• $32,53
  • €35,0565
  • 2433.54
  • 10471.3
15 Eylül 2022 Perşembe

Bir proje-devlet olarak Ermenistan ve nefret rejimi

İmparatorluk kuran milletlerle, imparatorluktan kopup uluslaşmaya çalışan etnik unsurlar arasındaki farkları sık sık vurguluyorum. İmparatorluk kurmuş milletler imparatorluk geçmişlerinden gelen kültürel, tarihsel, yönetimsel, zihinsel ve siyasal süreçlerin oluşturduğu birikimle millî-devletler çağına geçerken bir 'öteki'ye ihtiyaç duymadılar. Millî kimliklerini de milliyetçiliklerini de bir kurucu-öteki veya kurucu-düşman olmadan tarih içinde oluşturdular.

Oysa imparatorluklardan kopan etnik unsurlar ulus-devletleşme süreçlerinde kendi ulusal kimliklerini imparatorluk sahibi milletlere düşmanlık ilişkisi üzerine inşa etmişlerdir. Bu nedenle de imparatorluk sahibi milletlerin milliyetçiliğinden tamamen farklı bir şekilde etnik tonu yoğun bir kavmiyetçi ve ırkçı bir nefreti de beraberinde getiren bir uluslaşma süreci, düşüncesi ve psikolojisi ortaya çıkmıştır. Bu psikolojik ve sosyolojik eko-sistemin arkasında önemli oranda hissedilen bir aşağılık kompleksi ve bu kompleksin getirdiği bir kin ile nefret duygusu hemen göze çarpmaktadır.

İşte Türk İmparatorluğu'ndan kopan etnik unsurların kendi uluslaşma süreçlerini böyle bir Türk düşmanlığı üzerine inşa etmeleri bundandır. Mesela bu durumu Yunanlarda, Sırplarda, Bulgarlarda ve Ermenilerde görmek mümkündür. Sürekli kendini ispat etmek için ebeveynle kavga halinde olan ve bireyselliğini böyle inşa etmeye çalışan bir ergenlik hâlini andıracak bu pasif-agresif psikolojinin işaretlerini çeşitli hadiselerle görmek mümkündür.

Tam da batımızda Yunanistan bu kompleksli hâlin işaretlerini verir, uçaklarımıza radar kilitler, ticaret gemilerimize ateş açar, Batı Trakya Türklerine yönelik en temel insan hakları ihlallerinde bulunurken birdenbire önceki gece yarısı doğumuzdaki Ermenistan'dan alçakça ve düşmanca bir saldırı ile karşılaştık. Ancak PKK gibi terör örgütlerinin yapabileceği tarzda bir terör saldırısını andıran bir saldırıyla Azerbaycan ordusundaki Mehmetçiğe saldırıp 50 askerimizi şehit eden bu zavallı yapı gereken cevabı fazlasıyla aldı. Şehitlerimizin kanı yerde kalmadı.

Daha iki sene önce Türkiye'nin destek verdiği Azerbaycan ordusu karşısında perişan olan, işgal ettiği toprakların çoğundan kaçmak zorunda kalan Ermenistan'ın tam da en büyük koruyucusu olan Rusya Ukrayna'da sıkışmışken böyle bir deliliğe girişmesi âdeta bir intihar saldırısını andırıyor. Kuklacıların elindeki bir kukla gibi davranan bu yapıdan bahsederken gerçek anlamda bir devletten bahsetmek zor. Bir yandan Sovyet sonrası dönemde Rusya'nın etki sahasında kalan, ciddi oranda Rus askerî unsuru barındıran öte yandan da diaspora üzerinden ABD ve Fransa'nın müdahaleleriyle yönlendirilen bu yapının bu kadar kolay bir şekilde etkiye açık olması aslında devlet geleneğinden, teşkilatlanmasından, siyasal kültürden yoksun bir yapay, proje-devlet olmasından kaynaklanıyor.

Sonuçta daha 100 sene öncesine kadar Türklerin çoğunlukta olduğu bugünkü Ermenistan topraklarında Türkiye ile Azerbaycan ve Türk dünyasının arasında sokulmuş bir hançer gibi kurdurulmuş bir Hıristiyan devlet projesinden bahsediyoruz. Yani Ortadoğu'da İsrail nasıl bir proje devletse; Balkanlar'da Yunanistan, Kafkaslar'da da Ermenistan benzer bir proje devlettir.

İşte böyle bir proje devlet söz konusuyken projenin kendisi de projenin sahiplerinin kontrolünde hareket etmek durumunda kalıyor. Kendi çıkarlarının bile aleyhinde neticeleneceği belli bile olsa pişman olacağı şeylere cüret edebiliyor. Paşinyan'ı pasif, etkisiz, savunmacı bulan Koçaryan ve Sarkisyan gibi muhalif Ermeni aktörler de bu saldırganlık politikasına yönelik bir kamuoyu baskısı oluşturmakta zorlanmıyor.

Kendi ulusal kimlikleri ve hatta politik meşruiyet zemini Türk düşmanlığı ekseninde oluştuğundan emperyalist efendilerin kendilerini Türkiye ve Azerbaycan'a düşmanlık yapmaları için yönlendirmelerine Ermenilerin de önemli kısmı ses çıkarmıyor bilakis kukla devlet olmaya gönüllü oluyor. Bu nedenle de Ermenistan devleti de halkı da böyle bir nefret rejimi ile kolayca yönlendiriliyor ve Ermeni siyasal aktörlerde Türk nefreti en önemli meşruiyet kaynağı olabiliyor.

Buna mukabil bu satırları kaleme aldığım Azerbaycan'da Ermeni terörizminin düşmanca saldırılarına karşı devletiyle, toplumuyla, aydınıyla, sanatçısıyla Azerbaycan Türkleri tek ses, tek yürek bir millî yumruk hâlinde bulunuyor.

Türkiye'nin eski Türkiye; Azerbaycan'ın eski Azerbaycan olmadığını düşman her saldırısında acı acı görüyor.

<p>Edinilen bilgiye göre, ismi öğrenilemeyen şahıs, uyumak için otogarın mescidine girdi. Üzerinden

Otobüs terminalinin mescidinde ölü bulundu

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!