• $7,3837
  • €8,9758
  • 442.934
  • 1549.34
04 Temmuz 2018 Çarşamba

Milliyetçilik neden yükseliyor?

Milliyetçilik neden yükseliyor sorusunun, büyük ölçüde Batı’da ortaya çıkan yabancı düşmanlığı ve ırkçı hareketler üzerine sorulduğunu unutmayalım. Soruyu, bu tip hareketlerin milliyetçilikle karıştırılmasına vesile olan; bırakın entelektüel yetersizliği, vasat aydın düzeyine/duyarlılığına dahi sahip olunmayan bir ortamda gündeme getirildiğini dikkate alarak değerlendirmek durumundayız.

Milliyetçilik duygusunun yükseldiği dönemler vardır fakat milliyetçilik düşüncesinin birkaç yüz yıldır hep yükseklerde olduğu açıktır. Bir başka anlatımla milliyetçilik bir çağın en önemli düşünce biçimidir; bu çağ milletleşme süreçlerinin, milli devlet formlarının yükselmeye başladığı dönemden zamanımıza kadar uzanan yüz yılları kapsamaktadır. Bu bakımdan ‘milliyetçilik yükseliyor veya yükseliyor mu?’ diye tartışırken soruyu ‘milliyetçilik duygusal olarak yükseliyor mu veya siyasette görünürlüğü artıyor mu?’ şeklinde anlamak daha doğrudur.

Türkiye düşmanlarına karşı

“Arada ne fark vardır, hemen ifade edilmelidir ki imparatorluklar çağının kapanmasıyla birlikte milliyetçilik düşüncesinin iki önemli tarihsel aktörünün sahneye çıkması mevzubahistir. Bunlardan ilki, milletleşme sürecinin siyasi boyutu olan ‘yeni toplum’ diğeri ise yeni devlet biçimiyle ulus-devlettir. Dolayısıyla bu sürecin fikir hareketlerinin merkezinde yer alan insan hakları, özgürlük, eşitlik, yurttaşlık hakları, bireysel varoluş gibi bütün kavramlar milliyetçilik düşüncesinin parametreleri olarak fikir hayatında yer almışlarıdır.”

Günümüz Batı toplumlarında yaygın olarak görülen, post-modern bir hastalık olarak nitelendirilebilecek olan yabancı düşmanlığı, ırkçılık, İslamofobi gibi ötekini nefret unsuru haline getiren bir anlayışın milletleşme süreciyle, modernleşme anlayışıyla onun entegrasyoncu özellikleriyle, milliyetçilik düşüncesiyle bir ilgisinin kurulamayacağını görmek için modernleşme sürecinin tarihine büyük olaylarına, düşünce hareketlerine bakmak gerekir.

Bugün Batı’da yükselen Fransa’da Le Pen, Hollanda’da Wilders, Almanya’da Neo-Nazi gibi hareketler bütünüyle modernleşmenin en açık örneği Fransız Devrimi’nde görülen ‘özgürlük-eşitlik-kardeşlik’ gibi dayanışma ifade eden, birleştirici anlayışa karşıt; ayrımcı-dışlayıcı, ötekine nefreti dile getiren bir yerde durmaktadır. Bu hastalıklı anlayışı, Batı’nın yirminci yüzyılın ortalarına doğru yükselen Nazizm veya Faşizm gibi totaliter devletçi ve ırkçı hareketlerin post-modern denilen dönem içine yansıyan, Batı toplumlarının yaşadığı ‘zihniyet krizinin’ sonucu olarak görmek de mümkündür.

Irkçılar/etnik ayrılıkçılar nerede buluştu?

“Peki, bunların bizim toplumumuza yansımaları yok mudur? Olmaz mı, Batı’da ortaya çıkan her şeye burada da müşteri olmaya hazır bir grup vardır fakat bu grubun tamamının Batı’da meydana gelen bir akımın ‘kendiliğinden’ peşine takılanlardan oluştuğunu söylemek ne kadar doğru olur bilinmez!”

Bizde köklü bir milliyetçilik akımı olduğu, bu düşüncenin tarih, kültür, edebiyat, fikir hayatına damga vurduğu bilinmektedir fakat yakın zamanlarda bunlardan kopuk bir söylemin varlığı söz konusudur. Yakın zamanlarda ulusalcılık, Kemalizm ya da doğrudan doğruya milliyetçilik sıfatını kullanan, milleti etnik kimlik olarak gören, simetrik olarak PKK/PYD zihniyetinde buluşan hastalıklı bir anlayış su yüzüne çıkmıştır. Bunların Suriyelilere bakışı tıpkı Batı’daki yoldaşları gibi yabancı düşmanlığına, İslam’a bakışları ‘bu din Arap’ın dinidir’ düzeyinde İslamofobi’ye uzanır.

“Esas özellikleri özgürlüklere düşman olmaları, demokrasi düşmanlıklarını Erdoğan nefreti olarak yansıtmaları, dahası ABD’nin Ortadoğu siyasetinin keskin savunucusu olmalarıdır. Onlara göre ‘Türkiye’nin Suriye’de işi yoktur, Türkiye ÖSO’yu desteklememelidir, Afrin’e, El Bab’a girmemeli, Kandil’e uğramamalıdır. TİKA’yı kapatıp, MİT’in dış operasyonlarına kaynak ayırmamalıdır, NATO’nun kanatları altında, GLADYO’nun terör örgütlerine FETÖ’ye, PKK/PYD’ye teslim olmalıdır.”

Açıkça bunlar milliyetçiliğin de demokrasinin de düşmanlarıdırlar…

<p>EGE'DE TÜRKİYE'NİN HAKLILIĞI ÇOK AÇIKTIR'</p><p>'Adına Egeler denilen, aslında bizim Adala

'Ege'de Türkiye'nin haklılığı çok açıktır'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Kimyasal tuvalet, bomba gücü göstergesi, radyasyon ölçüm cihazı... Nükleer sığınak açık artırmaya çıkarıldı

Karlı kış günlerinde ''Van usulü beyzbol'' oynayarak eğleniyorlar