• $9,6153
  • €11,2367
  • 553.564
  • 1479.93
12 Kasım 2016 Cumartesi

ABD’nin 45.Başkanı Trump’ın şaşırttıkları…

ABD’nin 45. Başkanı Donald Trump oldu ve birçokları için büyük şaşkınlığa yol açtı. Yanılanların ve kaybedenlerin çok olduğu bir Amerikan başkanlık seçim sonucu yaşandı.

Özellikle Amerikan medyası kaybedenlerin başında geliyor. Hillary Clinton lehine öylesine çırpındılar ve öylesine açık olarak taraf olup, yanıltıcı kamuoyu araştırmalarıyla oy çelmeye çalıştılar ki, daha önce görülmemiş bir tabloya imza attılar. Cumhuriyetçilere yakınlığıyla bilinen medya kuruluşları bile Trump’a mesafeliydiler. Nitekim Cumhuriyetçi partinin bazı önemli simaları Trump karşıtlığıyla medya muhalefetini daha da pekiştirmiş oldular. Ama başaramadılar. Trump’ın başkan olmasını engelleyemediler. Çünkü Amerikan toplumuna sirayet etmiş yapısal sorunlar var ve bu sorunları dile getiren ve bugüne değin tanık olunmadık çarpıcı sözler söyleyen Trump’a bir kısım seçmen tereddütsüz bir kısım seçmen ise mahcubiyet duyarak da olsa oy vermeyi yeğledi. Zira medya eliyle öyle bir bombardımanla algı oluşturulmak istenmişti ki, Trump kimliğinin başkan olarak benimsenmesi utanç vesilesi sayılmalıydı. Ama halkın önemli bir kesimi, oluşturulmak istenen bu algıya teslim olmadığını gösterdi.

ABD’nin bu dönem yaşanan başkanlık seçim süreci, partilerin aday adaylık evresinden itibaren önemli sorgulamalara yol açan bir siyasi iklimi ortaya çıkardı. Demokratların aday adayı Bernie Sanders; “ ABD’de de başkanlık seçiminde büyük şirketlerin, lobilerin, özel çıkar gruplarının finansman destekleriyle halkın değil onların başkanlarının seçildiği ve dolayısıyla kendisinin değil, Hillary Clinton’ın demokratların adayı yapılacağını bilerek bu sürece dâhil olduğunu” sık sık vurguladığında, bu söylem Trump’ın adaylık pozisyonuna olumlu olarak yansıdı. Çünkü Trump da; “ben hiç kimsenin para desteğine ihtiyaç duymuyorum. Kampanyamı kendi imkanlarımla yapacağım” diyerek, aslında seçmenle doğrudan bağ kurabilmeyi başarmış oldu.

Trump, kampanya boyunca skandalları konuşularak ne kadar yıpratılmak istendikçe, açık olmaya, her şeyi kırıcı da olsa sahici bir dille ifade etmeyi tercih etti. Bazen aşırıya kaçtı, incitici, dışlayıcı oldu ama ne düşünüyorsa onu söyleyen aday profili çizdi.

Trump Amerika’nın yeniden büyük yapılması gerektiğini söyleyerek, tehlikeye işaret edip, Amerika’nın eski gücünde olmadığı ifade etmiş oldu. Bunun için yeniden ABD’nin güçlü bir şekilde istihdama dayalı üretim gücüne ağırlık vermesinin gereğini sık sık vurguladı ve kendisini, mavi yakalıların yaşam standartlarının gerileyişine çözüm odağı olarak konumlandırdı.

Trump, Obama döneminin ülkenin ekonomik ve sosyal sorunlarının yeterince çözülemeyenlerine yönelik yaşanan hayal kırıklıkları da hep dilindeydi ve halka bu kanaldan çok şey söyledi. En çok da; “bizim ne işimiz var Suriye’de Irak’ta biz kendi iç işlerimize bakalım” diyerek, Cumhuriyetçilerin geleneksel dış politika retoriğinin dışına çıktı.

Türkiye konusunda ise Trump’ın çizdiği profil ve yansıttığı anlayış, Hillary Clinton ile kıyaslandığında çok daha müspet idi. 15 Temmuz’un analizi ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın rolünü, Hillary Clinton ve Obama’dan çok daha isabetli bir biçimde ortaya koymuştu.

Buna bağlı olarak FETÖ elebaşının iadesi konusunda da Trump’ın başkanlığında daha fazla umut doğmuştur.

Bekleyip göreceğiz…

<p><span style='font-size: 1.6rem;'>Kültür ve  Turizm Bakanlığınca tarihi,  kültürel, mimari, ekonom

Beyoğlu dünya sahnesine çıkıyor

Kütahyalı marangoz ahşaptan susuz ceviz soyma makinesi icat etti

Günün en çok paylaşılan fotoğrafları (22 Ekim 2021)

Eren-13 operasyonları kapsamında 4 terörist etkisiz hale getirildi