• $8,402
  • €9,9899
  • 489.125
  • 1408.81
2 Eylül 2015 Çarşamba

Aylardan ağustos...

Şiirimizde destan geleneğini yaşatan büyük şairlerimizden Rahmetli Niyazi Yıldırımın ‘Aylardan ağustos, günlerden cuma’ diye başlayan fetih destanı, bize bu toprakların bin yıllık hikâyesindeki ruhu, bütün heyecanıyla anlatır. İlginçtir 1071'in 26 Ağustosunda başlayan, Türklerin Anadolu'daki siyasi hâkimiyeti, Milli Mücadelenin nihayetinde 30 Ağustosta zaferle sonuçlanmıştır.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın verdiği 30 Ağustos Resepsiyonu, gazetecilerin politik gündeme dair sorularının gölgesinde bırakılmak istense de, törenin her aşaması zafer ruhunu anlatan mesajlarla doluydu; hem Cumhurbaşkanının konuşması hem de zengin görsel anlatılar, okunan Kelam-ı Kadim bu toprakların bin yıllık destanının manasını tam anlamıyla yansıtmaktaydı. Resepsiyonun gerçekleştiği büyük alanda yıldızların kaybolduğu serin bir Ankara gecesinde bir araya gelen bini aşkın konuk, bu heyecanı, bu görkemli atmosferi paylaşma fırsatı buldu.

Bin yıllık yol

Peki, bu bin yıllık yolu yürüyenler bu topraklarda neler yaptılar ve sonunda bağımsızlık mücadelesi vererek, 'İstiklal Harbimizi' yaparak hala bu topraklarda başı dik yaşayan bir millet oldular.
Öncelikle oryantalistlerin biz Türklere dair ileri sürdükleri şu ön yargılardan kurtulmak gerekir. Bilindiği gibi anlatıla anlatıla ezberlenmiş bir yalanı gerçek olarak gören, maalesef Türkiye'nin batılılaşma ideolojisini üreten eğitim sistemi tarafından çoğaltılan bu anlayış, Türklerin Anadolu'ya girişini, burada kalıcı oluşunu 'kılıç hakkıyla' veya ‘savaşçı kimlikleriyle’ açıklama gayretindedirler. Buradan varılmak istenen yerin Türklerin medeniyet öncesi toplumsal özelliklere sahip bir halk olduğu ve bunun da ‘barbarlık’ iddiasına dayanak yapıldığı biliniyor.
İşin ilginç tarafı, bu tür ezberlenmiş yalanların, batıcı eğitim sistemi tarafından sistematik olarak işlenerek, zaten batılılaşma ideolojisi tarafından zihinsel dünyası parçalanmış, kimlik krizi içinde yaşayan aydınları etkilemesi ve yeniden üretmesidir.
Esas olarak bütün bu iddialar, Batılıların 'Şark Meselesi' dedikleri konuyla ilgilidir ki bunun maksadında açıkça Türklerin Anadolu'dan sökülüp atılması vardır. Bu hesap bitmiştir, bunlar eskide kalmıştır diyenler, 21. yüzyıla girerken ortaya atılan 'Tarihin Sonu', 'Medeniyetler Çatışması' gibi tezlerle karşılaşınca ne düşündüler dersiniz? Bu tezlerle ilgili yazılıp çizilenlere bakıldığında görülecek olan, Türkiye'nin batıcı aydınlarının meseleyi idrak etmekten uzak bir biçimde, parçalanmış ve ele geçirilmiş bilinçleriyle bu iddialara dört elle sarıldıklarıdır.

Toprağın ruhu

Meselenin anlaşılması açısından şöyle bir soruyu cevaplandırmak mümkün olabilir.” Türkler iddia edildiği gibi sadece savaşçı-göçebe topluluklar olsalardı, onların akıbeti de Moğollar gibi olurdu; ne Roma-Bizans medeniyetinin karşısında bir varlık gösterebilir, ne de Fars ve Arap medeniyetlerine rağmen bir kimlik yaratabilirlerdi.”
Türkler Müslüman olduktan sonra bu büyük medeniyet alanlarıyla karşılaşmış, onlardan etkilenmiş, fakat onları aşacak yeni bir medeniyet kurarak aslında çok kırılgan, üzerinde kurulan birçok medeniyetin yıkıldığı, yok olduğu bu topraklarda Osmanlı Barışını kurabilmişlerdir.
Günümüzde Türkiye'ye karşı sürdürülen; terörden AB siyasetine, Ortadoğu'da ki değişimden Arap Baharına; Suriye'den Mısıra kadar uzanan birçok meselede batılı merkezlerin ortaya koyduğu tutumlar, bu tarihsel bağlamın dışında anlaşılabilecek olaylar değildir.
Bu çerçevede, 30 Ağustos Zafer Bayramının önemli iki boyutu bulunmaktadır. Bunlardan birincisi, Türkiye'nin en zor şartlarda ortaya koyduğu bağımsızlık mücadelesinin Batıya karşı zafere ulaşması ve bu topraklarda ki milli direncin, devlet bilincinin hala diri bir biçimde yaşıyor olmasıdır. İkincisi, Türkiye'nin ekonomik gücüyle, toplumsal gelişmesiyle, savunma sanayinin millileşmesiyle ortaya koyduğu, halkına güven verecek bir güce sahip olmasıdır. Türkiye'nin, bu başarıların tümünü demokrasi sayesinde elde etmiş olmasını ise, ülkenin gücünün yükselmesi olarak görmek gerekir.

<p>Sosyal medyada 'Help Turkey' etiketiyle başlatılan ve şüphe uyandıran kampanyanın gerçek yüzü ort

Fitne ateşini körükleyenler

Orman yangınlarında yaralanan hayvanlar tedavi ediliyor

Uluabat Gölü, yeşile büründü

Çevre ve Şehircilik Bakan Yardımcısı Suver, Van'da incelemelerini sürdürüyor