• $28,9235
  • €31,3527
  • 1885.95
  • 8087.24
28 Ağustos 2023 Pazartesi

Eğer Mescud Mabud olmazsa…

B.

1881 İstanbul doğumlu Mehmet Tahir Bey, Gülhane Askeri Tıbbiyesi'nden mezun olurken üzerinde, eflatun renkli kadife şeritleri olan, boynunun sağ ve sol taraflarında mektebinin adı yazılı bulunan bir resim üniforması vardı.

Genç kızların yüreğini hoplatan, zarif mi zarif yaldır yaldır bir üniformadır bu. Elan torunlarınca muhafaza edilen bu üniforma halen çok etkileyicidir. Astarında kocaman bir etiket göze çarpar: Le Chic Parisien...

Viyana'nın kalbi Graben'deki Knize mağazasının ambleminde hangi sebeple Osmanlı alametleri bulunur diye düşünenler olmuştur. Bosna Hersek Avusturya tarafından işgal edilene dek Knize bize üniforma ve fes ihraç etti.

Basit bir araştırmayla bulabildiğim 12 kadar Avrupalı mağaza var, dönemin Osmanlı elitlerini giydiren. Bu konuda çalışan ihtisas sahipleri daha sağlıklı bilgiler verebilir.

Dr. Rıza Nur, hatıratının ilk cildinde bu dönem ruhunu ve askeri tıbbiye öğrencilerinin halet-i ruhiyesini oldukça başarılı şekilde tersim eder.

Yalnızca libasları değil, ruhları ve gündelik pratikleri de Avrupalı kalıplarla şekillendirilmiş bir elitler topluluğudur dönemin okumuşları.

Bundan evvelki yazımda söyledim; ne bu dönemin elitlerine ne de onların yetiştirdiği nesle çok görmüyorum bu Batılılaşmış olma, Batı'ya imrenme halini. Aksine çok tabii görüyorum.

Her şeyden önce, piyasanın şartlarını belirleyen, toplumsal ilişkileri de belirliyor. Hatta toplumsal ilişkiler ile kalmıyor, toplumsal tabakalaşmanın kendi iç normlarını da düzenliyor.

Modern dünyada bu böyleydi. Kaybeden kazanınca şekillendirilirdi. Elbette modern bir icat değildir bu. Büyük İskender Mısır'dan Yahudilere, Perslerden Araplara pek çok toplumu kendi yaşam şekline göre yeniden dizayn etti. Helenizm böyle bir şeydir.

Velakin 19. asrın dönüşümü, Büyük İskender dönemi ile mukayese edilemeyecek kadar kılcal damarlara işlemiş bir dönüşümdür. Rica ederim sadece Türkiye olarak düşünmeyin. Asya'nın uzak illerine kadar yaygınlaşmış bir Avrupalılaşma temayülü vardır bu dönemde.

O manevi cevherin madeni Avrupa'ydı. Şimdiden geriye bakıp anakronik bir burnu büyüklükle "bizimkiler de amma iradesiz, zayıf adamlarmış" demenin alemi, anlamı ve dahi ciddiye alınacak tarafı yoktur. O kasırganın önünde sen dur da sen diren direnebiliyorsan. Dedim ya anakronik. Ciddiye alınacak yanı yok.

Peki o Evropalılaşmışlığın kendisini tebarüz ettirdiği yerler nerelerdi? Gelin biraz bunu konuşalım ve konuşurken elimizde solca bir lügat olsun. Lazım olacaktır.

Evvela, ekmeğinizin kaynağı kıblenize yakın bir yerde olmazsa, kıbleniz ekmeğinizin kaynağına doğru kayar. Eğer Mescudunuz, Mabudunuz olmazsa, secde ile ibadet arasında kapanmaz bir mesafe oluşur. Felsefi bir göğü taşlama değil bu, tarihsel olarak karşımızda duran şey aslında tam olarak. Siz bir kere boynunuzu bükmeye görün, size dayatılan mücerret dünyevi şartlar değil insaniyetinizle alakalı şeyler oluverir. Buna ruhen kölelik deyiniz.

Bundan tam 185 yıl önce bize dayatılan Baltalimanı ticaret antlaşması mescudumuz ile mabudumuzun arasının açıldığı bir süreci başlattı. Bu yazıyı muhtemelen telefonunuzdan, bilgisayarınızdan okuyorsunuzdur. Uzun uzun Baltalimanı ticaret antlaşmasını anlatmayayım. Rica ederim Google'a bir bakıversin bilmeyenler.

Elimiz kolumuz bağlandı, o rekabetler dünyasında yapabilecek pek çok şeyimiz varken hiçbir şey yapamayacak derekeye iniverdik. İşte o inmişlik halinin dayattığı insaniyet, bize bizden başka belirleyicilerin üstünlüğünü kabul ettirdi.

Büyük bir dönüşüm bekliyordu artık bizi.

Bir sonraki yazımızda buradan devam edeceğiz.

<p>Denizli'nin önemli pamuk üretim merkezlerinden biri olan Sarayköy ilçesinde 67 bin dekar alanda e

'Beyaz altın' hasadında sona yaklaşılıyor

Türkiye'nin tek su altı deniz parkı! Yıldızkoy'da mikroplastik tespit edildi

6 Aralık 2023 ŞOK aktüel ürünler kataloğu

Merapi Yanardağı kül püskürttü! Patlamalar nedeniyle 11 dağcı hayatını kaybetti