• $ 7,8618
  • € 9,299
  • 481.912
  • 1210.41
Haber Hattı
Haber hattı
0530 708 54 54
Bip""/
Haber hattı
0530 708 54 54
Reklamı Kapat

Prefabrik

Bugün bir parça dikkatinizi rica edeceğim.

Zira sürekli muhatap olduğum ve pek çok dostumun kafasını kurcalayan bir sorunun cevabını bulmaya çalışacağız.

Ellilerin muharrirleri gibi değiliz ne de olsa, Tivitır diye bir şey var. Tartışmamız interaktif hale gelebilir. O sebeple katkıda bulunmanızı rica ederim.

Sorumuz şu:

Genç bir adam var karşımızda, bir zamanlar “Taayip fazla liberal, ülkeyi Amerika’ya sattı devleti zayıf düşürdü” diyen.

Neden sonra rüzgâr tersten esmeye başlayınca “Bu adam da fazla devletçi, baskıcı, despot, diktatör” demeye başlayan adam aynı adam.

Bir zamanlar “neden yapmıyoruz da satın alıyoruz?” şeklindeki itiraza kulak asan ve yüksek sesle dillendiren de o.

Yapmaya başladıklarımızı “Ne gereği vardı? Lazımsa alırız, böylesi israf” diye tenkit edenlerle birlikte tenkit eden de o.

“Bu adam niye böyle?” diye hepimiz sorup duruyoruz kendimize.

Evvelki talebine göre bir dönüşüm bunu neden tatmin etmiyor?

Yani nasıl oluyor da tenkit ettiği noktayı bir türlü sabit tutamıyor?

Yılmaz Özdil’in villası mıdır bu, oradan oraya, oradan oraya gitsin?

Bir temel talebi ve bu talebe göre şekillenen temel bir eleştirisi yok mu?

Bu soruyu cevaplarken kimimiz “Eee CHP zihniyeti” demek kolaycılığını ihtiyar ediyor olabilir.

Bu basit cevabı tercih eden dostlarım incinmesinler lütfen, ancak bu son derece hatalı bir çıkarımdır.

Aksine CHP zihniyeti bile değildir. Bir başka şeydir.

Köşe yazısı formatımız el verdiğince bir zihniyet dönüşümünü tartışalım ve bu insan tipinin kafasının nasıl işlediği üzerinden yavaş yavaş ilerleyelim.

Modern dünya tarihi iki yüz yıl boyunca süren devrimlere tanıklık etti.

En büyük devrim dinin alaşağı edildiği ve dünyevi referansların tesis edildiği büyük zihniyet devrimiydi.

Sanayi devrimi fakir kanaatime göre bunun ardından ikinci sırada gelir.

Ancak her ikisi de premodern zamanda var olan zihnî işleyişimizi bozmadı, aksine buna sadık kaldı.

Düşünce kalıpları, değer sistemleri, genel geçer kabuller eskiden de vardı.

Modern dönem, kendinden önceki kalıpları yıkarak yerine yenilerini kurdu.

Bu dönüşüm sonrası referansınız artık dini değerler değil de, onur, gurur, şeref, kanun vb. gibi dünyevi değerler oldu.

Milletvekili iseniz namusunuz ve şerefiniz üzerine ant içerdiniz örneğin ve sizin namusunuzun, şerefinizin çok izafi bir şey olmadığı, aksine bununla neyi kastettiğiniz herkesin malumuydu.

Ve her dönemde toplumda genel geçer bir kültür vardı.

Kültür, kuşaktan kuşağa aktarılan ve her aktarımda, devrin icabına göre kısmen farklı şekiller ortaya koysa da, umumun kabul ettiği bir kalıptı.

Kamusal alan tartışmaları bu sebeple durmadan sürüp gitti. “Kamusal Acaiplik” yazısında değindiğim aslında biraz da buydu.

Rölativite her birimize o kadar uzak bir şeydi ki modern dönemde; kamusal alana hâkim olanın kalıbı dönüştüreceğine, dolayısıyla değer yargısına hükmedeceğine inanmıştık.

