• $7,4126
  • €9,0363
  • 441.833
  • 1542.45
21 Mayıs 2012 Pazartesi

Cılız fiske

Serdar Akinan
Serdar Akinan
YAZARIN SAYFASI

Kıymetli hoca ne demişti? 'Kimse yeni anacaddeler açtığı iddiasıyla bu ülkenin ara sokaklarını kapatma hakkını kendinde bulamaz! Bulmamalıdır. Bulamamalıdır.'
Sanat ve muhafazakarlık üzerine son yılların en kudretli eleştirisini iktidara yönelten Dücane Cündioğlu'nun dikkat çektiği aslında kültürel ve ahlaki çöküşümüze dairdi.
'Cumhuriyetin kurucu kadroları Şeb-i Arus törenlerini özelleştirdi de n'oldu? O garipler yıllarca kendi gönül aynalarının üzerinde raksettiler' derken muhatap kimdi?
Şu aşağıdaki cümlelerdeki eleştirileri kim üzerine almalı Allah aşkına!?
(...)
Birer bina zannettikleri sözümona tekkelerin kapılarına kocaman demir kilitler asıldı diye, başı kendiyle belada olan dervişler öylece susup neşideler söylemekten vaz mı geçtiler? Asla! Bilakis bazen kırlarda, bazen kuytu köşelerde, bazen de ana caddelerin ortasında hem de zaptiyelerin gözü önünde, için için zikrettiler.
Yüksek sesle 'Hakk!' dediler.
Lakin ham ervah öncesini duymadı.
Ene'yi. Ben'i. İnsan'ı.
- 'Muhafazakar estetik ve muhafazakar sanat normlarını ve yapısını oluşturmak gibi bir yükümlülük içindeyiz.'
Ne tuhaf değil mi, böylesine kesin ve güçlü bir retoriğe emanet edilmiş siyasi beklentiler, tarih boyunca hep karşılıksız kalmıştır.
Yıkılışlarının ardında cılız bir fiske vardır hepsinin de.
Bir fiskecik ve o hazin son!
İşte o fiskecik: Önce vakıa, sonra bahs u nazar.
Yani kuram, olgudan önce gelmez!
Hoşunuza gitmeyebilir ama ne yapalım, yaşam diyalektiğinin yasası bu! Olgu ortaya çıkmadan evvel norm oluşturmaktan, yapılar meydana getirmekten söz etmek kolaydır, yapmaksa zor değil, -sanılanın aksine- olanaksızdır.
İster istemez bu mucizeyi 'yükümlülük içindeyiz' şeklinde bir çoğul kipine taşıtma mecburiyeti vardır. Bir beklentiyi önce ödev haline dönüştürmek. Sonra bir karara. Sonra bir buyruğa. En nihayet yasaya.
Yükümlülük yasalaşınca, yasadışılık ortaya çıkar: Suç ve tehlike.
Farklılıklar tehlike olarak algılanır. Toplumsal her tehlike cezalandırılması gereken bir suç vasfı kazanır. Cezalandırılması, yani yok edilmesi gereken bir cürüm.
O 'normlar oluşturmak yükümlülüğü' yok mu, ah, ne de acımasız bir çehre kazanır vicdanın yaralandığı o elim dönemlerde? Bir çırpıda kıyıcılığa dönüşür, ülkenin zaten zor yetişen zekalarının üzerine çarpılar çizme kolaycılığına. Darbe hazırlıklarına özgü fişleme dedikleri o lanet işleme. Bürokratik teröre. Sistematik ve hiyerarşik tasalluta.(...)
Bazen söz tükenir. Öylesi günlerden geçiyorum.
Uludere'de düştükleri durumu böylesi bir pişkinlikle utanmadan hala savunabilmelerine...
Suriye'de, Bağdat'ta Müslümanların Türkiye'ye; bize beddualar yağdıracak hale getirilmesine...
Bu ülkenin onurlu  fikir adamlarına reva gördükleri muameleye...
Bu ülkenin emekçilerine yönelik tavırlarına...
Adalet, sağlık, eğitim ve güvenlikte söylediklerinin pratikte tam tersini yapmalarına...
Yani düpedüz ve alenen yalan söylemelerine...
Bu kadim toprakların ne bereketli ovalarına, ne yüce dağlarına, ne berrak derelerine ne de birbirinden güzel insanlarına aldırmadan, bir zerre nasiplenmeden, türkülere, ilahilere, dengbejlere, nefeslere sırtını dönüp; böylesi sinsi ve hasmane bir tavır içinde olmalarına edebilecek sözüm kalmadı...
Bu vahim ve utanç verici tablonun paydaşlarını ne omuzlarındaki yıldızlar, ne işgal ettikleri koltuklar azade kılar.
Bir cılız fiske yeter! Yukarıda Dücane Hoca'nın satırlarını bir kez daha okuyun.
İktidardakiler, ister yargı mensubu, ister paşa, ister politikacı, ister sermayeden olsun.
O cılız fiske tarih karşısında size vurulmuştur.
Ayakta kalma imkanınız yok. O hazin son nasıl ki öncekileri bulduysa sizi de vuracak.
Musa değil, Firavun oldunuz.

<p>CHP’nin yayın organı Halk TV’de program sunan Özlem Gürses MHP lideri Devlet Bahçeli&

Sağlık Bakanlığından Halk TV sunucusu Özlem Gürses'e yalanlama: Öyle bir personelimiz yok

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

En kötü yıl gerçekten 2020 mi? Bilim insanları, 536 yılına işaret ediyor

Rusya'da binlerce kişi sokaklara döküldü!