtasıyla yönlendirerek kamuoyu oluşturma faaliyetleri şeklinde görmek mümkündür.

Diğeri, emperyalizmin hedef ülkelerdeki siyasal partilere, siyasetçilere dönük çalışmalarıdır; onları muhtelif şekillerde yönlendirecek raporlar, sözde akademik toplantılar, yayınlar yoluyla kendi çizgisinde, kendi kavramları ve kendi stratejisinin yanında konumlandırma çalışmalarıdır.

AYBAR ÖRNEĞİ

Türkiye gibi kendi coğrafyasında emperyalizmle tarihi çelişkiler yaşayan bir ülkede, muhalefetin yerli olması hayati bir konudur. Bu, muhalefetin iktidarın yanında yer alması için değil, iktidarı eleştirirken ülkenin demokrasisini, kültürünü, ekonomik çıkarları da dahil bütün hukukunu savunması kapsamında olmalıdır. Mesela, ülkeyi bölmek için silahlandırılmış bir terör örgütüne karşı tereddütsüz mücadele etmeyi daha etkin bir politikayla yapmayı önererek muhalefet etmek şeklinde olacağı gibi; ekonomide farklı bir sosyal/ekonomik büyüme stratejisi önererek, muhalefet yapmak yahut da emperyalizmin bölgesel devletleri bölme stratejisine karşı, Türkiye için alternatif bir bölgesel politika üreterek muhalefet etmek şeklinde olabilir.

Bu konuda unutulmaz bir örnek vermek isterim. Mehmet Ali Aybar, TİP’ten başlayarak 1970’li yıllarda süren böyle bir muhalefeti, dönemin iktidarına, Adalet Partisi’ne karşı en etkili biçimde ortaya koymuştur. Aybar bunu Komüntern’in baskısına rağmen; Soğuk Savaş’ın Stalinist yayılmacı SSCB’nin Çekoslovak’ı işgal politikasına karşı yaptığı gibi, Türkiye’ye yönelik taleplerine karşı da ‘Bağımsız Türkiye’ diyerek yapmıştır. Onun ‘Yerli Sosyalizm’ şiarı bu bağlamda muhalefet için oldukça öğretici olabilir.

<h3>Başkan Erdoğan'da aşı açıklaması</h3><h3>'50 MİLYON DOZ AŞI GELECEK'</h3><p>Başkan Erdoğan, Kovi

26 Ocak 2021 Güncel Haberler

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor

''Eren-4 Karlıova-Varto'' ve ''Eren-5 Bagok'' operasyonları başlatıldı! İşte ilk kareler