• $8,155
  • €9,7089
  • 457.312
  • 1393.24
22 Haziran 2018 Cuma

Türkiye’ye yabancılar Türkiye’yi neden okuyamıyor?

Ufuk Ulutaş
Ufuk Ulutaş
YAZARIN SAYFASI

Türkiye’yi yurtdışından takip edenlerin sadece Türk dış politikasına değil, Türkiye’deki iç gelişmelere dair de oldukça sığ analizler yaptığı bir zamandan geçmekteyiz. Bir ülkeyi dışarıdan takip etmenin zorluğu ortada, fakat bu sığlığın coğrafi mesafeyi aşan ve kolaycılık veya ideolojik saplantılara bakan yönleri daha ağır basmakta. Zira Türkiye’yi Türkiye toprakları içerisinde takip etmeye çalışan yabancıların da aynı yanlışı yaptığını söylemek mümkün.

Pazar günü Türkiye siyasi tarihinin en önemli seçimi yapılacak. Türkiye sadece parlamentoyu tayin etmek için değil aynı zamanda yeni yönetim sisteminin liderliğini yapacak cumhurbaşkanını da seçmek için sandıklara gidecek. Seçim sonrasında Türkiye’de kurumsal revizyonlar yapılacak ve bir adaptasyon süreci yaşanacak. “Türkiye’ye yabancıların” böyle bir geçiş döneminde Türkiye’deki dönüşümü anlamakta zorluk çekmesini bir anlık normal kabul edelim. Fakat anlamakta zorluk çektikleri bir sürece dair oldukça net, haddi aşan ve çoğu zaman da küçümseyici iddia ve pozisyonlara sahip olmalarının normal karşılanacak bir tarafı yok.

Bir önceki halk oylamasında cumhurbaşkanlığı sisteminin otoriterleşmeye sebep olacağından dem vuran çevrelerin, yaklaşan seçimlerin muhtemel sonuçlarına dair an itibarıyla “acabalara” sahip olduğunu görüyoruz. Kimisi dışarıdan desteklediği aday kazanabilir mi diye soruyor ve hatta bu fikri medyada güçlü bir şekilde işliyor. Kimisi cumhurbaşkanının parlamentoda çoğunluğa sahip olmamasıyla oluşabilecek “topal ördek” senaryoları üzerinde duruyor. Yani açık bir çelişki içerisindeler. Otoriterleştirmeyle suçladıkları bir siyasi sistemi tenkit edenlerin umudunun şu sıralar yeni siyasal sistemin ta kendisinde olması bu çelişkinin en bariz göstergesi.

İşin en kabul edilemez yanı ise, bu çevrelerin Türkiye’deki seçimlerde açık bir tarafının olması. Bir gözlemciyi aşan, partizana ve hatta manipülatöre dönüşen rollere soyunmaları, Türk demokrasisinin defosunu değil, mezkûr çevrelerin demokratik defosunu gösteriyor. Bunun kabul edilemez olmasının en önemli sebebi ise Türkiye’nin demokrasi kültürünü küçümsemeleri ve halkın kendi yöneticilerini tercih etme hak ve yetkisine saygı göstermemeleridir. Çıplak ellerle tank durdurup demokrasisine sahip çıkan bir halk demokrasi konusunda ders almaz, ders verir. Daha önce olduğu gibi tüm aksi yöndeki manipülasyonlara rağmen bu seçimde de sandık başına gidecek, liderini seçecek ve oylarıyla demokrasisini taçlandıracaktır.

Sorunun kaynağı birçok konuda karşımıza çıkan grup çıkarları ve ideolojik saplantılarıdır. Türkiye’ye yönelik hep özcü ve istisnacı yaklaşım içerisine girdiklerini görürsünüz. Ne var ki Türkiye siyasal tercihini, Türkiye’ye yabancıların ideolojik temayüllerine ve çıkarlarına göre değil, kendi bekası için yapmakta; bu sebepten Türkiye’ye yabancılar hüsnükuruntu seviyesinden öteye geçememektedir. Bu seçim de bu duruma bir istisna teşkil etmeyecektir inşallah.

<p>Koronavirüs salgınının uzun süredir kontrolden çıkmış olduğu ABD'de son durum ne? Aşılama süreci

ABD'de koronavirüs salgınında son durum

Beşiktaş, Erzurum'a ayak bastı

Zonguldak'ta dereden akan çamurlu su denizin rengini değiştirdi

Nisan ayında yağan kar Domaniç Dağları'nı beyaza bürüdü