• $13,6168
  • €15,307
  • 793.853
  • 1951.17
2 Aralık 2016 Cuma

Gerçek liderlik...

Dünya siyasi atmosferinin oksijeni her geçen gün daha fazla tükeniyor. Hak hukuk ve adalet değerleri etkisizleştirilerek, haksızlıklara, mağduriyetlere ve mazlumlara kalkan olmaktan, umut olmaktan süratle uzaklaşıyor.

Gücünü hiçbir sınır tanımaksızın maksimize etmeye çalışanların elinde dünya geleceğini tüketiyor. Terör sarmalı devletlerarası güç mücadelesinden besleniyor, milletler arası ortak yaşam alanları, üretilen yapay çelişkilerle daraltılıyor. Şiddet ve çatışma atmosferinden çıkar devşirmenin yolu yeğleniyor.

Bugün dünya siyasal atmosferinin çatısı kaybolmuş durumda. Dünya siyasal ortamının, düzen içinde işleyişine imkân verecek, uluslararası düzeyde eşit bir temsiliyet sağlayarak hak, hukuk ve adalet terazisini etkin kılacak bir çatı örgütlenmesine duyulan ihtiyacı bugünkü Birleşmiş Milletler (BM) yapısı asla sağlamıyor. Beş aktörün kendi çıkarlarına göre kilitlediği yapıya uluslararası sistem denilemez. Bugün uluslararası sistemin adı yok, işlevi yok, belli bir düzene dair tarifi yok.

Tam bir siyasi türbülans hakim durumda. Güçlünün hukukunun dayatıldığı sistemde sistemden değil, ancak sistemsizlik krizinden söz edilebilir. Bu kriz mazlumlar üzerinden aslında tüm insanlığı tüketiyor.

Köreltilemeyen, dizginlenemeyen, doyurulamayan çıkar oburluğu, başkalarının kaynaklarına el koyma, hükmetme refleksinin ürettiği azgınlık, yüzyıllık seyrini sürdürebilmenin peşinde. Bu azgınlık, dün olduğu gibi bugün de kaynak bolluğuna sahip olan belli coğrafi alanlarda yoğunluk kazanıyor.

Kuzey için Güney, Batı için Doğu, Merkez için çevre ülkeleri zengin kaynakların üzerinde otursalar da bu kaynakların bir türlü asıl sahipleri olamamanın girdabında şiddetin coğrafyasına dönüşüyorlar. Bu geniş bereketli coğrafyanın en geniş kısmını İslam coğrafyasını oluşturuyor. Bütün azgın çıkar projeksiyonları İslam coğrafyasına yöneliyor.

İslam coğrafyasının hak, hukuk ve adalet temeline dayalı cevherinin açığa çıkmaması, işlenmemesi ve dünyaya barış için bir umut olmaması için üstüne çekilen yapay etnik ve mezhepsel çelişkilerle örülmüş gerilim örtüsünün üzerinde terör maşaları, tüm dünyanın umutsuzluğa, teslimiyete ve düzensizliğe boyun eğilmesinin kirli aracılığını üstleniyor.

Bugün tüm bu meselelerin yerleşik hale gelmesi önleyebilmek, başka bir dünyanın mümkün olduğunu ispatlayabilmek adına kendi sonunu da hazırlayan bu azgınlığa karşı durabilecek, çağın gerekleriyle uyumlu, insanlık adına kaygı taşıyabilen, sadece zihninin değil yüreğinin de devrede olduğu vicdan sahibi, cesur bir önderliğe, liderliğe ihtiyaç var.

Gerçek liderlik; çağ açıp kapayabilmek, hürriyet ve bağımsızlık sembolü olabilmek, sömürgeciliğe, köleliğe, ayrımcılığa, ırkçılığa ve zulme karşı inançla, dirençle karşı durarak tarih yazabilmektir.

Kabul edilmelidir ki, özellikle Batı dünyası bugün ciddi bir liderlik krizindedir. Zihni ve yüreğiyle birlikte davranan, vicdanını ıskalamayan, yenilikçi, dönüştürücü, kalibresi yüksek ve tarihe insanlık adına not kaydettirebilecek bir liderlikten yoksunluk, Batı’nın sömürgeci ve ötekileştirici olmak üzere iki sorunlu damarının köreltilememesine de neden oluyor.

Tüm mazlumlara ve mağdurlara ses ve nefes olmaya çalışanlar bugün çağın; en ileri, en çağdaş, en demokrat, en insani en özgürlükçü, en adil, en karakterli liderliğinin tarif ediyor.

Ve Türkiye tüm mağdur ve mazlumların sesi ve nefesi olmak ve bunun için dünyanın beşten büyük olduğunu vurgulayarak, etnik mezhep tuzağına düşmeden insanlık adına yeni bir çağın, yeni bir evrenin öncüsü olmayı en güçlü liderliğiyle dosta düşmana göstermek istiyor.

Ve Türkiye, lideriyle dünyaya çağrı yapıyor…“Gelin insanlığımıza sahip çıkalım” diyor…

<p> </p>

İBB karla mücadelede neden sınıfta kaldı?

Çay tiryakilerine kötü haber! Öyle bir zararı var ki...

Bizi böyle kandırıyorlarmış! Tüm hileleri ortaya çıktı

Çıngıraklı yılanın kuyruğunda bakın ne var!