• $28,9391
  • €31,6088
  • 1896.63
  • 7948.6
31 Ağustos 2023 Perşembe

Hızlı yaşadı, genç öldü Avrupa

B.

Peki sonra ne oldu? Fennin ve terakkinin menbaı Avrupa'dan feyiz alalım istedik.

Tutarsız bir talep değil. Üstelik Müslümanlıkla da çelişmiyor. Neticede müminin yitik malıdır. Alırız. Niyetlendik fakat bu durum bize bir başka sosyal düzeni ve hayat nizamına ister istemez dayattı.

Sosyal eşitsizlik, ekonomik eşitsizlik ve kültürel eşitsizlik temelinde bir düzendi bu. Elan içinde yaşadığımız fakat sonuna geldiğimiz bir düzen.

Solca bir lügat bulunsun elimizde demiştim. Şimdi ihtiyacımız olacak. Birbirinden farklı sınıfların oluşturduğu bir piramit ve bu piramidin altının, üstüne nazaran pek çok imkandan daha az faydalandığı -yahut hiç faydalanamadığı- bir nizamdır bu. İddia edildiği gibi bu düzenin yegane müsebbibi kapitalizm değildir. Temelinde Yunan'da, Roma'da ve Hıristiyanlık'ta kaynağını bulan bir nehir akar. Bir yer altı nehri... "Yok, hani? Nerede? Görmüyoruz ki" demek abestir. Göremezsin. Fakat o vadide yetişen her ağacın kökü bu nehirden beslenir.

Evvela ekmek için bir yerlere, bir kimseye muhtaç olunacak bir düzendir. Biinsafların insafına terk edilirsiniz. Her halükarda bir eşitsizliktir içinde bulunduğunuz.

Akabinde, Avrupa'nın aristokrasi ve burjuvazi hikayeleriyle beslenen bir sosyal eşitsizlik hülyası çıkar karşınıza. Hülyadır, zira ne tarihsel ne de sosyal bir kökeni vardır. Kendisini bir şekilde sizden daha üstün olduğuna ikna etmiş, size de çeşitli zaaflarınız sebebiyle bu fikri kabul ettirmiş bir kitle çıkar karşınıza. Bunlar elitlerdir. Fakat dedim ya, bizdeki elitlik muhayyeldir, kökü yoktur.

Derken inşa edilen modern devletin bürokrasisi ve bürokrasisinin kapalı devre elitleri girer devreye... Bunlar bir dönem sahibiniz gibi davranmıştır hatta. Bir kaşık suda boğarsınız şimdi karşınıza çıksalar.

Sonra Avrupa kültürünün bütün kültürlere faik olduğu ve buna bir yerinden bir şekilde yamalanabilenin kültürel olarak üstün olduğu kabulünden hareketle oluşturulan vehmî eşitsizlik...

Ve nihayet yüksek tahsillilerin tahsilsizlerden daha kıymetli olduğu ve arada asla geçirgenliği olmayan membran bulunan bir ayrım... Pierre Bourdieu "Varisler"den bahseder... Tevarüs eden bir üstünlük.

İşte bir dönemin Batı hayranlığının motivasyonu herhangi bir şekilde bu eşitsizlikler ortamında, kapağı bir üst seviyeye atmak arzusundan neşet ediyordu.

Altta kalmamak için yukarı çıkmak emeli. Bunda anlaşılmayacak bir şey yok. Bu serinin ilk yazısında söylemiştim ya "ben o zamanlar kerameti Batı'da arayanlara bir şey demiyorum. Lakin günümüzde halen garpperestlik yapanı hakir görüyorum" diye. Haydi bunu konuşalım.

Bu hegemonyal düzenin bütün bu saydığımız beş rüknü de artık eski fonksiyonunda değil. Kimi tümden yıkıldı, kimi var olabilmeye çalışıyor.

Önce bürokratik tanrıların iktidarı çöktü... Nevzat Tandoğanlar'dan eser yok şimdi. Faşizmin esamesi okunmuyor. Sosyal eşitsizlik yerle bir oldu. "Kıroyum ama para bende" diyenle Caddebostan'da komşuluk yapmak zorunda kaldı elitlerimiz. Elitliklerinin ne kadar da fantezi mahsulü olduğunu ispata üç kuruş kafi geldi. Avamlıktan sıkılıp şatosuna gidebilen çıkmadı aralarından.

Para kazanmak yeni nesiller için bambaşka dinamiklere sahip, bizim zaman zaman anlayamadığımız süreçler neticesinde gerçekleşiyor.

Batı kültürü, kültürel melezliğin ve desentralizasyonun sadmelerine maruz kalmış; saf kendinden neşet eden bir şey ihraç edemez olmuş...

Ve tahsil balonu da büyük bir gürültüyle patladı. Elinde diploması, iş bilmez niceler, iş bilir diplomasızların başarılarına imreniyor.

Katolik kaynaklı Fransız ahlakçılığından müdevver kalıplar da yıkılıyor. Monogami'yi dindarları aşağılamak için kırbaç gibi kullanmalarına bakmayın örneğin. İlişkiler de son derece lakayıt, kuralsızlaşmaya başladı.

Katolik neşesizlikten beslenen modern abus kamtarirlik yerini nevzuhur, ahlaksız bir hedonizme terk etti nicedir.

Hulasa Avrupa'dan artık bir şey gelmiyor; gelenlerse sadre şifa olmuyor. Bu demin, bu devranın köleleştirici bir Avrupası yok. Avrupa'nın saltanatı çok kısa sürdü. Yaşlı Kıta, hızlı yaşadı, genç öldü. Çok yoğun tüketti, hesapsızca tahrip etti, hovardaca harcadı. Desentralizasyondan her geçen gün daha yüksek sesle bahsediyoruz.

Bir sonraki yazıda bu konuya değinip, bu seriyi hitama erdirelim.

<p>İçişleri Bakanı Yerlikaya'dan yapılan açıklamada 'Akaryakıt Kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zama

Akaryakıt kaçakçılığına yönelik 46 ilde eş zamanlı operasyon

İşgalci İsrail Gazze Şeridi'ne yardımları engelliyor

Dikkat: 300 bin TL ile 350 bin TL arası! Bu otomobiller adeta kapış kapış gidiyor…

Büyük Merdiven'' 1 Aralık'ta ziyaretçilere açılacak... Antik Mısır eserleri sergilenecek