• $32,531
  • €35,0225
  • 2433.75
  • 10471.3
8 Eylül 2022 Perşembe

Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler…

Devletin başarılı stratejisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Batı tehditlerine karşı tavizsiz kararlılığı, Mehmetçiğin ve emniyet mensuplarının kahramanlığı ile Diyarbakır'da nasıl insanların yaşama hakkının teminat altına alındığından pazartesi günkü köşemde bahsetmiştim. Terörizmin mağlup edilmesiyle Diyarbakır'da nasıl bir demokrasi ve barış havasının hâkim olduğuna değinmiş; Diyarbakır sokaklarının cıvıl cıvıl olduğunu, şehrin tarihî ve kültürel zenginliğiyle bilinen mekânlarının ziyaretçi akınına uğradığını anlatmıştım.

Mesela yakılan yerlerden biri tarihi Kurşunlu Camii'ydi. Çaldıran Savaşı sonrası yapılmaya başlanmış olan güzeller güzeli camiyi yakan medeniyetten nasibini almamış PKK'lılar akılları sıra Yavuz Sultan Selim Han'dan da intikam alıyorlardı. Bugün restore edilen cami, barbarların şehirde ezilmesiyle birlikte ziyaretçilerle dolup taşıyor.

Bu canlı organizmaların yaktığı bir diğer kültürel merkez ise Ziya Gökalp Müzesi'ydi. 1876 yılında Ziya Gökalp'in doğduğu ev; uzun süre önce müzeye dönüştürülmüştü. İmparatorluk mensubu bir Diyarbakırlı olarak etnik kimlikleri aşan bir Türk milleti tanımı yapan, Türkiye'nin milli-devletleşmesi sürecinde ve Türk milliyetçiliğinde bir teorisyen olarak kurucu bir role sahip olan Ziya Gökalp belli ki bu teröristlerde ve onların efendilerinde büyük bir acı bırakmıştı. İşte bunların barbarlığı neticesinde yakılan ve sonrasında onarılan Ziya Gökalp Müzesi bugün Diyarbakır'da terörizmin mağlubiyetinin ve medeniyetin zaferinin bir simgesi olarak parlıyor.

Bu satırları kaleme aldığım Diyarbakır'da ise esas çok daha büyük bir tarihî hadise yaşanıyor. Evlatları PKK'nın elinde olan kadınlar terör örgütünün siyasi şubesinin önünde bundan tam 1100 gün önce büyük bir direnişe geçmişti. Önce tek bir anne ile başlayan eylem sonrasında diğer kadınların da katılmasıyla tarihî bir sivil toplum hareketine, PKK'nın bölgedeki faşizan korku imparatorluğuna karşı bir meydan okumaya dönüşmüştü.

Bu durum yakın zamana kadar akla hayale gelmeyecek bir durumdu zira PKK kendisine karşı çıkan her türlü sesi susturmuş, katletmişti. İşte PKK'ya meydan okuyan bu kadınlara cesaret veren ortam kuşkusuz devletin askeriyle, polisiyle, istihbaratıyla, savunma sanayisiyle yani tüm imkânlarıyla terör örgütünü ezip geçmesiyle oluşmuştu. Yine de Diyarbakır'daki anneleri evlatları üzerinden tehdit etmeye devam edenler bizzat o annelerin önünde eylem yaptığı PKK uzantısı gayrimeşru partinin mensupları olmuştu.

İşte biz de Medya Platformu ve MİSMED Sosyal Medya Derneği'nin düzenlediği, Prof. Dr. Adem Palabıyık'ın koordinatörlüğünü yaptığı "Evlat Nöbeti Çalıştayı"na katılmak üzere bulunduğumuz Diyarbakır'da, mensuplarının bizzat evlatlarını kaçırdığı (sözde) partinin il başkanlığının önünde, Türk bayraklarıyla dolu çadırlarında direnişe geçen Diyarbakır annelerini ziyaret etme fırsatı bulduk. Annelerin her birinin anlattığı hikâyeler büyük acılar barındırıyor. Ancak bu hikâyelerin her birinde ortaklaşan bir unsur var ki çocukların PKK'ya götürülme sürecindeki esas rolü bölgedeki sözde partinin mensuplarının oynaması. Hatta o kadar ki daha fazla çocuk götürenin ödüllendirilerek milletvekili yapıldığından bile bahsediliyor. Zaten o nedenle başka bir yerde değil de bizzat uzantının Diyarbakır İl Binası önünde bekliyorlar.

Peki, bu büyük demokratik, sivil kadın hareketine; terör örgütü karşıtı bu cesur duruşa Türkiye'nin muhalefet partileri ne kadar destek veriyor? Destek vermedikleri gibi görmüyorlar, işitmiyorlar hatta ara ara terör örgütü uzantılarıyla bir olup itibarsızlaştırma çalışmaları yapıyorlar. Zaten o terör örgütü uzantısının eski eş başkanını hapisten çıkarmayı, onlara bakanlık vermeyi vaat edenlerden ne beklenir? Peki, 6'lı masadaki sözde milliyetçiler, sözde İslamcılar, sözde liberaller, sözde solcular? Hepsi üç maymunu oynuyor. Özellikle milliyetçi olduğunu iddia edip yeni parti kuranların şu an tek derdi HDP ile olan fiilî ittifaklarının afişe olması.

Peki, Batı'nın medya ve kültür lobilerinin "seküler, cesur kadın" imajı üzerinde PR'ını yapmaya çalıştığı binlerce kadının katili PKK'nın bütün bu makyajını akıtan Diyarbakır annelerine Türkiye'nin kültürel elitleri ne kadar destek veriyor?

Mesela en kıytırık konularda bile sosyal medyada ve medyada kıyameti koparan Beyaz akademisyen, yazar-çizer, şarkıcı, komedyen oyuncu, manken tayfası?

Gözleri var görmezler, kulakları var işitmezler...

<p>Yer Hakkari'nin Yükseova ilçesine bağlı Kısıklı köyü.</p><p>260 haneli yaklaşık 1500 nüfuslu Kısı

Türkiye'de tek: İmece usulü kurban!

Etiyopya'da müzedeki dev kaplumbağa görenleri şaşırtıyor!

Dünya bizimkileri konuşuyor! ''Türkler mücevherine güvendi''

Milliler inanmış bir kere!