• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
07 Aralık 2020 Pazartesi

Kumpas nasıl bozuldu?

Akdeniz’de Türk gemisine bir ‘kumpas’ kurulduğu, bunu organize eden yapının arkasındakilerin, Türkiye’ye ‘MİT TIR’ları Operasyonu’ yaptıranlarla/yapanlarla aynı olduğu, artık ortaya çıkmıştır. Dünya sisteminin patronajında yer alan ülkenin istihbarat örgütünün kullanışlı elemanları olan FETÖ’yü devreye sokarak, Yunan’ın komutasındaki, İtalyan ve Alman unsurlarla birlikte düzenlediği operasyon Türkiye tarafından çökertilmiştir.

Burada iki husus vardır: İlki, Türkiye’nin Akdeniz’de elbette ki Libya’daki varlığından duyulan rahatsızlığın hangi boyutta olduğunun açığa çıkmasıdır. Dünya sisteminin bir blok olarak Türkiye’yi bu alanda etkisiz bırakmak üzere böylesine uluslararası hukuku hiçe sayan, deniz sözleşmesi hukukuna aykırı, saldırgan bir davranışta bulunması üzerinde durulması gereken bir konudur; çünkü bu düşmanca tavır başka operasyonlara hazırlıklı olmayı gerektirmektedir. İkincisi, Türkiye’nin oyun bozucu gücünün küçümsenmemesi konusudur. Bu bağlamda Ana Muhalefetin bu kumpasın nasıl boşa çıkarıldığını görmeyip, rahatsızlık duyması ise oldukça düşündürücüdür!

AKDENİZ’DEN DIŞLANACAK OLAN KİM?

Batı sisteminin lider kadrosunun Türkiye’yi Akdeniz’den dışlama stratejisinin; Batı’nın bölgesel etkisini zayıflatan bir yöne doğru evrilmesi giderek güçlenen bir ihtimaldir çünkü Türkiye, Rusya, İran, Irak, Suriye, Libya ve bunlara eklenecek ülkelerin işbirliği zeminleri kaçınılmaz olarak genişlemek durumundadır. Batı için en önemli sorun, Türkiye karşıtlığı politikasının, söz konusu zeminin genişlemesini hızlandırma çelişkisini içinde barındırmasıdır; çünkü Türkiye burada Batı’ya karşı değil bölgesel barış eksenli, bunu da bölge ülkelerinin bütünlükleri temelinde savunan bir konumdadır.

Sistem açısından sorun önemlidir. S-400’lerin alınması, Türkiye’nin Libya ile yaptığı deniz yetki anlaşması, Türk Kıbrıs’ta Batı işbirlikçisi yönetimin devrilmesi; Rusya-İran-Türkiye’nin Suriye hakkında bu ülkenin bütünlüğü üzerinde yaptığı mutabakatın devamı, Akdeniz’de doğalgaz araması, Azerbaycan’ın Karabağ zaferi başta olmak üzere yapılan stratejik hamleler, bölgesel barış için ‘yeni açılımların yapılması imkânını’ da ortaya çıkarmıştır.

İŞBİRLİĞİ ZEMİNİ

Türkiye güçlü bir biçimde Akdeniz’de varlık gösterip, bu siyasetini kararlılıkla sürdürme azminde olduğunu ortaya koyunca bu, bugün Türkiye’ye karşı konumlanmış olan ülkelerin de pozisyonlarını yeniden düşünmelerini gündeme getirecektir. Bölge ülkeleri aralarında, kısa vadede sorunlar olsa da uzun dönemde bütün ülkeler ortaya çıkan ‘yeni durumu’ dikkate almak durumundadırlar.

Türkiye dünyanın bütün dengelerinin hızla değiştiği bir zamanda, değişimin kaosa dönüşmesine, kaos siyasetine karşı istikrarı savunmak durumundadır ve siyasetinin temelinde bu bilinç vardır. Türkler kendi coğrafyasında bölgesel barışı kurucu bir konumda olmanın sorumluluğuyla karşı karşıyadırlar; bu bakımdan kendilerine karşı yapılan operasyonları boşa çıkarması da tesadüf sayılmamalıdır. Devlet mekanizması içindeki ‘devşirmeleri’, başka merkezlere bağlı yapıları tasfiye ettikçe, ülkenin bağımsızlık siyasetini sürdürme gücü de artmaktadır.

<p>Gelişen piyasalara para akımının devam ettiği sürece Türkiye'nin önde olacağını söyleyen  Ekonomi

Merkez Bankası'nın faiz kararı piyasalara nasıl yansıyacak?

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

1 milyon kibritle öyle bir şey yaptı ki

Amasya'da mamutlara ait olduğu değerlendirilen fosiller bulundu