• $8,1059
  • €9,711
  • 454.828
  • 1378.37
25 Haziran 2018 Pazartesi

24 Haziran sonrası Türkiye’yle ilişkiler kılavuzu

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Türkiye dünyadaki örneklerinden fazlası olan ama eksiği olmayan bir seçim sürecini tamamladı. Aksini her kim iddia ediyorsa ya Türkiye’yi ya da dünyadaki örnekleri bilmiyordur. Her seçim arifesinde olduğu gibi bunda da kerametleri kendilerinden menkul “yabancı” bir kitle Türkiye’ye dair büyük laflar edip durdular. Aynı zevat özellikle Batı devletlerinin Türkiye ile ilişkilerini zehirlemek için neredeyse tam mesai çalıştılar. Hadsiz başlıklar atıyorlar, Türkiye’deki seçmenlerin iradesini aşağılıyorlar, hüsnükuruntularını analiz diye pazarlayıp hazır önyargılardan istifade kariyer yapmaya çalışıyorlar, hatta doğrudan provokasyonlara imza atıyorlar.

Sonucundan bağımsız olarak seçim sonrasında her kim ki Türkiye’yle eşitlikçilik üzerine kurulu, karşılıklı fayda prensibinde dayalı ve yapıcı bir ilişki kurmak istiyorsa artık yeni bir yaklaşım geliştirmesi, ön yargılarını çöpe atması ve sadece önyargıların palazlanmasına hizmet eden hüsnükuruntularını analiz diye pazarlayan zevatı ötelemesi gerekmekte.

Son yazımda nerede yaşadıklarından bağımsız olarak “Türkiye’ye yabancıların” Türkiye’yi anlayamadıklarını, okuyamadıklarını, sağlıklı değerlendiremediklerini yazmıştım. Türkiye’nin seçim sürecine girmesiyle birlikte söz konusu kitlenin dolaşıma soktuğu tezviratın bundan başka sadece bir tane daha açıklaması var. O da doğrudan kötü niyet. Kötü niyetin içerisini istedikleri sonucu temin etme çabası, kendilerini buyuran konumda görme alışkanlıkları gibi değişik saiklerle doldurabilirsiniz. Nihayetinde Türkiye’de bir seçim yapılıyor, karar verecekler her kesimden gelen T.C. vatandaşları; buna rağmen “Türkiye’ye yabancıların” sesi herkesten çok çıkıyor. Türkiye’yle iyi ilişki kurmak isteyen devletlerin yapması gereken ilk iş, “Türkiye’ye yabancı” gazeteci, siyasetçi, think-tankçı, sosyal medya trollerini ciddiye almamak ve karar verme mekanizmalarının muhitinden uzaklaştırmaktır. Devletler arası ilişkiler, üçüncül gündemlere feda edilemeyecek kadar önemlidir. Bu sebepten 24 Haziran Türkiye’yle ilişkilerini güçlendirmek isteyen ülkelerin mıntıka temizliği için bir milat olmalı. Türkiye’de herhangi bir şehirdeki herhangi bir sandığa gidin. Seçim sistemi, sandık güvenliği için alınan tedbirler, siyasi partilerin ve STK’ların sandık güvenliği için ortaya koydukları gayretler bir tarafta; seçmenin sandığa gitmedeki ve geleceğini tayin etmedeki kararlılığı diğer tarafta Türkiye örneğine nadir rastlanacak bir demokratik geleneğe sahip. Bunun en net göstergesi, muadillerinden kat be kat fazla olan katılım oranlarıdır. İnsanlar iradelerinin tecelli etmediğini düşünseler sandığa gitmezler ki bunun dünyada onlarca örneği var. Fakat katılım oranı %90’lara yaklaşan bir ülkedeki siyasi bilinç ve demokratik geleneği sorgulamak bile abesle iştigal etmektir. Türkiye’nin demokrasisine dair önyargılar aşılmadan ilişkilerdeki bu fasit daireden kurtulmak çok güç. Artık Türkiye’ye dair yeni bir yaklaşımın geliştirilmesi gerekiyor. Ya operasyonel ezberden ilerlenecek ve önyargıları tatmin etmekten ileri gidilmeyecek. Ya da Türkiye’nin sosyolojisiyle ve demokrasi pratiğiyle barışma tercih edilecek ve kaos içerisindeki dünyada Türkiye’yle işbirliği imkanları sonuna kadar aranacak. Bu yeni yaklaşımın ilk adımı, önyargıları ve “Türkiye’ye yabancı” zevatın tezviratını bir kenara koyup Türkiye’yi samimiyetle anlamaya çalışmaktır. Samimiyseniz bu inanın hiç de zor değil!

<p>Spor Toto Süper Lig'de Fenerbahçe konuk ettiği Gaziantep FK'yi 3-1 mağlup ederek şampiyonluk yarı

Fenerbahçe-Gaziantep FK Maç Yorumu

Güvenliğin dikkati, hayatını kurtardı

Polisin ikna çalışması sonucu teslim olan terörist ailesiyle buluşturuldu

Osmanlı döneminde padişahların iftar sofralarını süsleyen yemekler