• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
02 Temmuz 2018 Pazartesi

Washington’daki Türkiye tartışmalarına 'reset' şart

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Yurtdışında bazı çevrelerin 24 Haziran’ın şokunu henüz atlatamadığı görülüyor. Türkiye’deki kopyalarının kabul edememezlik hali sona erse dahi, söz konusu çevreler “şizofrenik” hüsnükuruntulularını terk etmeyecek.

Normal şartlar altında örneğin ABD’de analiz standartlarının yüksek olmasını beklersiniz. Yüzyıllık düşünce kuruluşu geleneği, sağlam üniversite sistemi ve Batı’nın varsayılan duygusallıktan uzak “liyakat” temelli iş yapma tarzının Türkiye’ye dair analizlerin de kalitesini artıracağını düşünürsünüz. Buna rağmen Washington’da Türkiye çalışmalarının içerisine düştüğü kalitesizlik kıskacı ve içerisinden bir türlü çıkamadığı fasit daire (Bir iki istisna dışında) gerçekten de doktora tezlerine konu olacak cinsten. Bir doktora öğrencisi, “Bunca imkan ve ilgiye rağmen Washington neden Türkiye’ye dair ezberleri aşamıyor ya da yeni ezberler üretiyor?”; diğer bir doktora öğrencisi ise “kapitalizmin merkezi ABD’nin saygın kuruluşları, öngörüleri ve analiz sosuyla piyasaya sürdükleri hüsnükuruntuları bir türlü tutmayan bu zevatı istihdam etmekte neden ısrar eder?” sorularının üstüne gitmesi gerek.

Cehalet bir yana, Washington’ın Türkiye’yi analiz edememe sorununun ideolojik ve operasyonel ayağı var. Bu zevatın bir kısmı doğrudan “aktivist” isimler ve analizin değil siyasi operasyonun peşindeler. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı kendi aktivist dünyalarında ideolojik saiklerle bir yere yerleştirirken, arkalarındaki saygın kuruluşların rüzgarıyla bu aktivizmlerini analiz diye pazarlayabiliyorlar. Aktivizmleri de ilkesel değil, “duygusal” ve ideolojik. Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu zevatın ürettiği tüm ideolojik kategorizasyonları, özcülüğü ve indirgemeciliği seçim sonuçlarıyla ve attığı adımlarla altüst ediyor. Bu sebepten kendilerini anlamaya ve anlatmaya değil; indirgemeye ve propagandaya adamış durumdalar.

Bir kısmı için de Türkiye hobiye dönüşmüş durumda. Zamanında Washington konforundan Irak’a atılan Cruise füzelerini bilgisayar oyunu tarzında yorumlayanlar gibi, Türkiye’nin içerisine girebileceği her türlü siyasal istikrarsızlık ve kaostan patolojik bir zevk alıyorlar.

İstikrarsızlığa katkıda bulunmuş olma düşüncesi bile çok cazip geliyor. Tıpkı nesli tükenmekte olan bir canlıyı öldürüp yanında arlanmadan poz veren avcılar gibi.

Seçim akşamı söz konusu zevattan birisinin attığı bir mesaj, Washington’ın sorununun metodolojik boyutunu özetler nitelikteydi. “Bu seçim akşamı Türkiye’yi şu isimlerden takip edeceğim” diyerek yaptığı listedeki Türk vatandaşları açık muhalif, yabancılar ise onlardan da muhalif isimlerdi. Listeyi oluşturan ismin irapta mahalli olduğundan değil; bu zevatın kendi kendini şarj eden, fasit dairesini göstermesi açısından liste önemliydi. Listeye çeşni olarak da olsa bir tane bile AK Parti’ye yakın ismi koymaması, hem metodolojik yetersizliğini ve sağlıklı analiz yapma konusundaki kapasitesizliğini, hem de neden bu zevatın Türkiye’ye dair her hüsnükuruntusunun ardı ardına boşa çıktığını ortaya koyuyor. Washington’daki Türkiye araştırmalarının bir “reset”e ihtiyacı var. Kritik Türkiye-ABD ilişkileri bu seviyeden daha fazlasını hak ediyor.

<p>Merakla beklenen Bayraktar AKINCI Taarruzî İnsansız Hava Aracının (TİHA) 3'üncü prototipine PT-3ü

Selçuk Bayraktar bu sözlerle paylaştı: Yuvadan uçmadan önce son selfie

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bülent Turan, 1915 Çanakkale Köprüsü inşaatında incelemelerde bulundu

İHA fabrikası Ankara'da üretime başladı