• $7,3626
  • €8,9515
  • 436.648
  • 1536.11
10 Aralık 2020 Perşembe

Bütçenin ekonomisi

Korona salgını şartlarında bütün dünyanın karşı karşıya olduğu sorunlar arasında, sağlığın birinci sırada olması işin tabiatı gereğidir; bununla beraber ekonomik sorunların sağlık probleminden daha uzun bir dönemde insanlığı meşgul edeceğini öngörmek lazımdır.

Bütçe sunuş konuşmasını yaparken Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın doğrudan bu konuyla ilgili verdiği bir rakam çok çarpıcıdır. Fuat Bey, 2020 Kasım ayı itibarıyla salgınla mücadele sürecinde devletin vatandaşlarına yaptığı desteğin “562 milyar liralık bir kaynak” olmasından bahsederken aslında Türk devletinin nasıl bir ‘sosyal devlet’ fonksiyonu üstlenmiş olduğunu da ortaya koymuş olmaktadır. Türkiye’nin yaptığı sosyal harcamaların kapsayıcılığını anlamak için salgın sürecinin sağlıktaki maliyetinin tedavi ve tedarik edilen sağlık hizmetlerinin de devlet tarafından temin edildiği/karşılandığını ayrıca dikkate almak gerekir.

SALGININ YÜKÜ

Cumhurbaşkanı yardımcısı Fuat Oktay’ın anlatısı, bu bütçenin hazırlandığı şartlar dikkate alındığında rahat bir dönemden geçilmediğini ortaya koyduğu kadar, başka bir geleceğe yürüyen bir ülkenin yol haritasının anlatımı mahiyetindedir. Türkiye’nin neyi hangi şartlarda yapmakta olduğu çok önemlidir. Türkiye, bir tarafta Akdeniz’de siyasal varlığıyla ‘Mavi Vatan’ deklarasyonunu uluslararası hukuka dayandıran haklı politik tezleri savunurken diğer yandan Suriye’den Libya’ya uzanan operasyonel mevcudiyetiyle de stratejik hamleler yapmaktadır. Kafkaslar’dan, Afrika’ya Irak’tan Suriye’ye kadar bütün coğrafyada sadece terör örgütlerine karşı mücadele etmekle kalmayan, ülkelerin bütünlüğünü ve bölgesel istikrarın esaslarını savunan bir ‘Büyük Türkiye’ anlayışı yükselmektedir. Başta savunma sanayii olmak üzere, alt yapısını dönüştüren yatırımlarıyla buna hazırlanan bir ülke söz konusudur.

Türkiye ekonomisinin bütün dünya ekonomileri gibi zor bir dönemden geçtiği, dışardan yönetildiği açık bazı operasyonlarla birleşen önceden kalan yapısal bazı sorunlarla uğraşırken, tam da bunları aşmaya çalışırken Kovid salgının olumsuz etkileriyle karşılaştığı bilinen bir şeydir.

TOPARLANMA BÜTÇESİ

Bütün bunlara rağmen sanayi üretiminin dinamizmini koruması, ihracatın geçtiğimiz ekim ayında 17 milyar dolar gibi zirve bir seviyede gerçekleşmesi, ihracatın ithalatı karşılama oranının % 90’lara yaklaşması ve nitekim üçüncü çeyrekte dünyanın en hızlı büyüyen ekonomisi olması tesadüf değildir.

Türkiye’nin toplam borçları veya dış borçlanması üzerinden yapılan eleştirilerin de gerçeği yansıtmadığını, özel sektörün dış borçlarından bahsedilirken dış varlıklarından söz edilmediğini bu hesapların öylesine kabaca rakamları toplayarak yapılamayacağının bilinmesi lazımdır. Kamu borçlarının milli gelire oranının %30 civarında, bütçe açığı yönüyle bakıldığında Türkiye birçok Avrupa ülkesine göre oldukça iyi durumda olduğu görülmektedir. OECD’ye göre salgının en az etkilediği üçüncü ekonomi Türk ekonomisidir ki pandeminin bütçeye yansıması 115 milyar civarında olduğunu unutmamak gerekir; bu rakam 2019’un toplam bütçe açığına yakındır. Kısaca, bu bütçenin ekonomik bakımdan toparlanma bütçesi olduğu söylenebilir.

<p>Yozgat'ta aydınlatma direğindeki Türk bayrağının katlanmış olduğunu gören yaşlı bir vatandaşın, ş

Yozgat'ta vatandaşın 'bayrak' hassasiyeti kameraya yansıdı

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Herkes memleketinde yaşasaydı illerin nüfusu kaç olurdu?

Ahır yapımı sırasında bulduğu taşların gizeminin çözülmesini istiyor