Modern dönemin devrimlerinden bir devrimdi, işte uğruna savaştığımız.

Ve tekrar edelim, her kalıp gibi kültür de aktarılan bir şeydi.

Aktarılırken yaşanan aksaklıklar kısmen rötuşlanırdı, ancak çelik bir kasnak gibi bizleri çepeçevre kuşatan bir şeydi.

O meşhur CHP zihniyeti de bu döneme ait bir zihniyetti. Kendine mahsus kalıpları olan, ahlak yasaları olan, asla haleldar edilemeyecek yüce değerleri olan modern bir zihniyetti.

Kim bilir, gelen gideni aratırsa bir gün, belki o bir dönemin mümin Kemalistlerini de ihtiram ile yâd ederiz.

En azından kalıp sahibi adamlardı diye.

Postmodern dönüşüm -ki kendisinden önümüzdeki dönemde çok sık bahsedecek, kendisine sık sık atıfta bulunacağız- bu kalıp sahibi insan zihnini yıktı.

Elan yıkmaktadır.

Bir dönemin kalıp sahibi ve kalıp yapıcı ustalarının elinde zihnî şekillenmesinin temelleri atılmış olan bizler ve üstümüzdeki kuşaklar, halen belli kalıpları muhafaza edecek kadar geri kafalıyız.

Ancak kültürü seleflerinden tevarüs etmemiş, atalarından kalıplar öğrenmemiş, aksine her gün yeniden ben merkezli şekilde inşa eden bir insan tipi geliyor.

En az siyaset kadar dinamik, bir siyasetçi kadar temel sabiteden yoksun.

Bilim kurgu filmlerindeki kadar korkunç.

Adam kendi kültürünü sürekli kendisi inşa ediyor, üretiyor.

O kadar ben merkezli şekilde üretiyor ki kültürünü, ne bir başkasına aktarılabilir uzun ömürlü bir kültür çıkıyor ortaya, ne de kendi hayatını gerçekten belli esaslar üzerine bina edebiliyor.

En fazla bir başkasına, onun kendi kültür yapımında kısmen ilham verebilecek kadar dışarıya uyumlu bir tip bu.

Öz kaygılarından başka hiçbir şey bu bireysel kültürün yapımında müessir değil.

Dolayısıyla karşımızdaki modern insan değil.

Onun saplantılarına alışkın olan bizler, ona uygun reçeteyi buna tatbik etmeye çalışıyoruz.

Olmuyor.

Modern adam, bir zamanın imanlı Kemalist amca-teyze, memleketin selameti diye bir kaygıya sahipti.

İş yaptım diyene aferin derdi.

Belki, saplantısı sebebiyle ona reyini vermezdi, ancak asla hizmetin aleyhine olmazdı.

Kalıpları vardı zira.

Bu öyle mi?

Öz tatmininin yolu muhalif olmaktan geçiyorsa, bunu her geçen gün yeniden ve farklı şekilde inşa edebilir.

Yeni deliller, yeni argümanlar kullanabilir.

Hiç kimseye aktaramayacağı, belki birkaç yıl, hatta birkaç hafta sonra sahip olmayacağı prefabrik bir kültür ile her değere dil uzatabilir.

Ezcümle kalıpsız.

Bir de Veli Ağbaba gibi tipler var. Onlar bu kadar analizi bile hak etmiyor. Geçiniz.

Akşam 20:30’da Esas Mesele var.

Bekleriz.

Taceddin Kutay Diğer Yazıları

Kaos

04.05.2020

Kamusal acaiplik

30.04.2020

Kadastrocu

27.04.2020

Meczup

21.04.2020

Savunma Sanayii Başkanı Demir'den heyecanlandıran görüntüler: Her şey vatan için

Savunma Sanayii Başkanı Demir'den heyecanlandıran görüntüler: Her şey vatan için

MasterChef'te Barbaros yemeğini sunamayınca Mehmet şef çıld

MasterChef'te Barbaros yemeğini sunamayınca Mehmet şef çıldırdı

Atılan çöpler nehir debisi düşünce ortaya çı

Atılan çöpler nehir debisi düşünce ortaya çıktı

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları