• $32,5305
  • €35,0005
  • 2433.98
  • 10471.3
1 Eylül 2022 Perşembe

Türkiye'nin düşmanları kim?

Batılı emperyalistler Türk İmparatorluğu'nu parçalayıp önemli bir kısmını istila ederken 1000 yıldır Türklerin hükmettiği Ortadoğu coğrafyasını Türklerin tekrar ele geçirmemesi için bazı zihinleri de istila etmeyi ihmal etmemişlerdi. 1. Dünya Savaşı sürecinde çoğunluğu Hıristiyanlardan ve Vehhabîlerden oluşan küçük bir azınlığın haricinde Arapların ciddi oranda Türkiye'nin yanında durmuş olması unutturuldu ve Türkiye'de Arap düşmanlığı körüklendi. O kadar ki yüz binlerce Türk'e mezalim yaşatmış, işgallerde bulunmuş Yunanlara ve Ermenilere sempatik bakılması, Araplara da düşmanca bakılması için sistematik bir kültür inşa edilmeye çalışıldı. Hâlbuki bugün büyük oranda mezhepçi bir otoriterlik refleksi ile halkını ağır silahlarla katleden Türk düşmanı Esad da Arap; büyük oranda Türkiye'ye sempatiyle bakan Suriye halkı da Arap. Tabii Türkiye'de Arap düşmanlığı bina edilirken bir yandan da sömürge yönetimleri ve Baas Rejimleri aracılığıyla da Arap ülkelerinde bir Türk düşmanlığı yerleştirilmeye çalışılıyordu.

Suriye İç Savaşı döneminde kendi devletinin ağır silahlarıyla mezhepçi bir kırıma maruz kalan Suriye halkına kucak açan Türkiye olmuştu. Arap, Türkmen, Kürt demeden; her etnik gruptan, mezhepten ve hatta dinden mazlumlara ev sahipliği yapması ile birlikte Türkiye tarihe geçecek bir insani sorumluluğu da üzerine almıştı. Öte yandan uzun süredir Türkiye'de bir etnik çatışma veya iç savaş ortamı provoke etmek isteyen ama hüsrana uğrayan örgütlü kötülük tarafından bu süreç yeni bir iç huzursuzluk yaratma fırsatı olarak görüldü ve hemen her gün yalan haberlerden oluşan sistemli bir dezenformasyonla Türkiye'de sığınmacı karşıtlığı tezgahlanmaya çalışıldı.

PKK'nın siyasi şubesiyle aynı seçim ittifakında yer alırken, aynı masaya oturdukları ittifak ortakları açıkça Türk milletine karşı HDP'nin, Yunanistan'ın, Ermenistan'ın, Esad Rejimi'nin ve ABD emperyalizminin sözcülüğünü yaparken hatırlamadıkları Türklüklerini söz konusu sığınmacılar olduğunda bir anda hatırlayanlar oluyordu. Hâlbuki çoğu Türkiye'ye gelenlerin aile mensuplarından ve önemli bir kısmı da Türkmen tugaylarından oluşan Suriye Millî Ordusu ise bu süre boyunca bu örgütlü kötülüğün ittifak ortağı olan terör örgütü PKK/YPG ile mücadele ediyor, şehitler veriyor ve Türk Ordusu'nun daha fazla zayiat vermesine engel oluyordu.

İçinde bulunduğumuz yaz aylarında ise Türkiye'ye karşı yapılmak istenen şey başka bir aşamaya geçti. Çok uzun yıllardır her türlü darbe girişimi, ekonomik savaş ilanı, spekülasyonlar ile çökertilmeye çalışılan Türk ekonomisi çökmemiş dahası da özellikle bu yaz turizm gelirleri pandemi öncesi seviyelerine çıkmıştı. Bunu görenler ve seçim öncesi Türk ekonomisini daha fazla tökezletmek isteyenler, Türk turizmini baltalamaya yönelik sistematik bir çalışmaya girdi.

Daha Suriyeli sığınmacı ile Arap turisti bile birbirinden ayırt edecek zekâdan ve bilgiden yoksun bazı sosyal medya kuklaları aracılığı ile başlatılan sistematik bir dezenformasyon kampanyası ile Türkiye'ye gelen Arap turistlerin gelişleri engellenmek isteniyordu. Türkiye'de esnaf, sanayi, turizm sektörü ve pek çok yan sektör bu turistlerden memnunken ve ayrıca Londra ve Paris'in caddeleri Arap turistlerle doluyken; İngiltere ve Fransa'nın pek çok sektörü de bu turistlerle ayakta duruyorken bu turistleri diğer ülkelere kaçırmak isteyenlerin niyeti ortada. Üstelik bu akıma kapılıp turistlere çeşitli tacizlerde bulunanların cehaleti öyle bir seviyede ki İspanyol gazeteciyi Suriyeli sığınmacı zannedip saldıranlara, bir Türk'e Suriyeli diye linç girişiminde bulunanlara bile rastlanıyor.

Biz Türklerin kılıç hakkıyla, kanını dökerek alıp vatan yaptığı Türkiye'nin demografik kimliğini ve bütünlüğünü korumak istemesi ne sığınmacı düşmanlığından ne de ekonomimize bir sabotaj girişimi olan Arap turist karşıtlığından geçiyor.

Hazır konu açılmış ve örgütlü kötülükten bahsederken, geçtiğimiz günlerde eski bir muhalefet partisi milletvekili bir plajda kendisine su sıçratan Azerbaycan Türk'ü bir turist çocuğa "defolun memleketinize" diye bağırmış; annesinin de üzerine yürümüştü. Bu Türk düşmanına, bu insanlık düşmanına burasının Ermenilerin değil Türklerin memleketi olduğunu hatırlatmakla yetineceğim.

Türklerin şahsiyetine, tarihine, kültürüne ve değerlerine yakışır şekilde davranmak her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşına nasip olmuyor demek ki.

<p>Edinilen bilgiye göre, ismi öğrenilemeyen şahıs, uyumak için otogarın mescidine girdi. Üzerinden

Otobüs terminalinin mescidinde ölü bulundu

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!