• $7,4159
  • €9,004
  • 445.824
  • 1569.35
20 Ekim 2011 Perşembe

Vergide iradi temsil

Metin Taş-Sezgin Özcan
Metin Taş-Sezgin Özcan
YAZARIN SAYFASI

Vergileme işleminin edilgen tarafı durumunda olan mükelleflere, mükellefiyetin doğası gereği başta vergi borcunun ödenmesi olmak üzere bazı ödevler yüklenmiş durumda. İlgili mevzuat uyarınca yerine getirilmesi gereken bu ödevlerin bizzat mükellef tarafından yerine getirilmesi esas olmakla birlikte tüzel kişilerde, küçük ve kısıtlılarda bu ödevler 'kanuni temsilciler' tarafından yerine getiriliyor.Kanuni temsilciler ve bunların yetki ve sorumluluklarına ilişkin olarak, Vergi Usul Kanunu ve Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'da açık hükümler bulunmasına karşın, isteğe bağlı (iradi) temsil konusunda herhangi bir hüküm yer almıyor.
TEMSİL VE VEKåLET
Kavram olarak temsil, bir kimsenin başka bir kişi nam ve hesabına işlem yapabilmesine olanak veren bir yetkidir. Bu yetkiye dayalı olarak temsilci tarafından yetki çerçevesinde yapılan işlemler hukuken geçerlidir. Temsil yetkisi kaynağını kanundan aldığında, 'kanuni temsil'; sözleşmeden aldığında ise 'iradi temsil' söz konusudur.
İradi temsilin dayanağını oluşturan vekalet, 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 386. maddesinde; 'vekalet, öyle bir sözleşmedir ki, onunla vekil, sözleşme uyarınca kendisine yüklenen işin yürütülmesini ya da üzerine aldığı işin yerine getirilmesini borçlanır' şeklinde tanımlanmıştır. 6098 sayılı Borçlar Kanunu'nun 502. maddesinde de; 'vekalet sözleşmesi, vekilin vekalet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir' denilerek aynı yönde düzenlemeye yer verilmiştir.
VEKåLET YOLUYLA MÜKELLEF TEMSİL EDİLEBİLİR Mİ?
Vergi mevzuatımızda iradi temsil konusuyla ilgili olarak özel bir düzenleme yer almıyor. Bununla beraber, VUK'un 8. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan; 'Vergi kanunlarıyla kabul edilen haller müstesna olmak üzere, mükellefiyete veya vergi sorumluluğuna müteallik özel mukaveleler vergi dairelerini bağlamaz' hükmünün yorumundan, iradi temsilin mümkün olduğu ancak vergi dairesi bakımından bağlayıcı olmadığı anlaşılıyor.
Öğreti ve yargı kararları da vergi hukukunda iradi temsilin mümkün olabileceğini ortaya koymaktadır.
Buraya kadar yapılan açıklamalardan da anlaşılacağı gibi, vergi mükelleflerinin iradi temsili açısından herhangi bir sorun bulunmuyor. Burada üzerinde durulması gereken nokta, uygulamada 'genel vekaletname' olarak bilinen alelade vekaletname ile mükelleflerin temsilinin yapılıp yapılmayacağına ilişkindir.
ÖZEL VEKåLETNAME GEREKLİ
Vekiller tarafından vergi dairelerinde mükellef adına yapılan işlemler sonucu; mükellef borçlanabilir, vergi dairesinden para tahsil edebilir, mahsup yapabilir veya mükellef adına ceza kesilmesini gerektiren durumlar ortaya çıkabilir. Başka bir deyişle, vekilin yapacağı işlemler mükellefin hukukunu doğrudan etkileyebilir. Dolayısıyla böylesine önemli bir konuda verilecek vekaletnamenin 'özel' olması gerekiyor.
Vergi idaresinin uygulamaları da bu yönde olup, vekaletnamelerde kullanılacak yetkinin kapsam ve sınırlarının açıkça belirtilmesi istenilmektedir. Gelir İdaresi Başkanlığı'nın vermiş olduğu bir özelgede;
'... Dilekçenizde belirttiğiniz işlemlere ilişkin olarak tarafınıza verilecek özel vekaletnamede; dosya hazırlama, tecil terkin ve mahsuben iade dilekçeleri vermeye yetkili kılındığınıza dair özel hüküm bulunması ve iadesi talep edilen veya mahsubu istenen verginin nev'i, miktarı ve dönemi gibi hususların da yer alması şartıyla tarafınıza verilecek vekaletname ile söz konusu işlemleri yapabilmeniz mümkün bulunmaktadır.
Ancak, düzenlenen vekaletnamede vekil tayin edilen kişinin azledilmesi halinde azil tarihi ile durumun vergi dairesine bildirildiği tarih arasında geçen süre içerisinde vergi dairesince yapılacak işlemlerden vergi dairesinin sorumlu olmadığına ilişkin bir şerhin yer alması gerektiği tabiidir.' görüşü ortaya konuluyor.
Görüldüğü gibi, vergi idaresi vekalet sözleşmesinin kabul edilmesi için; kullanılacak yetkinin kapsamı, şekli ve süresi konusunda ayrıntılı bilgiler içermesi yönünde görüşe sahip. Bu yönüyle, ortaya konulan görüşe katılıyoruz.
Ancak, yukarıda yer verilen özelgede yer alan; 'vekilin azline ilişkin şerhin' ayrıca istenilmesinin gerekmediğini düşünüyoruz. Geçerli bir özel vekaletname ile vekil tayin eden bir kimse, vekili azlettiğini vergi dairesine bildirme sorumluluğunu yerine getirmediği sürece, vekilin yapacağı işlemlerden doğal olarak sorumlu olacaktır. Bu noktada, vekaletnamelerde konuya ilişkin özel bir ibare olmamasının vekaletnamenin geçerliliğine halel getirmeyeceğini düşünüyoruz.

