• $8,2815
  • €10,0212
  • 483.088
  • 1427.73
15 Eylül 2016 Perşembe

Durum olağanüstüdür!

Hemen hep benzer şikayetler, benzer endişeler yükseliyor. Çok sayıda gözaltı, işten el çektirme ve elbette azımsanmayacak tutuklamalar… Sayı gerçekten çok mudur, haksızlık mı yapılıyor? Bunları peşinen bilmek zordur; bunlar ancak gerekli soruşturmaların ve yargı sürecinin ortaya çıkaracağı hakikatlere bağlı olarak anlaşılabilir.

Bütün bu şikayet sahiplerinin veya bu sorular aklına gelip de henüz şikayete dönüştürmeyenlerin meselenin ‘demokrasi içinde’ böylesine kirli bir yapıyla mücadele etmekle ilgili bir boyutunun bulunduğunu asla göz ardı etmemeleri gerektiğini bilmem söylemeye gerek var mıdır? Meselenin başka boyutları var mıdır? Burada ilk akla gelen idarenin yaptığı veya yapabileceği hatalardır ki bunları düzeltmesi beklenen kurum da yargı sürecidir. “Konu bu kadar kolayca geçiştirilecek durumda değildir; esas sorun, demokrasi içinde FETÖ yapılanmasına karşı mücadelede, mücadeleyi yürüten kurumların bünyesinde yaşanan tahribatlardan kaynaklanmaktadır.”

Devletin içi dışı

15 Temmuz’dan bu tarafa Başta Cumhurbaşkanı Erdoğan olmak üzere, Meclis’in ve hükümetin ortaya koyduğu FETÖ yapılanmasıyla mücadele anlayışını pratiğe aktarma görevinin devletin muhtelif kurumları vasıtasıyla yürütülmesi, işin tabiatı gereğidir fakat çelişki de burada ortaya çıkmaktadır. FETÖ yapılanması dış bağlantılarının, çeşitli servislerin yönlendirmesiyle devlet içinde birçok kurumun içinde etkinlik alanları kazanmış durumdadırlar ki 15 Temmuz girişimi doğrudan doğruya bunun açığa çıkması demektir. “O halde bu örgütle mücadele ederken yapılan doğru işlerin yanında uygulamaların içinde hatalar olabilir fakat yapılan yanlışların çoğunun hata olmayıp, kasıtlı olarak yine bu yapı tarafından en azından yönlendirilme ihtimalini gözden uzak tutmamak lazımdır.”

Asla unutulmaması gereken şey yaşanan olayın birtakım insanların, bir cemaatin kendi aklıyla devleti ele geçirmek üzere harekete geçip, darbe yapmaya kalkması gibi bir olayı olmadığıdır; FETÖ yapılanması, Türkiye bağımsızlıkçı politikaları uyguladıkça ülkedeki ‘örtülü iktidarını’ kaybeden Batı sisteminin mekanizması içinde yer alan bir örgüt olarak devreye girmiştir.

Mücadelenin, FETÖ yapılanmasına karşı sadece bir terörle mücadele olmadığı bilinciyle sürdürülmesi gerekmektedir ki, uygulamada ortaya çıkacak yanlışların, yapılan hataların da bu bağlamda değerlendirilmesi zorunludur. “İşin sadece bir terör örgütüyle mücadele yapmanın ötesine geçmesinin zorunlu sonucu meselenin mutlaka bir politikaya dayanması ve onun da stratejik bir yönetim anlayışı içinde sürdürülmesi gereği ortadadır.” Bu sebeple, ‘kim içeriye alındı, alınmayan kimin nesidir’ gibi problemleri de ortadan kaldıracak olan bir siyaset anlayışı ve mücadele stratejisinin temel çizgisi ‘ülkenin bağımsızlığı ve demokratik zeminleri güçlendirecek’ bir anlayıştır.

Mücadele kiminle, neyle?

Bütünüyle bu problemlerden kalkarak belirlenmesi gereken hususları vurgulamak istersek: Bir; Türkiye 15 Temmuz gecesi karşılaştığı ihaneti yaşatanlara tahmin edemeyecekleri bir cevap vermiş onlara şok yaşatmıştır. FETÖ’ye karşı yapılan mücadele devlet içindeki illegal yapılanmaya karşı da adeta bir şok uygulamasıdır. “Devlet hem kendisini temizlemek hem de bu kirli yapıyla mücadele etmek gibi bir süreci yaşamaktadır. İki; bu mücadele, Türkiye’ye yöneltilmiş terörün, uluslararası mücadelenin bir parçası olduğunu dikkate alan bu coğrafyada sadece var olma değil, coğrafyanın kaderini de belirleyecek bir siyasete dayanmaktadır.”

Netice olarak, başında ifade edilen şikayetlerin yanında endişelerden de bahsettim. Esas endişe, mücadelenin başarısız olması değil, atılacak yanlış adımların ülkeye maliyetiyle ilgilidir. 15 Temmuz’da milletin verdiği karşılığı siyasette de başarıya dönüştürmek için ‘yaşanılan sürecin olağanüstülüğünü’ bir an bile unutmadan, ‘en geniş siyasi zeminde’ sürdürmek mecburiyeti vardır.

<p>Milli Savunma Bakanlığı'ndan yapılan son dakika açıklamasına göre, Irak kuzeyindeki Pençe-Şimşek

2 PKK'lı terörist SİHA'larla etkisiz hale getirildi

Yusufeli Barajı gövde inşaatında sona gelindi

Kahramanmaraş'ta heyelan sonrası oluşan Turkuaz Göl, turizme kazandırılacak

Mudanya Yat Limanı deniz salyasıyla kaplandı