• $13,6201
  • €15,2126
  • 787.075
  • 1997.69
14 Ocak 2017 Cumartesi

Millet iradesinin kurumsallaşması

15 Temmuz da yaşanılanlar, aslında Türkiye’nin en temel ihtiyacıyla hepimizi yüzleştirmiştir. Bu temel ihtiyaç; ülkenin tüm kurumlarının yerli ve milli karakter kazanarak, balıkçı ağı gibi birbirine bağlanarak, hiçbir ihanet şebekesinin, iradesi millete bağlı olmayan hiçbir kadro hareketinin, vesayet anlayışının yerleşemediği yeniden inşa sürecinin hızla tamamlanmasıdır.

15 yıldır, güçlü liderliğin halkla kurduğu dolaysız ve kuvvetli bağla gelinen seviyenin kurumsallaşma ihtiyacı ertelenmez zorunluluktur. Tam bu noktada kişiye bağlı, o kişinin üstün meziyetlerine, karizmasına ve başarılarına odaklı kalınmaması ve elde edilen başarıların kalıcılaşması ve süreklileşmesi için ülkenin yönetim modelinin, sisteminin reforma tabi tutulması gerekmektedir. Bu reform ihtiyacı; her şeyden önce millet iradesini esas alan, onun merkezinde ve hükümranlığında kurumsallaşma eksikliğinin giderilmesine dayalıdır.

TBMM Genel Kurulu’nda görüşmeleri ve oylaması devam eden 18 maddelik anayasa değişikliği bu ihtiyacın karşılanmasına yöneliktir. Doğrudan halkın belirlediği yürütme ve yasama erkiyle devlet-millet bütünleşmesinin arasına hiçbir aracı kurumu, vesayet unsurunu ve bürokratik tekelleşmeyi sokmadan oluşacak olan yeni sistem; muhtemel hükümet krizlerini sistem ve rejim krizlerine dönüştürme potansiyeli taşıyan mevcut parlamenter görünümlü vesayet düzeninin sona ermesini sağlayacak.

Şu anda yürütmenin tamamen tahakkümü altındaki yasama organının bağımsız davranabilme imkanı yoktur. TBMM de yapılan kanunların tamamına yakını, hükümet tasarısı olarak gelenlerdir. Oysa yeni sistemde kanun teklif etme yetkisi milletvekilindedir ve yürütme yasa teklifinde bulunamayacaktır. Yürütmenin başı olarak cumhurbaşkanı ise yeni sistemde; mevcut anayasanın 105 maddesindeki kararname çıkarma yetkisi daraltılarak, sadece yürütmeyi ilgilendirecek konularda, anayasa ve kanunla düzenlemesi gerekli olan alanlar dışında kararname çıkarabilecek. Bu kararname, kanunla çelişmeyecek ve kararnamenin içeriğiyle ilgili kanun çıkarılacak olursa bu kararname geçerli olmayacak. Bu haliyle de yasama, yürütme üzerinde kanun teklif etme ve yapma gücü eliyle ayrıca bir denetleme fonksiyonu daha kazanmış olacak.

Partili cumhurbaşkanlığı konusunda yapılacak değişiklik ise, aslında mevcut sistemde başbakanın konumuyla aynı hale gelmesidir. Bugün başbakan hem partili, hem genel başkan hem de yürütmenin önemli bir icracısı olarak, nasıl ki ona oy veren vermeyen, aynı partiden olan olmayan herkesin başbakanı olma sorumluluğu ve yansızlığıyla kamu hizmeti yapmak zorundaysa, yeni sistemde de cumhurbaşkanı aynı sorumluluk ve yansızlık içinde kamu hizmetini yapmış olacaktır. Üstelik yürütmede çift başlılık ortadan kalkacak ve tek elden hızlı, dinamik ve milletin iradesini hiçe sayan bürokratik tüm takozlardan arınacaktır. Bu durum devlet mekanizmasının kurumsallaşmasına, kişilerin kim olduğuna göre değil, devlet kurumlarının millet esasına ve çıkarına göre işlemesi esasına göre yapılanması anlamına gelmektedir. Askeri darbelerle yapılmış olan anayasaların hakim anlayışı; millet iradesine, egemenliğin asıl kaynağı olan millete rağmen adeta zaptiye işlevi gören bir düzeni ve ruhu benimsemiş olmasıydı.

Bu ruh dağıtılıyor. Vesayet rejimi anlayışı ortadan kalkıyor. Yargının bağımsızlığına, tarafsızlık ilkesi de eklenerek, millet adına tüm kurumlar kolayca ele geçirilebilir olmaktan, dış müdahalelere açık olmaktan kurtuluyor.

Ancak bu anlayışın yerleşik hale gelmesi için milletçe tunç olmamız temel şart. Yoksa FETÖ ihanet şebekesinin maşalarıyla kaos planı olarak bu ülkeye yaşatılmak istenen 15 Temmuz’u, “kontrollü darbe” diyerek FETÖ ağzıyla konuşan bir anlayışa güven duymamız mümkün değil.

<p> </p>

Kamu işçisinin maaşı ne kadar artacak?

Polisleri şaşkına çeviren suçluların ilginç fotoğrafları

dünyanın en zor testi olduğu iddia edilen dikkat testi! Sosyal medyayı salladı

Limonu mikrodalgada 20 saniye ısıtırsanız... Bakın nasıl bir etkisi var