İşçiden alınan teminat senedi
ÖZELLİKLE işçinin işletme adına bazı malları uhdesine alarak sattığı bazı işkollarında, işverenlerin işçilerden teminat senedi almaları yaygın bir uygulama olarak karşımıza çıkıyor. Normal olarak bu senetlerin sözleşmenin feshiyle birlikte işçiye verilmesi gerekir. Ancak, kimi zaman bu senetlere dayalı olarak işçiler hakkında icra takibi yapıldığına da rastlanıyor. İşçi, zimmetinde olan mallara zarar vermediği sürece bu senetlerin teminat senedi olduğu; gerçek bir alacak olmadığı ispatlanabilir. Yine de, bu senetler düzenlenirken 'teminat içindir' notunun düşülmesini tavsiye ediyoruz.

Yurtdışı borçlanması için Türk vatandaşı olmak gerekiyor
ANNEM 17.03.1965 doğumlu ve 1976'dan itibaren Almanya´da yaşıyor. Türkiye´de hiç çalışmışlığı yok. 2005 yılından itibaren benim annem Alman vatandaşı. Türkiye´de emekli olabilir mi? Olabilirse hangi şartların altında olabilir? Muhammet Yanık
Yurtdışındaki çalışma süreleri ile ev hanımı olarak geçen sürerlin borçlanılabilmesi imkanı Türk vatandaşlarına sağlanan bir hak. İlgili yasaya göre, borçlanılacak sürelerde ve borçlanma başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmak gerekiyor.
Anneniz Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı mı oldu, yoksa Alman vatandaşlığı ile birlikte Türk vatandaşlığı da devam ediyor mu sorunuzdan net anlaşılmıyor.
Annenizin 1976'dan Alman vatandaşlığına geçtiği 2005 yılına kadar geçen süre için yurtdışı borçlanması yapma hakkı olmakla birlikte, Türk vatandaşlığından çıkıp Alman vatandaşı oldu ise, şu anda yani başvuru tarihinde Türk vatandaşı olmadığı için borçlanma talebi reddedilir. Eğer çifte vatandaşlık durumu söz konusu ise yurtdışındaki çalışma süreleri ile ev hanımı olarak geçen süreleri borçlanarak emekli olması söz konusu olabilir.

GÜNÜN SÖZÜ
'Düşünmeden okumak köreltir; okumadan düşünmek yanıltır.' Confucius

<p>Son yıllarda, teknoloji ile ilgilenenlerin sıklıkla duyduğu kavramlar arasında büyük veri (big da

WhatsApp'la kayıp giden 'Prozodimiz'

Türkiye'nin yeni nesil yerli silahları

Bakan Kasapoğlu, Samsun'da kano durgunsu parkuru inşaatında inceleme yaptı

Türksat-5A'nın alt sistem testleri tamamlandı